Skip to main content

Full text of "Altay Dilleri Kurami Osman Nedim Tuna"

See other formats


TÜRK DİLİ 



7 



1 .2. Altay Dilleri Teorisi 

Osman Nedim TUNA 

Altay Dilleri : 

Dilbilgisi edebiyatında bir 'dil ailesi' veya "topluluğu' için kullanılan bu adla, dar 
olarak (Türk, Moğol, Mançu dahil Tunguz), geniş olarak bunlarla birlikte Ko- 
re, ve kısa bir süreden beri Japon dilinin de yeniden katılması ile, beş dil kasde- 
dilir. Altay Dilleri bugün, Avrupa Kıtasının iki katına yakın genişlikteki bir alanda, iki 
yüz doksan iki milyon kişi tarafından konuşulan büyük bir blok teşkil eder. 

Altay Dillerinin Konuşulduğu Yerler : 

Batı sınırları, yükselen üç basamak halinde Ege Denizi, 25° doğu boylamı, Kaf- 
kasya'da Kura nehrinden Volga'nm ikinci dirseği hizasına kadar 45° doğu boylamı, 
ve Angara - Yukarı Tunguzka'nın kavuştuğu yerden denize döküldüğü yere kadar 
Yenİsey (kabaca 85° doğu boylamı); kuzey sınırları, yine üç basamak halinde, Bal- 
kanlardan Kara Deniz'e ve Kafkas ortalarına kadar 43° kuzey enlemi, Volga'dan 
Yenisey'e kadar 57° kuzey enlemi, Yenİsey ve Katanga nehirlerinin ağızlarını bir- 
leştiren çizgi, Katanga'dan Kolima ağzına kadar Kuzey Buz Denizi (Kutup Dairesi- 
nin ve 70° kuzey enleminin üstündedir); doğu sınırları, Kolima ağzından Kamçatka 
körfezi altındaki Gizhtga şehrine kadar 160° doğu boylamı, Ohoç ve Vladivostok'a 
kadar Japon Denizleri; Amur nehrinin Zuya ile kavuştuğu yerden geçen ve Sarı Ir- 
mağın (Hwang Ho) büyük dirseği Ordos'u kuzey - doğusundan kesen çizgi; gü- 
ney sınırları, Mançurya'da, Amur ve onun bir kolu olan Usuri iie; daha aşağıda Or- 
dos güneyinden, Hazar'ın altında bir boşluk bırakarak Ak Deniz ve Ege Denizi'ne, 
25° doğu boylamına kadar, aşağı - yukarı 35.° kuzey enlemi olan ve kalın tabanı 
doğuya dönük, yatmış bir L şeklindeki geniş blok Türk, Moğol, Tunguz dillerinin 
alanıdır. Bu büyük alanın dışında, Sahalın adasında (Tunguz ve Türk topluluklar)), 
Balkanlarda 20° doğu boylamına kadar (Türk toplulukları), kuzey - doğu Sibirya'da 
Anadır körfezine kadar (180° doğu boylamı) (Tunguz toplulukları) ve güney - batı- 
da 25 ° kuzey enlemine kadar, Suriye, İrak, Iran, Afganistan'da (Türk, ve yalnız so- 
nuncusunda Moğol) ve daha başka yerlerde, irili - ufaklı adalar halinde, yine aynı 
diller konuşulur. Japonca, başlıca Japon adalarının, Korece, Kore Yarımadasının 
ve Yalu ırmağının kuzeyine taşarak Mançurya'ya kadar uzanan yerlerin dilidir. Al- 
tay Dilleri alanının yüz ölçümü 19.878.368 Km ? 'yi bulur. (bkz. şekil 1, harita) 1 

Bazı Rakam ve İstatistikler 2 : 

a. Altay Dilleri : 'Ailesi' (veya başkalarına göre 'topluluğu') Hind - Avrupa 
(bir buçuk milyardan fazia), Çin - Tibet (sekiz yüz elli milyondan fazla)'ten sonra 
dünya dil aileleri arasında üçüncü gelir. Geriye kalan 24 dil ailesinden yalnız üçü, 
yüz milyondan fazla insan tarafından konuşulur. Öbürlerinin çoğunu on milyonu bi- 
le bulmayan dil aileleri teşkil eder; bunlardan sonuncusunun nüfusu sadece bir- 
kaç yüz kişidir. Başka dil ailelerinin üyeleri ile karşı I aştı rıhrsa, bütün lehçe ve şive- 
leri ile Türk Dili (116 102 650) Çin, Hind, Roman, Cermen, Slav, Arap ve 
İndonezya dan sonra sekizinciliği alır. Moğol Dili (5 240 000) ilk 70 ve Tun- 
guz Dil Gurubu (161 000) ilk yüz üye dil arasına bile giremezler. Yeryüzünde, 




8 



TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 



yaşayan 2700 kadar dilden yalnız 74'ü 5 milyondan fazla insan tarafından konuşu- 
lur. Bütün ağızları ile Japonca (114 000 000), Mandarin, İngilizce, Hindus- 
tani, İspanyolca, Arapça ve Rusça'dan sonra, Portekizce, ve Alman- 

ca'dan önce dünyada yedincidir. Bütün ağızları ile Korece (56 792 000), Wu ve 
Mln (her ikisi de Çin'de)'den sonra, ve Telugu'dan önce 17. gelir. Bütün ağızları 
ile Türkçe (45 000 000 dan fazla), Telugu, Puncabi ve Ukrayınca'dan son- 
ra, Marathi ve Tamilca'dan önce olmak üzere 21. dir. Özbekçe (13 641 000) 
42., Tatarca (11 168 000) 47. Uygurca (10 478 000) 50. Azerice (9 581 000) 
53. ve Kazakça (6 752 000) 69 dur. Halha Moğolca (700 000 den. biraz: fazla) 
ve Tunguz Dil Gurubu'ndan Evenki (43 000 kadar) bu listede yer almazlar. 
Bu rakamları okurken 1978 yılında Birleşmiş Milletler örgütü'ndeki üye 'mil- 
let' sayısının 149. ve bunlardan ancak 55'inin nüfusunun 10 milyondan fazla, geri- 
ye kalan 60'ının 1 milyonla 10 milyon arasında, 34'ünün ise, sonuncusu birkaç bin 
olmak üzere, 1 milyondan az olduğu karşılaştırma için, hatırlanmalıdır. 

b. Altay Dillerini konuşanların (292 295 650 kişi) yüzde 16.94'u (49 520 650 ki- 
şi) Sovyetler Birliği'nde, yüzde 6.55'i (19 152 000 kişi) Çin Halk Cumhuriyeti'nde, 
yüzde 3.56'sı (1 1 310 000 kişi) başka ülkelerde ve" yüzde 62.65'i (212 313 000 ki- 
şi) -Tunguzlar hariç- kendi topraklarının bugünkü siyasi sınırları içinde, egemen 
olarak yaşar. Türkler'in yüzde 42.07'si (48 849 650 kişi), Moğollar'ın yüzde 10.97'si 
(575 000 kişi) ve Tunguzlar'ın yüzde 56.63'ü (96 000 kişi) Sovyetler Birliği'ndedir. 
Bunlar Sovyet nüfusunun (1978'de 258 950 000 kişi) 3 sırası ile, yüzde 18.86, yüz- 
de 0.22 ve yüzde 0.04 olmak üzere, hep birlikte yüzde 19.1 2'sini teşkil eder. Türk- 
ler'in yüzde 10.60'ı (12 310 000 kişi), Moğollar'ın yüzde 59.64'ü (3 125 000 kişi) 
Tunguzlar'ın yüzde 40.37'si (65 000 kişi) ve Korelilerin yüzde 6.43'ü (3 652 000 ki- 
şi) Çin Halk Cumhuriyeti'ndedir. 4 Bunlar, Çin Halk Cumhuriyeti nüfusunun 
(1978'de 865 000 000 kişi) sırası ile, yüzde 1.42, yüzde 0.36, yüzde.0.01 ve yüzde 
0.42 olmak üzere, hep birlikte yüzde 2.21 'ini karşılar. Bu ikisi dışında ve başka ya- 
bancı ülkelerdeki Türkler 11 310 0Ö0 kişidir ve bütün Türk nüfusunun yüzde 
9.74'üdür. Afganistan'da Moğolca konuşanların sayıları belli değildir. Buna göre, 
Türkler'in ancak yüzde 37.6'sı, Moğollar'ın 29.4'ü kendi egemen topraklarında ya- 
şadıkları halde, bu miktar Koreliler'de yüzde 93.6'ya, Japonlar'da yüzde 100.0'e 
çıkar. Egemen Tunguz yoktur. 

Pratik bir hesapla her 10 Türk'ten 4 ü Türkiye ve Kıbrıs'ta ve 4'fl 
Sovyetler, 11 Çin Halk Cumhuriyeti, 1İ d* başka bir ülkenin yöneti- 
mi altındadır. Aynı şekilde her 10 Moğol'dan 3'ü Moğolistan Halk 
Cumhuriyeti'nde ve 1İ Sovyetler Birliği, «'»' fin Halk Cumhuriyeti 
yönetimi altındadır. Ana dillerine göre, Sovyetler Blrligi'ndeki her 
SO kişiden 27 si Rus, 11 i Ukrayna, 9'u Türk ve 3'ü de başka bir dil- 
de konuşur. Çin Halk Cumhuriyeti'nde, her 500 kişiden 7'si Türk, 
2'sl Moğol, 2'si Korece, geriye kalan 489 kişi ya bir Çin ağzı ya da 
başka bir azınlık dili konuşur. 

c. Altay dillerinin konuşulduğu alan 19 878 368 km 2 olup bütün eyaletleri ile bir- 
likte Amerika Birleşik Devletleri'nin veya Çin Halk Cumhuriyetinin iki katından bü- 
yük, Sovyetler Birliği'nin ise yüzde 90' ı kadardır. Üzerinde Türk dilinin konuşuldu- 
ğu yerler, Altay dilleri alanının yüzde 55.11 'i (10 955 840 Km 2 ) olup Avrupa 



TÜRK DİLİ 



kıtasından biraz geniştir. Bunu yüzde 26.09'la (5 185 000 Km) Tunguz, yüzde 
15.71'le (3 122 700 Km 2 ) Moğol, yüzde 1.87 ile (373 313 Km 2 ) Japon, ve yüzde 
1.22 ile (242 515 Km 2 ) Kore dillerinin konuşulma alanları takibeder. Altay dilleri 
alanının yüzde 65.31'i (12 984 000 Km 2 ) Sovyetler Birliği, yüzde 18.68'i (3 713 
000 Km 2 ) Çin Halk Cumhuriyeti, yüzde 1.22'si (243 040 Km 2 ) başka yabancı 
devletler, ve ancak yüzde 14.79'u (2 940 328 Km. 2 ) bu dilleri konuşanların kendi 
yönetimleri altındadır. Üzerinde yaşadrğı toprakların yüzde 75.55'i (8 279 000 
Km 2 ) Sovyetler Birliği, yüzde 15.08'i (1 651 800 Km 2 ) Çin Halk Cumhuriyeti, yüz- 
de 2.22'si (243 040 Km 2 ) başka devletler ve yalnız yüzde 7.55'i (784 000 Km 2 ) 
Türkler'in kendi yönetimindedir. Moğollar'ın yaşadığı toprakların yüzde 8.65'i (270 
000 Km 2 ) Sovyetler Birliği'nde, yüzde 41.24'ü (1 287700 Km 2 ) Çin Halk Cumhu- 
riyetinde, yüzde 50.12'si (1 565 000 Km 2 ) Moğol yönetimindedir. Tunguzca konu- 
şulan yerlerin yüzde 85.54'ü (4 435 000 Km 2 ) Sovyetler Birliği ve yüzde 14.46'sı 
(750 000 Km 2 ) Çin Halk Cumhuriyeti'ndedir. Üzerinde Korecenin konuşulduğu 
yerlerin yüzde 90.31'i (219 015 Km 2 ) kendi ve yüzde 6.69' u (23 500 Km 2 ) Çin 
Halk Cumhuriyeti yönetimleri altındadır. Japonlar'ın yaşadığı yerlerin bütünü (373 
.313 Km 2 ) Japonlar tarafından yönetilir. Sovyetler Birliği'nin (22 402 200 Km 2 ) 
yüzde 57.96'sı üzerinde Altay dilleri konuşulan topraklardır. Bunun yüzde 36.96'sı 
Türk, yüzde 1.20'si Moğol, yüzde 19.80'i Tunguzlar'n yaşadığı yerlerdir, Çin Halk 
Cumhuriyeti'nin (9 596 952 Km 2 ) yüzde 38.68'inde Altay dilleri konuşulur. Bu dev- 
letin yönetimindeki toprakların yüzde 17.21 'inde Türkler, yüzde 13.42'sinde Moğol- 
lar, yüzde 7.81 'inde Tunguzlar, yüzde 0.24'ünde Koreliler, (ve yüzde 12.71 'inde Ti- 
betliler) yaşar. 

Pratik bir hesapla, üzerinde Türklerin yaşadığı topraklatın har 
20 Km 2 'slndan 151 Sovyet, 3 ü Çin, 0.5 i başka yabancı devletler 
va ancak 1.5'u Türkler'in; ve üzerinde Moğolların yaşadığı toprakla- 
rın her 20 Km 2 sinden 2 si Sovyet, 81 Çin Halk Cumhuriyeti va 10 u 
kendi yönetimleri altındadır. Sovyetler Blrliği'nde her 20 Km a 'nin 
S'inda Türk, 4ünde Tunguz ve Moğol, 4'iinde Ural ve Slbtr, 3ünde 
Ruslar, 1'lnde de başka halklar yaşar. Çin Halk Cumhuriyeti'ndekl 
har 20 Km 2 den 3.5'unda ana dili olarak Türk, 2.5'unda Moğol, 
2'slnde Tibet, 2'sinde Tunauz ve Kora, «ariya kalan 10 Km*'de Isa 
Çin va başka azınlık dilleri konuşulmaktadır. 

d. Altay dilleri alanının doğu - batı doğrultusunda en uzak iki noktası, Yokoha- 
ma kuzeyinden en batıdaki Balkan Türk adacığına kadar, kuş uçuşu 9360 Km'dir 
(yaklaşık olarak New York - Viyana, veya Montreal - Buenos Aires arasındaki me- 
safe). Türk dünyasının doğudan batıya en uzak noktaları Sahalin'in güney - doğu- 
sundaki Tatar topluluğu ile en batıdaki Balkan Türk adacığı arasındadır (8640 
Kni.) (New York - Marsilya arası kadar). Bu uzaklık, Türkiye'nin boyunun (1593 
Km.) 5 5 katından fazladır ve 9 saatlik bir farka denktir. 

Altay Mllerl Teorisi! 

Altay Dilleri Teorisi, Türk Moğol Tunauz (Mançu dahil), Kora ve Japon 

dillerinin, Âltay Dili adı verilen, ortak bir kaynaktan geldiği görüşünü savunan bir 
teoridir. Buna göre, bu diller Altay Dil Ailesi'nin üyeleridir. Strahlenberg'in kuzey - 



10 



TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 



doğu Avrupa ile Sibirya'nın bir kısmında konuşulan diller için kendi gözlemlerine 
dayânarak yaptığı kaba tasnif,' teorinin çekirdeği niteliğindedir. 6 Bu dillerin bir 'aile' 
teşkil ettiğine dair, ilk fikirler ortaya atıldığı zaman, henüz, bugünkü anlamı ile, Tür- 
koloji diye bir çalışma alanı bile yoktu. Bu bakımdan, karşılaştırmalarda gerekli 
malzemenin noksanlığı, hatta yokluğb, daha elverişli bir ortam yaratılıncaya kadar, 
bu fikirlerin gelişmesi için en büyük engel olarak kalmıştır. Bununla birlikte, önce 
yalnız 'yazı dilleri'ne ait malzeme ile başlayan Türk, Moğol, Mançu araştırma alan- 
ları XIX. yy.da artık 'konuşma dilleri'nden de yararlanabilen bağımsız disiplinler ha- 
line geldiler. 7 Bu yüzyılın sonu ile XX. yy'ın ilk çeyreği, özellikle Türkoloji alanında, 
büyük keşifler ve önemli yeni malzeme getirdi (Orhon yazılarının çözümü, Uygurca 
yazılı belgelerinin bulunuşu, Divanü Lügat i' t - Türk'ün ele geçirilmesi vb.). Bu- 
nunla birlikte, büyük Fin bilgini Mathias - Alexandre Castren (1813 - 1848)'le en iyi 
bir şekilde başlayan canlı dil malzemesi toplama, ve bunları inceleme geleneği, 
bu 75 yılın en büyük özelliğidir. Kutlu bir tesadüf eseri olarak, bu dönemin sonla- 
rında, bu disiplinlerin en parlak bilginleri yoğunlukla görülür. Altay Dilleri Teori- 
si'nin gerçekten şekillenmeğe başlaması da işte bu zamana rastlar. 8 Daha bir çey- 
rek yy. sonra ilk üç dilin karşılaştırmalı gramerleri yazıldı, 9 ve yalnız bu disiplinler 
değil, Altay Dilleri Teorisi de büyük gelişmelere sahne oldu. 10 Teori, Strahlen- 
berg'den bu yana, birçok aşamalar geçirdikten sonra, bu beş dile ait disiplinlerde 
elde edilen bilgileri, genel dilbilgisinin gittikçe incelen metod ve prensipleri ile süz- 
geçten geçirerek kullanan, pek çok bilginin emekleri ile bugünkü durumuna gel- 
miştir. Beşinci dil, Japoncanın üyeliğinin kesinleşmesi, yine aynı şekilde ve ancak 
1971 'de, mümkün oldu. 11 Fakat, ilerideki gelişmeler ne olursa - olsun, Castren, 
Ramstedt (1873 - 1950), Poppe (d. 1897) adları temsil ettikleri derin bilgi, yüksek 
ilim seviyesi, bu dillerde çalışmada sahip oldukları, erişilmesi pek güç hazırlık de- 
recesi (hepsi de polyglot) ve çok yönlü, geniş yayınları ile bu teorinin gerçek kuru- 
cuları şerefini daima taşıyacaklar ve bu alandaki çalışmalara hükmedeceklerdir. 
Altay Dili'nin kurulmasında önemli yeri bulunan bazı ses denkleşmelerini keşfeden 
veya başka özellikler ortaya çıkaran Schott, Gombocz Zoltan, Kotwicz, Vladimirt- 
sov, Polivanov'un oluşturduğu ikinci guruptaki bilginler sırasına, Murayama, Samu- 
el E. Martin, Ozawa vb. dan da faydalanarak Japoncayı Altay Dilleri arasına başarı 
ile oturtan, Roy Andrevv Miller'i de katmak gerekir. 

Altay Dilleri Teorisi'ni desteklemek için yapılan araştırmalar, ilgili dil disiplinleri 
çalışmalarına istikamet, canlılık ve hız verdiği gibi, yeni malzeme toplama ve ince- 
leme işlerini'kamçılamış ve karşılaştırma metodlarını inceltip mükemmelleştirmiştir. 
Bundan daha önemli olarak, bir dizi ses denkleşmeleri bulunmuş, birtakım ortak 
ekler ortaya çıkarılmış, önemli "kavram birlikleri'' tesbit edilmiştir. Teorinin bugün 
bazı bilginler tarafından uğradığı hücumlar, onun uğrunda yapılan çalışmaların ge- 
tirdiği bu kazançları ve yüksek pratik değerini ortadan kaldıramaz. Bununla birlik- 
te, cevaplandırılacak bazı soruların bulunduğu ve özellikle Altay dillerinin biribirleri 
ile ve ana dille olan ilgilerinin şekil ve derecelerinin (hierarchy), artık bu yol açıl- 
mışsa da, henüz yeterince açıklanamadığı da bir gerçektir. 

Altay Dili'nin kuruluşunda (recönstruction) yer alan ses özelliklerinin kaynakları- 
na inebilmek için Türk, Moğol, Tunguz, Kore ve Japon dillerinin ayrı ayrı 
karşılaştırmalı ses bilgilerine başvurmak zorundayız. Ancak bundan sonra, bu dil- 



TÜRK DİLİ 



11 



lerde ortak olan kelimelerin aracılığından güvenilebilir bir şekilde yararlanabiliriz. 
Altay dilleri hakkındaki bilgilerimiz, burada ses bilgisi ile sınırlanmış olarak, şöyle- 
ce özetlenebilir: . 

1. Türk Dili 12 : 

A. Türk Dilinin Tarihi Bilinen En Eski Yazılı Belgeleri: 13 Bilge Tonyukuk 
(m.s. 716), Kül - İç . Çor 14 (m.s. 719 - 723), Kültigin ve Ongin (m.s. 732), 
■lige Kağan (m.s. 735) anıtları olup Köktürk devresine aittir. Bu anıtlarda 6000 
kadar kelime vardır. 12 hayvanlı takvime göre işaretlendikleri halde, devre başlan- 
gıcı bilinmediğinden, yazılış tarihleri belli olmayan yazıtlardan Talaş grubunun 
•n gaç V. veya VI. yy. 'a ait olması gerekir. Yenisey doğusundaki taşların 
dili, bunların IX. yy. dan kalmış bulunduğunu göstermektedir. 15 Bununla birlikte, 
Yenisey güneyi ile batısındaki taslardan bazılarının V. yy.'dan bile 
önceye ait olması ihtimali bence çok kuvvetlidir. Uygur dilinin en eski 
yazılı belgeleri, VIII. yy.'dan kalmadır: 

Türk DIH'nin devirleri, milâd başlarından XI. yy'a kadar Eski Türkçe (kök 
ünlüsünden sonra d/, b/ (Uygurcada >v/), kelime sonunda veya son ünlüden önce 
fi, Uygurcada y<ny = fi?>n, >yn), XI. yy.'dan XVI. yy. 'a kadar Orta Türkçe (Kök 
ünlüsünden sonra) d>y, G (=ğ, g) >Ğ (=y, ); Ğ>v, w, f; Ğ>0, bazılarında K>G, 
ç> c, t > d (ve bütün bu değişmeler sonucu olarak) doğu, kuzey ve batıda üç bü- 
yük yazı dili kolunun gelişmesi), XVI - XX. yy. Yeni Türkçe (mahalli özelliklerinin 
yazı dillerine girmesi ve her üç yazı dilinde farklılaşmaların başlayıp yer tutması), 
XX. yy. Modern Türkçe Devresi (lehçe, şive ve ağızların ana yazı dilinden, ön- 
ce yapma sonra tabiî bir şekilde çözülmesi), XI - XII, XV - XVII, XIX. yy.'lar bu dev- 
reler arasında 'geçiş devreleri' olarak kabul edilebilir. Çuvaşça dışında bütün Türk 
lehçe ve şiveleri, bu koldan (Eski Doğu Türkçesi Kolu) inmiştir. Eski Doğu 
Türkçesi'nin kelimeleri başında ötümlü ünsüzlerden ancak /b, m, rj (sınırlı); y/; 
ötümsüzlerden /k, t, ç, s/; kök veya taban sonunda /p, t, k; b, d, g; m, n, r\ , n; ç, s, 
ş, z; y; I, r/ (ikinci tabakada b/>v/). Bu devrede kelime içinde ve sonunda ünsüz 
gurupları vardı. Sondaki ünsüz gurupları sınırlı olup birinci üye genellikle n, I, r, 
ikinci üye ise, p, t, k; ç, s idi. Yenisey ağzında e ile birlikte dokuz /a, e, e; o, ö; ı, i; 
u, ü/ öbürlerinde sekiz ünlü ve phonemic uzunluk bulunuyordu, e; o, ö yalnız kökte 
görülmekte idi. Bu devrede i'nin etkin olmadığı damak, tam olmayan dudak uyum- 
ları vardı. Bazı örnekler dışında (Yenisey ağzı) ünsüz uyumu yoktu. Bununla birlik- 
te, ünsüz uyumu örneklerinin daha Uygur belgelerinden başlayarak çoğalmakta 
olduğu biliniyor. 16 

Yakutcada t/ ile karşılanan Eski Türkçe kök sonu d/'leri, bazı alanlara ait yazılı 
belgelerde varlığını XIV. yy. 'a kadar sürdürmüştür. Yine d/'nin, kuzey şivelerinden 
bazılarında z/ olduğuna dair tanıklar XI. yy. 'a kadar geri gitmektedir. 17 Bu d/'ler Tu- 
va ve Halaççada 18 korunmuş öbürlerinde y/ olduğu halde, Hakasça ve Sarı Uy- 
gurcada z/ [s/]'ye gelişmiştir. Eski Türkçedeki fi bugün yalnız Halaçça 19 ve Kara- 
gasça (Tofa)'da bulunur. Eski Türçe'nin kelime başı y'lerini Yakutçada s karşılar. 
Aynı. ses için, Tuva ve Hakasçada ç, Kazak, Karakalpakçada j, Kırgız, Karaçayca- 
da c, Tatar şivelerinden bazılarında c yanında 'j, ts, dz, z, Altaycada (Oyrot) d' 
(ağızlardan bazılarında t'), Altay, Tuva, Hakas ve Şorcada genellikle kök ünlüsün- 



12 



TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 



den sonraki burun sesleri m, n, £'nin etkisi ile n kullanılır. Çoğunluğunu güney - 
doğu ve güney - batı şivelerinin teşkil ettiği geriye kalanlarda ise, y varlığını sürdü- 
rür. Bununla birlikte, daha, Eski Türkçe devresinde, kelime başı y'lerinin bazı şive- 
lerde (özellikle Oğuz) c ile karşılandığına dair XI. yy. 'dan bile önceye giden tanık- 
lar vardır. 20 Aynı şekilde en geç XIII. yy. 'da bu sesi ç ile karşılayan en az bir 
şivenin varlığını da Oğuz Kağan Destanı dolayısı ile biliyoruz. 21 XI. yy.'da başla- 
yan ve bazı şivelerde belki daha o zaman tamamlanmış bulunan, G'nin süreklile- 
şerek Ğ olması, daha başka değişikliklere yol açması bakımından, en önemli ge- 
lişmelerden biridir. Bu yüzden yalnız ünsüzlerde X > w ( >b,> f), ğ> y vb. gibi 
bazıları çok az örneklere sahip olan değişiklikler değil, fakat bunların sonucu ola- 
rak * < Uw * < lw * <,IĞ*> I * VGV>V V> V, ±ĞA (c) > ± A(c) yutulma (ab- 
sorbtion), derilme, büzülme (contraction) ve ikinci dereceden uzunluklar veya dif- 
tonglar, ünlü daralmaları vb. yer almıştır. Genellikle Eski Türkçe'nin kelime sonu 
G'leri, güney - doğu Türk şivelerinde yarı - ötümsüz olarak, Altay şivelerinden bazı- 
larında (özellikle Şorcada) ise kuvvetle süreklileşerek korunmuş, Kıpçak şivelerin- 
de, bâzı şartlarda dudaklaşarak diftonglaşmış, başka şartlarda kaybolmuşlardır. 
Bunlar, geriye kalan şivelerde, bazan hiçbir iz bırakmadan, yutulma veya derilme 
yolu ile yok olmuştur Güney - batı gurubunda (Oğuz gurubu) kelime başı K (= k v 
k)'leri ve t'ler (bu sonuncusu için Tuvaca dâhil) farklı şekil, derece ve kombinas- 
yonlarla ötümlüleşmiş, Yakut, Tuva ve Hakasçada başlıca geniş ünlülerin komşulu- 
ğunda h olmuş, öbürlerinde korunmuştur. Başkırtcada k > t, Yeni Uygurcada t (i) 
> ç (i) gibi gelişmeler de bulunmaktadır. Bunlara,. düzenli olmayan, fakat birçok şi- 
velerde örneklerine rastlanan * K > * katılabilir. Kelime başında Kazak, Karakal- 
pak, Nogay şiveleri ile Soyon ve Şorcada ç>ş. Batı Sibirya Türk şivelerinden bazı- 
larında ç>ts, Başkırçada ç>s olmuştur (Kazak ve Karakalpakçada ç>ş kelime 
başında bulunma şartı ile sınırlı değildir.), Yakutçada, Kazak, Koybal, Hakasçada 
ve Şorca hariç, Abakan şivelerinde ş > s'ye değişmiştir. Yakutçada kelime başı 
s'leri (yok) olmuş, yazı dilinde ünlüler arasında s>h, konuşma dilinde -s>t deği- 
şiklikleri geçirmiştir (bu ikincisi sınırlı bir şekilde kelime 'sonunda, özellikle bazı ek- 
lerde de görülür). Başkırtçada ünlülerden sonra s>h; kelime sonunda veya bir ün- 
süzden önce z>z (dişler arası z), s > s. (dişler arası s) hem Başkırt hem 
Türkmence için düzenli değişikliklerdir. Türkçede ve Azericede, tek heceli kelime- 
lerin sonunda görülen p>b, t>d, k>g, ç>c, artık kaybolan eski uzun ünlülerle ilgili 
bir gelişmeyi temsil eder. Bazı güney şive ve ağızlarında sınırlı olarak bulunduğu 
bilinen kelime başı h'larl, fonetik bir sebebe bağlı olmaksızın geniş ölçüde yalnız 
Halaççada bulunur. 22 Eski Türkçe'deki (Yenisey ağzı) 9 ünlü düzeni yalnız Azeri- 
cede, bazı Anadolu ve iran Türk ağızlarında saklanmıştır. Öbürlerinde e : e karşıtlı- 
ğı yoktur. 8 ünlü düzeni Kuzey Türk şivelerinden Kazan Tatar, Başkırtta q>u, ö>ü, 
e>i, u>o, ü>ö (dar o ve ö), ı>T, i>6- şeklinde kaymış, Özbekçede büyük ölçüde (bi- 
ri yabancı kaynaklılar için 6), Yeni Uygurcada daha az olmak üzere (7 ünlü) daral- 
mış, öbürlerinde korunmuştur, Eski uzun ünlüler 23 yalnız Türkmen, Yakut ve Halaç- 
çada 24 (bu sonuncuda sadece aşırı uzunluklar' eski orijinal uzunlukları karşılar) 
saklanmaktadır. Buna Ebi Verdi 25 gibi, bazı iran Türk ağızları ile Anadolu ve Irak 
Türk ağızlarından bazıları katılabilir. Karagasçada (Tofaca) artık uzun ünlüler yok- 
sa da, üç türlü ünlüden pharyngalleşmiş veya burunlaştırılmış olmayanların eski 
uzun ünlüleri, birincilerin ise normal ünlüleri karşıladığı keşfedilmiştir. 26 Ünlü uyu- 



TÜRK DİLİ . _ 13 



mu Yeni Uygurca ve Özbekçe dışında bütün şivelerde Eski Türkçedekinden daha 
ileri durumdadır. Bununla birlikte, derece ve şekilleri farklıdır, e, o, ö'nün yalnız 
kökte bulunması kuralı Kırgızca, Yakutça ve Altayca (Oyrotça)'da dudak çekerliği 
(labial attraction) dolayısı ile bozulmuş fakat öbürlerinde, genellikle korunmuştur. 
Modern Türk lehçe ve şivelerinde ünsüz uyumu da farklı derecelerde ilerlemiş bu- 
lunuyor. 

b. Eski Batı Türkçesi Kolu 27 : Bugün yalnız Çuvaşçanın temsil ettiği bu kolun 
yazılı belgeleri, Volga Bulgarları'na ait, XIII ve XIV. yy.dan kalma mezar taşları (en 
eskisi m. s. 1244 - 1245 tarihli) ve Tuna Bulgarları'na ait 40'tan fazla anıttır. Bunlar- 
dan en eski üçü m. s. 803 - 814, biraz daha yeni on biri m. s. 814 - 831 'de yazılmış- 
lardır. Tuna Bulgar yazıtları genellikle IX. yy.dan kalmıştır. Bununla birlikte, Eski Batı 
Türkçesi'nin özelliklerini, yalnız bu belgelerden değil, aynı zamanda dağınık tarih 
kaynaklarından ve Ural dillerine geçen kelimelerden izleyebiliyoruz. Bunlardan ba- 
zıları çok daha eski tarihlere aittir. Eldeki malzemeye göre, bu kol için, şu özellikler 
tesbit edilebilir: Eski devrede, kelime başında, doğu kolundaki y yerine batıda d, c 
(ve bunun yanında, yahut daha eski bir devirde s) n, fi, y; kök veya taban sonunda- 
ki zl yerine r/, ş / yerine I/ veya İç, kelime kökünde birçok kere, a yerine i vardı ve 
kelime başındaki b ile kök ünlüsünden sonraki d/ korunuyordu. Orta devrede, keli- 
me başındaki d, c, n, h, y yerine yalnız d', yalnız c, yalnız s'nin bulunduğu şive ve 
ağızlar ortaya çıkıyor. Bunlarda, kelime sonu K, G'leri, önlerindeki dar - düz ünlüleri 
yuvarlaklaştırarak veya hiçbir iz bırakmadan kayboluyor. Belki, G > G'nin batıda 
daha erken gelişmesi sonucu olarak, G > v yer alıyor ve kelime başında v görülü- 
yor. İncelenen ödünçlemelerden ç >s, s>ş, bazılarındaki k>ç>ş, t>d, t>ç >ş Yeni 
devrenin şivelere bağlı ola/ak getirdiği özel gelişmeler olabilir. Ünlülerin bozulması 
Orta devrede başlıyarak Yeni devrede hızlanıyor. Tarihi" devirler için yetersiz olmak- 
la birlikte, sınırlı olan malzemeden çıkarabileceğimiz sonuçlar budur ve bunlara da- 
yanarak şöyle" bir kronoloji ileri sürülebilir. Eski devre VIII. yy.a kadar, Orta devre 
XV. yy.a kadar sürmüş, VIII - X. yy.lar bir geçiş devresini temsil etmiş olabilir. 

Bugünkü Çuvaşçada, Eski Türkçe'deki kelime başı y ve ç'si yerine s, s yerine 
ş, k yerine h' veya y, b yerine p, t (I) yerine ç (I), kelime sonunda K > 0, G > 0, ke- 
lime sonu ve içinde G > v, kelime başında doğu kolundaki yalın ünlüye karşı, ba- 
zan v veya y, kelime veya kök sonunda d/, z/ yerine r/, ş/ yerine I/, farklı bir 8 ünlü- 
lük düzen (a, â, e, S, ı, i, u, ü), kökte a : u, a : i vb. bulunur. Kelime sonunda ünsüz 
gurubu yoktur. Çuvaşçada, sınırlı bir damak uyumu, ve yine sınırlı bir dudak uyu- 
mu vardır. Şekil ve eklerin diziliş sırası bakımından da bazı önemli farklar görül- 
mektedir. , 

2. Moğol Dili: 28 

Moğol Dili'nin en eski yazılı belgesi m. s. 1225'ten kalmış olan Yesunke taşı- 
dır. En önemli belge Manghol un Niuça Tobça'an (Yüan-ç' ao pi-şi) 'Mo- 
ğolların Gizli Tarihi' m. s. 1240, veya bazılarına göre biraz daha geç, yazılmıştır. 
hP'ags-pa yazılı Moğol belgeleri m. s. 1269'dan sonra görülür. En uzun belge Al- 
fan Tobçi, XIV. yy. 'dan kalmadır. Oyrat yazılı belgelerinin en eskileri, m. s. 
1648'den başlıyarak XVII. yy.a aittir. 

Ortak Moğolca'dan çok az farklı olduğu düşünülen Eski Moğolca'nın XII. 



14 



TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 



yy. a kadar sürdüğü sanılıyor. Eski Moğolca kelime başı ünsüzleri *p (veya > 
*<P), t, k; b, d, g; m, n; c, ç; s,. y ve kelime içi sonundaki ünsüzler, bunlarla birlikte 
T), I, r dir. ı varlığını, daha önceki ı > i dolayısı ile ancak k, g'nin komşuluğunda ko- 
ruyabilmişti. 29 Bu devirde ı, i'den önce d, t yoktu. Bunların yerinde c, ç bulunuyor- 
du. G'ler henüz süreklileşmediğinden, büzülme, derilme, diftonglaşmalar da yok- 
tu. Eski Moğolca'nın ünlüleri, ı sınırlı olarak sekizdi: (a, e; ı, i; o, ö; u, ü) ve o, ö 
yalnız kökte görülüyordu. Bu devrede, fonemik uzunluk ve i etkisi olmaksızın da- 
mak, sınırlı bir şekilde dudak uyumu vardı. *p (veya > *$D) ve ünlü uzunluğu dışın- 
da Eski Moğolea'daki özelliklerin hepsi yazı dilinde saklanmıştır. XII. yy.dan 
XVI. yy.'a kadar süren Orta Moğolca'da, *p (veya > "jDj'den geliştiği düşünülen 
kelime başı h'ları ortaya çıkar. Artık ı > i tamamlanmış, kelime içinde G'ler sürekli- 
leşmiş, ve büzülmeler, ikinci dereceden uzunluklar yayılmış, devrenin sonunda 
kökteki e'ler daha sonraki yuvarlak ünlülerin etkisiyle ö'ye, i'ler, sınırlı bir şekilde, 
başka ünlülere dönmeğe başlamıştır. 30 (i çözülmesi). Günümüze kadar gelen Yo- 
ni Moğolca'da i çözülmesi, kök e'lerinin gerilek benzeşme ile ö, i'den önceki 
s'lerin ş olması, uyumların gelişmesi, kökte o, ö kuralının dudak çekerliği yolu ile 
daralması yaygınlaşmıştır. • 

Bugünkü Moğol DilUri : 

Santa, Monguor, Dagur, Moğol, Oyrat(bunun lehçesi Kalmuk) Doğu 
Mogol(Kendilerini Mongol diye adlandırırlar. Şive ve ağızları : Halha, Ulan 
Tsab, Ordos, Çanar, Harçin, Cu Uda, Horçln, Urat) ve Buryat (ağızları: 
Aga, Alar, Bargusln, Bohan, Durbut Boiso, Ehirlt, Horl, Sartul, Tson- 
gol, Unga). 31 

Orta Moğolca'da kelime başında görülen h, Şera Yögur, San Çuan, Şiron- 
gol'da saklanmıştır. Santa'da f, Dagur'da (yalnız Tsitsikar ağzı) ve Monguor'da. ge- 
niş ünlülerden sonra ve u<o'dan önce h, i'den önce ş, ünsüzlerden önce s, başka 
durumlarda f ile karşılanır. Öbürlerinde yok olmuştur. Ünlüler arası *p'den gelişen 
*P, Orta Moğolca'da yve ğ ile karışmıştı. Bu sonunculardan bazıları, bugünkü 
Moğol dillerinde b ve g olarak saklanmaktadır, b sesi, kelime başında Ordos ve 
Halha'da p, veya yarı ötümlü B olmuş, öbürlerinde korunmuş, ünlüler arasında Da- 
gur'da u, w'ye gelişmiş, Monggorda bütünü ile kaybolarak büzülmelere ve ünlü 
uzunluklarına yol açmış öbürlerinde ise -w-'ye dönmüştür. Aynı ses, bazı şartlarda 
m ve g ile karşılanır. Aga, Tsongol ve Sartul dışında bütün Buryat ağızlarındaki ve 
Kalmukça'daki t'ler nefessiz (unaspirated'tir. Halha'nın Gobi'de konuşulan ağızla- 
rında, Çahar ağızlarında ve Ordos'ta çok hecelilerde, kelime başındaki t'yi D karşı- 
lar. Başka Moğol dillerinde ise, t, nefesli (aspirated)'tir. Moğol dillerinde orijinal 
i'den önce t yoktur, d sesi, Tsongol ve Sartul dışındaki bütün Buryat ağızlarında, 
Kalmuk, Oyrat ve Moğol'da daima ötümlü , öbürlerinde ötümsüz veya yarı ötümlü- 
dür. Dagur'da Gorlos, Yostu Mongol ağızlarında İ'den önce d > r, bazı şartlarda 
Alar ve bazı batı Buryat ağızlarında d > h, Tsongol'da d > s. Aga ve Barguzin Bur- 
yat'ta d (i) > ş (i) olur. Moğol dillerinde orijinal i'den önce d bulunmaz. Kelime ba- 
şında (ı'dan önce olmamak şartı ile) k'lar yalnız Moğol (Afganistan'da) saklanmış, 
Monguor, Ordos ve güney Halha'da bazan ötümlüleşerek £ olmuş, aksi halde, bü- 
tün öbürlerinde olduğu gibi h'ya çevrilmiştir. Moğol dillerinde, kelime sonunda k. 



TÜRK DİLİ 



IS 



yoktur. Monguor, Ordos ve güney Halha'da bunlar ç,, geriye kalanlarda h'dır. ı'dan 
önce k, yalnız Moğol'da görülür. Dagur, Ordos ve Kalmuk'ta ı>i dolayısı İle k, Mon- 
guordâ tş. Halha ve Bargu Buryat'ta h, Aga (ve eskiden Alar) Buryat'ta h, şimdiki 
Alar Buryattâ s", Bohan Buryat'ta s ~ Tf Ehirit ve Unga Buryatta t' değişmeleri var- 
dır. Ünlüler arasında k, Moğol ve kalmuk'ta her zaman, Dagur ve Monguor'da ba- 
zan g, Halha'da ya h ya da hh. Alar Buryat'ta ş, Bohan Buryat'ta ş ve t'. Ehirit Bur- 
yat'ta ise t' olur. i'den başka ünlülerden önce k, Moğol Kalmuk'ta her zaman, 
Monguor ve Ordos'ta bazan korunur. Aksi halde, bu sonuncularda g, batı Hal- 
ha'da kh, geriye kalanlarda h olur. i'den Önce k >dj'yalnız Monguor' da* görülüyor. 
Orta Moğolca'da kelime başında ve düz - dardan başka ünlülerden önce, ba- 
zan k ile karışık olarak kullanılan ğ, yine aynı şekilde yalnız Moğol'da bulunur. 
Monguor'da bazan h, bazan g, öbürlerinde daima ş i'den önce Moğol'da ğ, Mon- 
guorda tş, Buryatta y, öbürlerinde g'dir. Kelime içinde bir ünsüzden sonra ve i'den 
önce Buryatta, bu ses öndeki ünsüzü palatalleştirerek y olur. g, Dagur ve Mongu- 
or'da bazan k, Buryatçada yalnız i'den önce y, öbürlerinde ise daima g'dir. ç, 
i'den başka ünlülerden önce, Dagur, Monguor, Moğol, Ordos, Çahar ve Uratta ge- 
nellikle tş, Ordos'ta bazan dj, Monguor'da bazan ts (ve ts). Harçin'de tş, Ordos'ta 
bazan dj, Monguor'da bazan ts (ve ts). Harçin'de ts, Halha'da bazan ts, bazan dz 
Tsongol, Sartul, Kalmuk'ta her zaman ts, Aga Buryat'ta ş (dişler arası s), öbür Bur- 
yat ağızlarında s, i'den önce Dagur'da bazan ş ve ş, Halfja'da, Tsongol, Sartul ve 
bütün geriye kalanlarda ts, Aga Buryat ve öbür Buryat ağızlarında ş'dir. c sesi, 
İ'den önce, Ehirit Buryat'ta y, Hori, Aga ve Alar Buryat'ta j, öbürlerinde dj, başka 
ünlülerden önce, Aga Buryat'ta z (dişler arası z), Dagur, Ordos, Urat ve Mongu- 
or'da dj, (bu sonuncusunda bazan ts), Harçin'de dz, Halha, Tsongol ve Sart Bur- 
yat'ta dz, geriye kalanlarda z ile karşılanmaktadır, s, kelime başında ve i'den baş- 
ka bütün ünlülerden önce, Tsongol ve Sartul dışındaki Buryat ağızlarının hepsinde 
h, bu ikisi ile geriye kalan dillerde ş, kelime içinde l,r veya ötümsüz patlayıcılardan 
önce Monguor'da dz, Durbut Beise'de t, Tsongol ve Sartul dışındaki bütün Buryat 
ağızlarından, bu ikisi ile geriye kalanlarda s; i'den önce kelime başında, Mongu- 
or'da bazan, Moğol'da ön ünlülü kelimelerde s, geriye kalanlarla, başka şartlarda 
bu ikisinde ş, kelime sonunda ki ekinden önce Dagur'da r, Monguor'da ş' öbürle- 
rinde ş; kelime içinde bir ünsüzden önce, veya kelime sonunda Dagur'da r, Dur- 
but Beise'de t, Buryat'ta d veya t, öbürlerinde s'dir. Kelime başındaki y genellikle 
korunur. Fakat bazı şartlarda Dagur'da (Tsitsikar ağzı) ş", Monguor'da ş olur. Ba- 
zan Moğol'da hiçbir iz bırakmadan, Monguor ve Kalmuk'ta bir sonraki ünlüye i'ye 
değiştirerek kaybolur. 1 sesi, düzenli olarak bütün Moğol dillerinde bulunur. Bu- 
nunla birlikte, Monguor'da yalnız ünlüler arasında değişmez. Buna karşı, başka 
yerde bazı şartlarda n, rj , m ve r, olur. Bazı durumlarda değişen m, n, ti, sesleri, 
bütün Mogöl dillerinde bulunur. Ortak Moğolca'da orijinal ş ve z yoktur. Kelime 
sonu ünsüz gurupları da görülmez. , 

Moğol dillerinde, Moğol (Afganistan'da)'daki çok sınırlı ı, bir kenara bırakılırsa, 
7 ünlü sistemi vardır. Bununla birlikte, bu ünlüler, bazıları düzenli ve bazıları dü- 
zensiz birtakım değişiklikler geçirir. Bundan başka, ünlü nitelik ve niceliklerinde de 
farklar bulunmaktadır. Mogot, Monguor, Dagur, ve Evenki'ye geçen Moğol kelime- 
lerinde, normal ve uzun ünlü karşıtlığı 1959'dan bu yana anlaşılmıştır. Bundan baş- 
ka, Monguor'da t, k, k, ç.'nin ötümlüleşmesi olayının bu seslerden önceki eski 



16 



TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 



uzunluklarla ilgili olduğu sonucuna varıldı. 32 Monguor'un bu özelliği Da- 
gur'dakilerle uygunluk halindedir. O, ö'nün yalnız kökte bulunması kuralı, hâlâ bazı 
Moğol dillerinde saklanmaktadır. Moğol dillerinde farklı şekil ve derecelerde da- 
mak uyumu (i etkisiz) bulunmaktadır. Dudak uyumu da vardır. Ordos ve bütün iç 
Moğolistan ağızlarında, Halha ve Buryat'ta ayrıca dudak çekerliği gelişmiştir. 

3. Tunguz Dili : 33 

Bu dil bilinen en eski yazılı belgeleri, artık ölmüş bulunan Cuçen Dilî'ne aittir. 
Bunlardan ilki m. s. 1413, ikincisi 1433'ten kalmadır. Genel olarak, bu dildeki bel- 
geler XV - XVI yy. dandır. Siyasi önemleri dolayrsı ile, daha iyi bildiğimiz Mançu'lar 
yazılı edebiyatları olan bir Tunguz gurubudur. Mançu belgeleri 1599 ve 1632'de 
düzenlenen alfabe ile başlar. Bunlardan en eskileri XVII. yy. 'a aittir. Mogollar'ın mil- 
li yazıları, Oyrat ve Mançu yazıları, Türk Uygur alfabesinden kaynaklanmışlardır. 

Ana Tunguz Diii'nin özelliklerini tesbit edebilmek için gözden geçirilen diller 
Güney Tunguz Kolu (veya Mançu kolu), ve Kuzey Tunguz Kolu olmak 

üzere ikiye ayrılır. Bunlardan birincisine Mançu, Goldi (veya Nanay) Olça, 
Oroki, Udehe (Ude), Oroçi ikincisine ise, Negidal, Evenki (Tunguz) La- 
mut (veya Even) ve Solon dilleri girer. Tunguz dillerinin tabakalaşmalarını belir- 
ten özellikler, kelime başı p ve bundan geliştiği ileri sürülen ünsüzler, kelime sonu 
G, kelime sonu i, kelime sonu n sesleri ve Goldi ile Olça'daki -İta ekinin öbürle- 
rinde görülen farklı fonetik şekilleridir. Ana Tunguz Diii'nin kelime başı ünsüzleri 
*p, *t, *k; *b, *d, *g, *m, *n, *n', *s, *y kelime içi ve sonu ünsüzleri, bunlarla birlikte 
*n, *l, *r ünlüleri "a, *e, *i, *o, *u'dur. Ana Tunguzcada fonemik uzunluk, sınırlı, bir 
ünlü uyumu ve dudak çekerliği vardı ve 'o' yalnız kökte bulunuyordu. 

Olça, Nanay'daki kelime başı p'leri, Oroki'de p ve h, Evenki ve Lamut'ta h ve 0, 
Oroçi ve Udehe'de h, Negidal'da h ve h, Mançu'da f ve Solon'da dur. b, m, n 
hepsinde; öbürlerindeki t'ye karşı t ve ç, d'ye karşı, d ve c, yalnız Nanay ve Man- 
çu'da s'ye karşı s ve ş, Solon ve Mançu'da, s, ş ve h Evenki'de, h ve Lamut'ta 
bulunur. Solon'daki s ve ş, Oroki'deki t ve ç, öbürlerinde ç; Evenki'deki d' ve c, 
Oroki'de d ve c, öbürlerinde c ile; Olça, Nanay, Mançu'daki ri ve n, öbürlerinde ri 
ile karşılanır. Kelime başı y'leri için, Olça ve Nanay'da y ve n, Lamut'ta ri, Even- 
ki'de y, il, c, I' bulunmaktadır. Evenki, Oroçi, Udehe, Oroki'deki kelime başı k'leri, 
Solon'da h, k, öbürlerinde k', k; Negidal, Oroçi, Udehe, Oroki ve Olça'daki kelime 
başı g'leri, Nanay'da ğ, g, ğ, öbürlerinde ise ğ ve g'dir. Yine kelime başında ve 
bütün Tunguz dillerinde tesbit edilen w; Lamut'ta n, Oroçi, Udehe, Oroki, Olça, 
Nanay ve Mançu'da hem I hem n olabilen I; Solon'da n, Evenki, Larriut, Negidal, 
Udehe'de T| ve n (bu sonuncusunda aynı zamanda 0, w) Olça ve Nanay'da n, 0, 
w, Mançu'da g, 0, w ile karşılanan r\; Olça ve Nanay'da h ve s, Mançu'da 0, n (?) 
olan Lamut'tan başkasında, bu şartlar altında bulunmayan h, sırası ile b, n, g'nin, 
ancak belli fonetik durumlarda görülen şekilleridir. Sonuncusu h ise, kaynağı bakı- 
mından şüphelidir. 

Kelime içinde Negidal, Oroçi, Oroki, Olça, Nanay'da bulunan p'yi Lamut'ta b, 
Evenki'de p ve w, Udehe ve Mançu'da f, Solon'da w, g veya bir ünlü (= 0) karşılar. 
Kelime içindeki b, bazılarında w, bazılarında (özellikle Oroki, Olça, Nanay'da) 0, 
i'den başka bir ünlüden önceki t'ler bütün Tunguz dillerinde bulunur. Buna karşı, 



TÜRK DİLl 



17 



Mançu'da i'den önceki t'ler ç olur, öbürlerinde ise saklanır. Aynı şartlarda d'ler bü- 
tün Tunguz dillerinde, fakat i'den önce yalnız Evervki'de görülür. Öbürlerinde d'ler 
c ile karşılanır. Kelime içindeki k k karşıtlığı yalnız Lamut ve Nanay'da bulunmakta- 
dır. Öbürlerinde ise h ve k, Jaazân vardır. Aynı yerde ğ, g için verilen değişik şe- 
killer, bu konudaki yazılarda büyük farklar göstermektedir. Bazılarına göre ğ, h, x, 
bazılarına göre£, y, ğ, w, 0'dur. ç, Nanay ve Lamut'ta ts olur. c, s, y, m, n, ri hep- 
sinde ortaktır, buna karşı r\ yalnız Lamut, Oraki ve Mançu'da bulunur. Evenki Oro- 
çi, Udehe'de r\ ve 0, Olça ve Nanay'da ng ve 0, Solon'da t| veya g, Negidal'da rı g 
ve ile karşılanır. I'ler birçok yerde r, r'ler ise Negidal'da y, Oroçi'de bazan, y ba- 
zan 0, Udehe'de bir ünlü veya 0, Olça ve Nanay'da hem y hem r, öbürlerinde ise 
r'dir. 

Udehe, Oroki, Oroçi ve Mançu'da 5. (a, e, i, o, u), Evenki ve Olça'da 6 (a, e, i, 
o, u,ü), Lamut, Negidal ve Nanay'da 6 (a,e^e,i,o,u), Solon'da 7 (a, e, e, i, o, u,û), 
ünlü bulunmaktadır. *ı>i = i, e, ö =û, ü = uT i ile karşılanmaktadır. Ünlü uyumları 
farklı şekillerle hepsinde tesbit edilmiştir, a ye ö yalnız a, i, u ve bunların uzunları, â 
yalnız geniş düz ünlüler, i, u (ve bunların uzunları), o ise yalnız o, i, u (ve bunların 
uzunları) ile takip edilebilir. Geri kalan ünlülerde de, buna benzer sınırlamalar var- 
dır. O, yalnız o'dan sonra, ö ise a, â, ö dışında, hepsinden sonra görülür, buna gö- 
re, Tunguz dillerinde, i'nin etkili olmadığı sınırlı bir damak ve dudak uyumu, ayrıca 
dudak çekerliği bulunuyor demektir. 

4. Kore Dili: 34 

Kore Dili'nin en eski yazılı belgeleri İ443'ten bâşlıyarak XV. yy. 'a aittir. Bunlar, 
daha çok, ufak parçalardır. Asıl belgeler, daha sonraki devrelerde görülür. Bu millî 
yazı ile yazılmış belgeler dışında, Orta Korece için Çin kaynaklarında Çi-lin 
Lei-şi (sun Mu tarafından 1103 - 1104'te düzenlenmiştir)'de 350 kadar Korece ke- 
lime bulunmaktadır. Kore Dili, Altay dillerinin üzerinde en az çalışılanıdır 

Milad sıralarında Kore'de ve Mançurya'hın komşu bölgelerinde Altay asıllı oldu- 
ğu sanılan iki dil gurubu vardı. Bunlardan kuzeydeki Puye, güneydeki ise Hah 
(daha iyisi Üç Han) diye bilinir. Puye gurubunu teşkil eden birbirleri ile sıkıca ilgili 
dört dilden Puye, Okce ve Ye'nin konuşuldğu yerler, sonuncusu Kogurye'nin 
alanındaki aynı adı taşıyan, kır.allığın yönetiminde birleştiler. Bu sıralarda, güneyde 
Silla ve Pâkçe kırallıkları kuruldu. VII. yy. 'da Kogtırye kırallığı bunlarla bir- 
leşti. Hakimiyet, başkenti Kyengu'da (güney - doğu Kore kıyısında) olan Silla'da 
idi. X. yüzyılda bu krallığın yerini, başkenti Kâseng olan Korye aldı. Eski Kogur- 
ye'nin bazı özelliklerini taşıyan Kâseng ağzı, sonra bütün Kore'nin dili oldu. Bu- 
na göre Eski Korece X - XI. yy.'â kadar sürer. Bundan sonraki devre, Silla'ya 
dayanan Orta Korece'dir ve XVI. yy. sonuna kadar gelir. Yeni Korece XVIII. 
yy.'da başlar. Eski Korece için güvenilir malzememiz yoktur. Bugünkü Korece'de 
altı ağız bölgesi bulunmaktadır. Bunlardan ilk ikisi kuzeyde, biri ortada, ikisi gü- 
neyde, sonuncusu ise Çecudo adasında konuşulmaktadır. 

Korecedeki kelime başı ünsüzleri k, t, p; ç; s; y; m, n'dir. Kelime içinde k, t, p 
(genellikle yarı ötümlü ve nefesli), ç, d (i'den önce c), g; n, I, r; w, y, h. Ünlüler a, o, 
u; e, i olup a'nın a ve > 3 (gevşek, çok açık ve hafifçe yuvarlak) iki ve i'nin J, gibi 
bir şekli daha vardır. Korece'de kelimelerin son ünlüleri ile ek ünlüleri arasında za- 



I 



18 



TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 



yıf bir uyum vardır, a, o ünlülerinden sonra, yalnız a, ai, o gelir; öbür ünlülerden 
sonra ise, yalnız e, ei, u bulunur. 
5. Japon Dili: 35 

Japon Dili'nin en eski belgesi, ufak bir parça olan NJtıon şokl'dir ve m. s. 
712'de yazılmıştır. Bu bakımdan Tonyukuk'tan biraz daha eski, fakat onunla ölçü- 
lemiyecek kadar kısadır. Bundan sonra, en önemli belge olan Manyöfû gelir. 
Aslında 4516 şiirlik bir dergi olan bu belge m.s. 672 öncesi ile 732'ye kadar ki üç 
dönemi içine alıyordu, m.s. 771 'den sonra, ve zamanının dil özelliklen ile, yeniden 
yazılmış olup son dönemden 32 şiir verir. 36 Şu halde, Japon dilinin - tarihi bilinen- 
en eski yazılı belgeleri ile Türk dili yazılı belgeleri yaşıttır diyebiliriz. Altay dillerinin 
en eski yazılı belgeleri, bu iki dile aittir. 

Asya kıtasına biri Kyûşû öbürü Ryûkyû adalar zinciri ile iki yoldan bağlı bulunan 
Japonya'nın en eski halkı m. ö. 4500-250 arasında yaşayan C6mon KOKArfl'nü 
geliştirmişlerdir. Üç devresi olan ve ikincisi m.ö. 3700'den 1000'e kadar süren bu 
kültür, YayAİ kültürünü temsil eden ikinci bir gurubun gelip yerleşmesi ile silin- 
miştir. Antropoloji bakımından farklı olan bu iki guruptan ikincisi, bugünkü Japon- 
lar'ın özelliklerini yüzde otuz nisbetinde temsil ediyordu. Yayöi Kültürü m.s. 300'e 
kadar devam etti. Milad sırasında Asya'dan yoğun bir Çinli ve Kore'li göçü oldu. 
Bunlar, ve Ryûkyû yolundan gelen Malaya - Polinezya grubu, yerli kültürlerle karı- 
şıp kayboldular. Daha sonraki Yamato halkı hem tarih hem de antropoloji yönün- 
den Japonlar'ın gerçek atalarıdır. Yayöi kültürünü takibeden Höyük kültürü, ke- 
sinlikle bir Altay kültürüdür. Jappnlar'dan ilk olarak m.s. 59 yılında Çin 
kaynaklarında bahsedilir. Bu dile ait ilk bilgi de yine Çin kaynaklarında tarihçi Çen 
Şu (m.s. 233 - 297)'nun Wel çi adlı eserinin 30. bölümünde yer alır. Buradaki keli- 
melerden okunup anlaşılabilenler ön veya erken Japoncayı temsil eder. 710'da 
Honşû'nun batısına ilk Japon başkenti Nara kuruldu. Burada, 710 - 794 arasında 
en eski Japon edebiyatı örnekleri meydana geldi. 794'te başkent, Helan KyA 
'barış kenti' denilen Kyoto oldu. Eski Japonca (eoko nlhongo), Nara ve 
Helan dönemlerini içine alır ve 1 192'de Kamakura şehrinin politika bakımından 
birden önem kazanması ile sona erer. IX. yy. 'dan XII. yy. sonuna kadarki dönem, 
Geç Eski Japonca, 1192'den 1277'ye kadarki dönem Erken Orta Japon- 
ca, XIII. yy. 'dan XVI. yy. sonuna kadar Orta Japonca (çusei nlhongo) XVII. 
yy. başından 1868'e (Tokugavva dönemi) kadarki yıllar Yeni Japonca (kinsei 
nlhongo) veya Erken Modem Japonca dönemidir. 1868'de İmparator Meici, 
Edo'yu (şimdiki Tokyo) başkent yaptı ve eski' başkent Kyoto'yu terketti. 1868'den ı 
1912'de imparatorun ölümüne kadarki yıllar, Meici dönemi diye bilinir. 37 Bugün- i 
kü Japon ağızları üç grupta toplanır. 1 . Güney - batı ve Güney dallarına ayrılan Ba- 
tı Grubu : Alei, Oltu, foyama, batı Honşû, Şikoku ağızları (Kyoto ve Osaka 
bunların içinde yer alır), 2. Doğu ve Kuzey dallarına ayrılan Doğu Grubu (Tokyo ve 
Yokohama ağızları birinci dalda). 3. Kyûşû Grubu (Tokeru adalarına kadar). 38 

Eski Japonca'nın ünsüzleri: t, k; b, d, g; m, n; s (/t s />, z (/ dz/); r; y; p , w olup L 
bunlardan b, d, g; z; r kelime başında bulunmaz. 39 Kelime başındaki ünsüzlerden • 
t, k, s ve ikinci hece başında görüldüklerinde d, g, z ve b olurlar. Fakat bu bMiMrU 1 
değildir. 40 Japoncada ünsüz grupları yoktur. Eski Japonca'da sekiz ünlü vardı (a, 
o, e, e, ö; ı, u, i) 41 Bunlar, Nara döneminde gittikçe artan sınırlanmalara rağmen, 



TÜRK DİLİ 



19 



korundularHeian öncesinde, o ile ö arasındaki farkın tek bir şarta (k'den sonra 
gelmek) bağlandığı altı ünlüye indiler. X. yy. başlarında, sekiz ünlü düzeni bugün- 
kü 5 ünlüye kadar daraldı (a, o, e; u, i). Nara öncesi (belki Suiko dönemi) ünlüleri- 
nin a, o, e, ö; u, i, Suiko öncesi ünlülerinin a, o, ö; u, i olduğu ve ia > e, ai > e, oi 
> y, ui >ı değişmeleri ile arttığı, 42 Suiko öncesinden de önceki bir dönemde yâl- 
nız dört ünlülük bir düzenin (a, i; o, u) buluduğu ayrıca ileri sürülmüştür. Bununla 
birlikte, Japonca'nın sekiz ünlülük düzeninin târihi konusu, bir metod meselesidir. 
43 Eski Japoncanın ünlüleri 1. a, o, u; 2, ö; 3. i: 4. e, e, ı gruplarına ayrılır. Bunlar- 
dan ilk üç gruptakiler yalnız kök kelimelerde, sonuncular ise hiçbir kurala bağlı ol- 
maksızın her yerde görülürler. Kök kelimelerle bunlara gelen eklerdeki ünlüler ara- 
sında uyum yoktu. 44 Böyle "olmakla birlikte, e, e\ ı'nin gelişmelerinde yer tutan 
sesler göz önüne alınınca, zayıf bir ünlü uyumunun varlığı ortaya çıkar. İki heceli 
kök kelimelerde, o-a, o-u, a-o, u-o, a-a, o-o, ö-ö, olağan ünlü dizileridir. Buna kar- 
şı, a-ö çok az görülür ve öo, o-ö; ö-u, u-ö hiç yoktur. 45 O halde, Eski Japonca'da 
yalnız damak uyumu değil, sınırlı bir dudak uyumu ve dudak çekerliği de vardı. 46 

Altay Dili'nin Kuruluşu (Reconstruction): 

Başka dil ailelerinde olduğu gibi, Altay dilleri ailesinde de ana diller'in (proto 
languages) özellerini tesbit edebilmek için tarihi karşılaştırmalı dilbilgisi 

metodu kullanılmıştır. Bu karşılaştırmalarda, sas denkleşmeleri (sound corres- 
pondences) akrabalığın ispatında en önemli ölçü (criterion) sayılır. Çünkü varlığı 
ispatlanan ses denkleşmeleri, olasılık (probability) kanunlarına göre, eğer yeter sa- 
yıda örnek bulunuyorsa, bütün raslantı şüphelerini ortadan kaldırır. 47 Bununla bir- 
likte, ses denkleşmelerinin varlığı, tek başına, eski bir devrede ortak bir kaynaktan 
gelmiş olabilecek ödünçlemeleri bu ilginin dışında tutamaz. Bunun için, ses denk- 
leşmelerinin ispatladığı ilginin, önce şekil (morphology), sonra söz dizimi (syntax), 
daha sonra da akrabalığı Heri sürülen dillerde eş anlamlı kelime gruplarında 'kav- 
ram' ortaklığı (conceptual semantics) ile desteklenmesi gerekir. Bunlardan en az 
ikisinde (birincisi ve ikincisinde) ortak kelimelere dayanmak mecburiyeti vardır. 
Ana Altay Dili'nin özelliklerini tesbitte, aynı ölçü ve güçte olmamakla birlikte bu 
dört alanda karşılaştırmalar yapılmıştır. 48 

1. Ana Altay Dili'nin Ses Özellikleri: 

Teorinin kuruluşunda en büyük yeri olan şu ses denkleşmeleri adım - adım ve 
yıllar süren araştırmalar sonunda keşfedilmiştir: 

Halaçça'da kelime başında h, Türk Dili'nin geriye kalan bütün lehçe ve şivele- 
rinde : Moğol Dilinde h, x , f, ş, s, 0: Tunguz Dilinde p, h, * , f, 0: Kore Dilinde p, 
ph: Japon Dilinde p, jp ile karşılanır. Bu denkleşmelerdeki seslere kaynaklık etmiş 
olduğu düşünülen Ana Altayca ses *p'dir. 49 

Türk Dilinde r/: Moğol Dilinde r/: Tunguz Dilinde r/ (bazan y/): Kore Dilinde I/ : 
Japon Dilinde r/. Bu seslere dayanarak Ana Altayca için kurulan ses *r 1 /. 

Türk Dilinde z/ (Çuvaşçada r/): Moğol Dilinde r/: Tunguz Dilinde r/: Kore Dilinde 
I/: Japon Dilinde r/, t/ (bazan y/, 0). Bu seslere dayanarak Ana Altayca için kurulan 
ses "r/so 

Türk Dilinde I: Moğol Dilinde I/: Tunguz Dilinde I/: Kore Dilinde I/, 0: Japon Dilin- 
de r/,0: : Ana Altaycada %l. 



20 



TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 



Türk. Dilinde ş/ (Çuvaşçada I/): Moğol Dilinde 1/ Tunguz Dilinde I/: Kore Dilinde 
Ih/ (Orta Korecede Ih/ (Orta Korecede Ih/): Japon Dilinde s/ (i) : : Ana Altaycada 
V- 61 

Türk Dilinde kelime, başında y ( Modern lehçe ve şivelerde: y, n, d', t', c, ç, 
tş, dz, z) (Çuvaşçada S) : Moğol Dilinde d, n, c, y: Tunguz dilinde d, n, n, c, y: Ko- 
re Dilinde t, n, ç (Korecede ts), y: Japon Dilinde t, y (bazan 0). : : Ana Altaycada 
*d, *n, *h\ *c, Y 52 

Türk Dilinde kök ünlüsünden sonra d/ (Halaç.ve Tuvacada d/, Yakutcada t/, 
Hakasçada z/, öbürlerinde y/) (Çuvaşçada r/): Moğol Dilinde d/ (i'den önce c/): 
Tunguz Dilinde d/ (i'den önce Mançu ve Goldide c/): Kore Dilinde I/: Japon Dilinde 
r/ (i'den sonra *y > 0) :: Ana Altaycada 'd/. 53 

Türk Dilinde t (Çuvaşçada i'den önce ç) : Moğol Dilinde t (i'den önce ç): Tun- 
guz Dilinde t (Mançuda i'den önce ç) : Kore Dilinde t (i'den önce ts): Japon Dilin- 
de t (kelime başında bazan n) : : Ana Altaycada *t/. 54 

Türk Dilinde kelime başındaki y'nin öbür Altay dillerindeki karşılıkları yukarıda 
verilmekle birlikte, i'den önce görülen şu değişiklikler oldukça erken tesbit edilmiş 
önemli özelliklerdir: 

Türk Dilinde y (Kelime başında yalnız Eski Batı Türkçesinde öbürkileri ile ilgili 
olarak d) : Moğol Dilinde d (i'den önce c): Tunguz Dilinde d (Mançu ve Goldide 
i'den önce c): Kore dilinde t (i'den önce ts): Japon Dilinde t, y (bazen y >o : : Ana 
Altaycada *d/. 55 

Türk Dilinde y (Kelime başında yalnız Eski Batı Türkçesinde öbürkileri ile ilgili 
olarak fi) (Kök veya taban sonunda Köktürkçede fV): Moğol Dilinde n (i) (yalnız ke- 
lime başında) : Tunguz Dilinde fi (Mançuda yalnız yazıda ni): Kore Dilinde n, y (ke- 
lime başında): Japon Dilinde n, y (kelime başında) : : Ana Altaycada *fi. 56 

Türk (Çuvaşça ile birlikte), Moğol, Tunguz, Kore, Japon dillerine ait, daha önce- 
ki sayfalarda verilen, ses özelliklerinin ortak kelimelere dayanarak yapılan karşılaş- 
tırılması sonunda, başka birçok ses denkleşmelerinin varlığı ortaya çıkarılmıştır, bu 
denkleşmeler yardımı ile, Ana Altay Dili için bu beş dilden elde edilen ünsüzleri 
şöylece toplayabiliriz: 57 

Bunlara, Ana Altaycadaki şu özellikler eklenebilir: Ana Altaycada kelime başın- 
da I, r ve tı yoktu, ünsüz grupları yalnız kelime içinde görülmekte idi. iki ünlü ara- 
sında daima bir, bazan iki ünsüz bulunuyordu ve 6, o, ö, yalnız kök hecesinde yer 
alabiliyordu. Bu dilde, her ikisi de sınırlı olmak üzere, damak ve dudak uyumları 
vardı, dudak çekerliği ve ünsüz uyumu yoktu. Kelime kökleri biri * [ (C) V (C) ] 
öbürü, *[(C) VC (C) V] olmak üzere iki türlü idi. Çok heceli kelimeler, ünlü ve ün- 
süzlere ait sınırlamalarla [(C) V (C) ] n kuralına bağlı idi. 

2. Ana Altay Dlll'nln Şekil (morphology) Özellikleri: 58 

Ana Altaycada şekil birimleri olarak kökler ve ekler vardı. Bunlar, biri öbürünün 
yerine kullanılmıyan isim ve fiil (bu ikisi dışında da partide) gruplarına ayrılıyor- 
du. Bir gruptan öbürüne geçebilmek için genişleme gerekli idi. Bunun için isimden 
fiil veya fiilden isim yapan eklere başvurulurdu. Bu dilde ön ek yoktu. Sıralanmada 



TÜRK DİLİ 



21 



her ekin özel bir yeri vardı, ve bu hiçbir zaman değişmiyordu. Fiil kök veya ta- 
banları aynı zamanda emir kipiydi. Yalın hal için ek yoktu. Buna göre isim 
tabanları yalın hale denk düşmekte idi. Fiil kipleri, fiilden isim yapan ekler- 
le türetilmişlerdi. Geründium ve isim fiiler (participium) için de durum aynı idi. 
Ana Altaycada kiplerin özellikle zaman bakımından biri - birleri ile ilgili olarak kulla- 
nılabilmesi fiil şekillerine büyük bir zenginlik vermekte idi. Sayı, teklik ve çokluk ol- 
mak üzere iki gruptu. Bunlardan yalnız ikinci gruptakiler için ekler bulunduğu he- 
men - hemen muhakkaktır. Ana Altaycada 'iyelik' ilgisi, özel eklerle ifâde ediliyor- 
du. Sayı isimlerinden sonra çokluk, ayrıca belirtilmiyordu. 'Karşılaştırma' kavramı 
için 'ablative' eki kullanılıyordu. 

Yapılan araştırmalar, değişik sıralarla, iki, üç, hatta bazan dört dilde ortak, yüze 
yakın ekin varlığını ortaya çıkarmışsa da, Ana Altay dilindeki şekilleri kesin olarak 
bilinen eklerin sayı, bunun üçte birinden bile azdır. Birinci gruptaki ekler için: 

+ çAK, +çl, +çlK, +d, +DA, +KI, +IAr, +IIG, +mslG, +rU; -Açl, -ç, -G.+GA,.- 
GAçI, -GU, -I, -m, -mA, -n,.-r; +d-, +dA, +GA-, +Klr-, +A-, +IA-, +rA-, +rKA- 59 . ör- 
nekleri verilebilir. 

Ana Altayca için bulunanlar arasında en önemlileri düşüm ekleridir (case suffi- 
xes) : *+n (genetive, instrumental), *+g (accusative, x +A, x +gA (dative), 
x+ dA, x +dU (l'ocative), * +rA (directive - locative), *+rU (lative), x +ll (prosecuti- 
ve), *+dl (instrumental), *+ç, x +çA (equative). 60 

Bunların dışındakilere örnek olarak: 

*+çl, *+kl, x +r; x -g, x -gA, x -m, x -n ve olumsuz fiil eki *-ma,- 61 gösterilebilir. 
3. Ana Altay Dili nin Söz Dizimi (Syntax): 62 

Ana Altaycada en küçük fiil cümlesi çekimli bir fiildir. Bu, emir cümlesinde sa- 
dece (0 ekli) fiil kök veya tabanından ibârettir. Cümlede öznenin yeri fiilden, belir- 
tenin yeri belirtilenden, ikinci dereceden olan üyelerin yeri birincilerden önce gelir. 
Fiil, sonda yer alır. tamlamalarla isim cümleleri arasındaki fark üyelerin sırasına da- 
yanıf ve bir cümle meydana getirir (declarative sentence), Böyle bir cümlede ko- 
şaç kullanılması mecburiyeti yoktur. İsim ve sıfat arasında kesin bir sınır yoktur. 
Bu daha çok, bir sıra meselesidir. Ana altaycada cins (gender) farkı belirtilmez. 
Bu bakımdan cümlelerde cins farkı dolayısı ile değişiklik de yapılmaz. Tamlamalar- 
da yalnız tamlanan çokluk eki alabilir. Bunlarda çokluk - teklik dengelemesi yapıl- 
maz. Cümleler, içindeki üyelerin ilgisi bakımından, gelişmekte olan 
fikirlerin akla geliş sırasına göre ifâdesi değil (cursive), tamamlan- 
mış bir fikrin düzenli bir hierarchy halinde (complexive) sunuluşu- 
dur. Bunlardan birinci tip, bir teşbih dizisine, ikinci tip, küçükleri daha büyükleri- 
nin içine yerleştirilmiş, birçok kutuyu içine alan büyük bir kutuya benzetilebilir. 
Birincisinde, eskileri çıkarmadan teşbihe yeni taneler eklenebilir. İkincisinde ise, 
büyük kutuyu daha büyüğü ile değiştirmek ve ilâve edilen kutuyu veya kutuları ye- 
niden ve iç - içe koyup en büyük kutuya doldurmak gerekir. Ana Altaycada ön takı 
(preposition) yoktur. Buna karşı son takılar (postposition) çok zengindir. Bununla^ 
birlikte, olumsuz emir kipleri için Çuvaşçada, Moğol ve Tunguz dillerinde 'olum- 
suzluk fiilleri'nden ayrı olarak bazı 'particle'lerin kullanıldığı, hatırlanmalıdır. Bunlar, 



22 



TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI 



eski bir düzenin izleri olabileceği gibi, Altay Dili dışında başka bir kaynaktan da 
gelmiş bulunabilir. 

4. Ana Altay Dili'nin Kelimeleri (Vocabulary): 

Altay dillerindeki ortak kelimelere dayanarak yapılan karşılaştırmalarda, bir yan- 
dan ses denkleşmeleri tesbit edilirken, öbür yandan, bu kelimelere kaynaklık etmiş 
olan Ana Altayca kelimeler de ortaya çıkarılmıştır. Ortak kelimelerin üye dil- 
lere dağılış nisbetlerindeki ölçüsüzlük, Altay Dili Teorisinin en bü- 
yük meselisidir. Türk ve Moğol dilleri arasında en yüksek olan bu nisbet, Mo- 
ğol ve Tunguz arasındakilerle karşılaştırılıra, Türk ve Tunguz'daki ortak kelimeler- 
de birden - bire ve büyük ölçüde düşer. Teoriye karşı olanlara göre, bu, özellikle 
Türk Dilinden Moğol diline, önemli sayıda kelime ödünçlemesinden ileri gelmekte- 
dir; 63 ve, bugün Ana Altay Dili için ortak kelimelere göre tesbit edilen özellikler, as- 
lında Türk dilinin eski bir devresinin özelliklerinden başka birşey olamaz (başka bir 
deyişle, açıkça ifade edilmemekle birlikte, Altay Dili ile Türk Dili aynı şeydir' denil- 
mek isteniyor.) Tarihi devirlerde bile, bu diller arasında kelime alış - verişi olduğu 
bir vakıadır. Böyle olmakla birlikte, yalnız bu üç dilde, hatta Kore ve Japon dillerin- 
de ortak, başka kelimelerin bulunduğu, Altay Dili Teorisi'nin sadece ortak kelimele- 
re dayanarak kurulmadığı, ve en azından şimdilik, bu fikirleri destekleyecek yazılı 
kaynaklara sahip olmadığımız gerçeği de unutulmamalıdır. 

Hem ses denkleşmelerine, hem de Ana Altaycanın kurulmuş kelimelerine örnek 
olmak üzere, şimdiye kadar yapılmış karşılaştırmalardan bazılarını aşağıda yeriyo- 
rum. Ramstedt, Kore Dilinin Türk Dili gibi tek heceli köklere sahip olduğunu, buna 
karşı Moğol ve Tunguz dillerinde, bunlardan bazılarının iki heceli köklerle karşılan- 
dığını açıklamıştı (Einführung, s. 153 - 156). Miller, Japon ve Kore Dillerinde de be- 
liren bu özelliğin üzerinde durmaksızın, Ana Altay kelimelerindeki kök sonu ünlüle- 
rini göstermiyor. Japoncadaki derin bilgisine rağmen, onun bu yolu seçmesinde 
bir sebep olmalıdır. 64 Bu yüzden, iki heceli köklerin son ünlülerini kere içine al- 
dım. Maddelere yaptığım bazı eklemelerin kaynaklarını işaretlemekle birlikte, bun- 
ların benim olduğunu ayrıca belirtmedim. Bu karşılaştırmafar, çok kere, birden faz- 
la bilgin tarafından yavaş - yavaş geliştirildiğinden, her katkının kime ait 
bulunduğunu açıkladım. Bunlardan (Poppe 1960) Vergleichende Grammatik 
der altalschen Sprachen'i, (Miller, 1971) Japanese and the Other Alta- 
ic Language* i, (Ramstedt / Aalto, 1957) Einführung in dle altaische 
Sprachwissenschaft'ı gösterir. 

a. Alt. *padak : Halaç hâdak ayak' (Doerfer, s. 290), ETk. adak (>, ayak, 
azak, atan id.) : Mo. adag 'son, bir nehrin dökülme yerindeki kollardan herbiri' 
(ayak kelimesi Türkçede bu anlamda da kullanılır) : Ma. fatan 'alt, taban' (< 'pa- 
tan < * patak) (Poppe, Language c. 30, sayı 4, s. 572). 

Alt. * pür x (fi) - Tk. ta- 'kesmek, aşındırarak koparmak' : Mo ürü 'oğmak sü- 
rüştürmek; eğelemek, törpülemek', OMo. hürü- 'bir okun ucunu bilemek': Ma. fu- 
rtı- 'ufalamak, küçük parçalar koparmak', tunikti 'raspa, eğe, törpü': Ko. phul- 
da- 'oğmak, sürüştürmek; ufalamak, törpülemek' (Poppe, Language, c 30. sayı 



TÜRK DlLl 



23 



4,3.573). 

Alt 'tatıga- : : Tk. tatgan- 'dadanmak, bir şeye alışmak' ( > dadan- id ) : 

Mo. taçiya- 'ihtirasla yanmak, bir'şeyi özlemek, aramak' : Ma. taçi- 'çalışmak, 
öğrenmek', Lam tatkat- 'ehlileştirmek, bir hayvanı alıştırıp ısındırmak', tatiğâ- 
'ehlileştirmek, alıştırmak, âdet edindirmek' (Poppe, 1956 'The Mongolian Affrieates 
*cand * | ' CAJ 2, 204 - 215, s. 206) : J. tadım- 'incelemek, araştırmak, çalış- 
mak', taduki 'alışmış olmak, bir şeyi yapar olmak' (Miller, 1971 , s. 99). 

Alt. *tıgırak : : Tk. tıgrak 'hareketli, çevik, kıvrak, güçlü' : Mo. çigirag 'ka- 
lın, yorgun, kunt' (Poppe, 1956, s. 206; 1960, s. 15) : J. tikara 'güç, kuvvet' (Mil- 
ler, 1971, s. 99). 

Alt. *topık : : Tk. topık 'topuk' (ağızlarda 'dirsek' yerine de kullanılır) : Mo. to- 
ylg 'diz kapağı', Ma. tobgiya 'diz' (Poppe, 1960, s. 14). 

Alt *kftr 2 (ı) : : Tk kâz 'kaz', Çuv. hur id. : Ma garu 'kuğu' Ev. gâ~re id. : Ko. 
kari 'yaban kazı, kuğu' (Poppe, 1972, 'A New Symposium on the Altaic Theory' 
CAJ, c. XVI, no. 1, s. 36 - 58, s. 51) : J. kari 'yaban kazı' (an Unabridged Ja- 
panese English Dictionary, Capt. F. Brinkley, Sanseido, 1896, s. 590).' 

Alt. *kar 2 (u) - : : Tk. kaz- 'kazmak', Cuv. hir. id. : Mo. karu- id. 'kazımak, ka- 
şıma'', tırnakla yırtmak; kazıyarak temizlemek' (Poppe, 1960, s. 17) : J. kaku- < 
*karku- 'tırnakla veya başka bir şeyle kazımak, çizmek; çizerek, kazıyarak yaz- 
mak' (Martin, 1966, 'Lexical Evidence Relating Korean to Japanese', Language, 
42, s. 185 -251, s. 240,* 189) (Miller, 1971, s. 149). 

Alt. *kol 2 (ı)- : : Tk. kos- 'birini veya bir şeyi kendi cinsinden başka birinin ve- 
ya bir şeyin yanına koymak, birini bir başkasına eş olarak vermek', koş 'çift', koş 
'çift', koşa id. : Mo. kolidlka- 'iki şeyi biri - birine karıştırmak, bir şeyi bir başka 
şeye katmak', kolba- 'birletirmek, birbirine bağlamak' (Ramstedt / Aalto, 1957, s. 
109) : J. kos-u- 'birinin arkasından gelmek, biriyle birlikte, fakat onun arkasında 
gitmek' (Miller, 1971, s. 119). 

Alt. *kut (u) : : Tk. kut. 'talih', Mo. kutug 'talih,. kudsiyet' : Ev. kutu 'talih', Ma. 
huturi 'kudsiyet': Ko, kut 'sihir, büyü' (Poppe, 1960, s. 18). 

Alt. *köp (•)- : : Hakas, Oyrat köp- 'kabarmak, şişmek, genişlemek, büyü- 
mek', köpük, köplk 'köpük' : Mo. köge- 'şişmek, kabarmak, büyümek, genişle- 
mek; köpürmek' : Ev. kapa- id. Ma. kubsuhun 'şişmiş, şişkin, kalın, geniş': Ko. 
kaphum 'köpük' (Poppe, f960, 19). 

Alt. * çak(t) -: : Tk. çak- 'ani olarak ateş çıkmak veya çıkarmak', Yak. Sah- 
id.: Mo. çaki id (Poppe, 1960. s. 26): J. tak- 'yakmak' (Miller, 1971, s! 99). 

Alt. *çig : : Tk. çig, çık 'rutubet, çiğ' : Mo. çigig 'rutubet, ısılaklık' (Poppe, 
1956, s. 208) : Ko. tsata < tsak 'ıslanmak', krş. 'ıslak, rutubetli olmak' : J. tuk-e- 
'suya batırmak, ıslatmak, suya daldırmak', AKJ *tsuk- id. (Martin, 1964, s. 230, * 
60) (Miller, 1971, s. 98). v 

Alt. *çim- : : Tk. çimtük çimdik', çimdik < çimdük id. : Mo. çimçl- < 



24 



TÜRK DÜNYÂSI EL KİTABI 



*çimti- 'çimdiklemek' : Ko. tsu / p- 'tutup almak': J. tum- 'bir şeyi tutup almak', 
turnam- 'çimdiklemek', AKJ. *tsump- id. (Martin, 1967; s. 238, * 164) (Miller, 
1971, s. 98). 

Alt. *bıdık : : ETk. bıdık 'bıyık', Yak. bitik 'sakal veya bıyık teli' : Mo. bucigir 
< "budıgır 'kıvırcık saç, lüle; saç buklesi' : Lam. boduruka id. (Poppe. 1960, s. 
21,53). 

Alt. *bod (a) : : ETk. bod (> boy), Hakas pos 'vücut, gövde; yükseklik', Oyr. 
boy 'kendi, öz' : Mo. boda 'madde, gövde, bir şeyin özü, esası', Hal. bod 'ger- 
çek varlık' : Ev. bodo 'hayat, geçim' (Poppe, 1960, s. 21). 

Alt. *daga-: :Tk. yagu- 'yaklaşmak', yaguk, yakın 'yakin', yaklaş- 'yakına gel- 
mek': Mo. dağa- 'takib etmek, sürmek' (âv. hk.): Ev. dağa 'yakın, yanında' (Pop- 
pe, 1960, 22): J. tagai (ni) 'birlikte, yanında, karşılıklı olarak' (Miller.1971, s. 85). 

Alt *dal 2 (ı)- : : Tk. yaş-ur 'saklamak, gizlemek, örtmek' yaş-mak 'yaşmak, 
ince yüz örtüsü' : Mo. dalda 'gizli, kuytu, saklı, korunaklı': Ma. dali- 'gizlemek, 
saklamak, örtmek' (Poppe, 1956, s. 210) : J. yasiro 'yerli ilahlara tapınmak için 
etrafı çit veya duvarla çevrilen yer, sonraki devirlerde, böyle yerlere tapınaklar ku- 
rulmuştur." (Miller, 1971, s. 86). 

Alt. *dırg (a)- : : Tk. yır 'şarkı'. Tatar yıraw 'şarkıcı', Kaz. cır 'şarkı' : Mo. cir- 
ga- 'mesut olmak, neşeli olmak': Ko. tsilke / p - 'zevk almak, eğlenmek' : J. ya- 
raka-b 'eğlenmek, neşelenmek, sevinmek' (Miller, 1967, 287), AKJ yarakeb id. 

(Martin, 1967, s. 231, * 77) (Miller, 1971, s. 99). . 

Alt. *dulı,: : ETk. yılıg 'ılık' : Mo. dula^an<*dul^an id.: Ev. dul- 'ısıtmak', du- 
III- 'ısınmak' (Poppe, 1960, s. 23) : s. yu 'sıcak (su)', (Miller, 1971, s. 85). 

Alt. *dür 2 (i) : : Tk. yüz 'yüz, çehre' : Mo. düri 'şekil, görünüş, çehre' : Ma., 
Gol., durun id. (Poppe, 1960, s. 23,-111) : EJ. *yuro > *yiro > irö 'çehre, görü- 
nüş (yüz hk.)' (Murayâma, 1962, Miller, 1967, s. 70 - 73) (Miller, 1971, s. 85). 

Alt. *cab (ı) : : Mo. cabi 'çizme' : Ma. caya < *cawi 'ak kayın kabuğundan 
yapılmış dolak şeklinde çizme', Ev. caw id. (Poppe, . 1 960, s. 28) : J. tabi 'ku- 
maştan yapılma dolakjgibi ayakkabı, çizme' (Miller, 1971, s. 85). 

Alt *cur : : Ev. cur 'iki', Ma, curû 'çift', cuwe 'iki' (Poppe, 1960, 28) : OKo. 
tulh 'iki', Ko. tul 'iki' : EJ ture 'eş, birinin veya bir şeyin yanında bulunan aynı 
cinsten başka bir şey (Martin, 1966, s. 245, * 247), J." tsure 'iki (Miller, 1971 , 84). 

Alt. *cük : : Tk. yük 'denk, paket, sandık, vb. gibi taşınacak eşya, ağırlık': Mo. 
cüge - 'taşımak, götürmek' : Ev. cugû - 'taşımak (kızakla)', Lam. cugût - 'taşı- 
mak, çekmek;. yüklemek', Ev. cûgûwün 'nakliye, taşıyıcı, yükçü' (Poppe, 1960, s. 
28, 1 1 1) . : EJ. yuki (> yugi, yuge) 'sadak, okdan, ok kabı' (Miller, 1971 , 84). 

Alt *gar : : Tk. karı 'kolun ön kısmı', -karış 'karış': Mo. gar < *gâr 'el, kol': 
Ma. gala < *gâra, Gol. Ol., Oro. rıala, sol. r\âla id. Neg. rçâla Ev. r)âle, Lam. 
T|âl 'el' (Poppe, 196, s. 24). 

Alt. *mer|gü : : Tk. berıgü (> bengi) 'ebedî' : Mo. mör|ke id.Ko. mango 
'ebediyet' (Poppe, 1960, s. 35). 



TÜRK DİLİ 



25 



Alt. *mur (ı)- : : Tk. bur - 'zorla mihveri etrafında çevirip döndürmek' : mo. 
murui 'burulmuş, kıvrılmış, eğritmiş': Ma. muritfan < murui^an 'eğme, bük- 
me', muri - 'burulmak, kıvrılmak', Ev. murûkö - 'dönmek, etrafını dolaşmak' : 
EKo. moroni 'dirsek, dirsek gibi bükülüp dönme' (Poppe, 1960, s. 36). 

Alt. *neme : : Tk. yeme 'yine, tekrar' : Mo. neme - 'eklemek, arttırmak' : Ev. 
nemesin - 'yamamak, eklemek': Ko. nem - 'birşey bakımından birine üstün ol- 
mak' (Poppe, 1960, s. 38), 

Alt. *fiar 2 : : ETk. yaz 'ilkbahar', EBTk. *nar > Mac. nyar, Çuv, sur id. : Mö. 
niray < *naray 'yeni doğmuş, taze' : Ma. harhun (niyarhun yazılır) 'yeni, ta- 
ze, yeşil' : Ko. nyerim 'yaz' (Poppe, 1960, s. 81). 

Alt. *nal 2 : : ETk. yaş 'tâze, yeşil, genç, yaşanılan yıl sayısı': Mo. nilka 'genç, 
■ küçük, tâze, henüz aklı yetmemiş', nilayun < *nalawun 'çiğ' : Gol. nealun / 
nalun 'tâze, çiğ, pişmemiş': Ko. nalket 'çiğ, pişmemiş' (Poppe, 1960, 39). 

Alt. *yada- : : ETk. yadag 'yaya', Çuv. şuran < *yadagın 'yayan, yaya ola- 
rak' : Mo. yada -'kudreti olamak, ihtiyaç içinde olmak, sıkıntı, çekmek', yadagu 
'fakir, zayıf talisiz vb.' (Poppe, 1960, s. 32). 

Allt. *sıruk : : ETk. sıruk 'sırık, uzun değnek' : Mo. şirug 'direk, sırık, uzun 
değnek' : Ma. şuruku 'uzun değnek, sırık', Ev. sirikeken, Gol. serân id. : Ko. 
siren id (Poppe, 19660, 30). 

Alt. *sil 2 : *Tk. şiş, şiş 'kebap şiş', şişlik 'kebaplık et' : Tung. sila - 'şişte kı- 
zarmak', silawûn 'şiş' (Ramstedt / Aalto, 1957, s. 108) : OKo. sö r>lh 'et (yiyecek 
olarak)' : EJ. sisi id. AKJ *s>yas (Miller, 1971 , s. 119). 

Alt. *ar 2 (u) : : ETk. azu 'yoksa, yahut' : J. arui id. (Miller, 1971, s. 147). 

Alt. *er : : Tk. er 'erken', Tkm. ir < *er, Çuv. ir < er id., OTk. erte i'd. : Mo. 
erte 'erken' : Ev. erde id. < Yakut < Mo. (Poppe, 1960, s. 106) : J. ariake 'şa- 
fak, gün doğduğu zaman' (Miller, 1971, s. 153). 

Alt *il 2 (e) : : Tk. ış, iş .'meşgale, çalışma' : Mo. uiie id. : Ma. weile id. 

(Ramstedt / Aalto, 1957, s. 109) : J. i/ 2 saru 'balık tutmak' (Miller, 1971, s. 121). ' 

Alt. *ör 2 : : ETk. Öz 'kendi' OTk. öz 'kendi, iç, orta vb.', Çuv. var < *ör 'orta, 
iç' : Mof öre 'iç, yürek damarı': Ev. ur 'hayvan midesi; işkembe', Lam. ur 'mide, 
karın, işkembe' (Poppe, 1960, s. 109) ; J. ore 'kendim, ben (kaba)' (Miller, 1971; 
s. 147). 

b. Ana Altay Dilindeki şahıs zamirleri, teklik için bir yalın halde, öbürü, eklerden 
önce kullanılan iki şekil gösterir. Bunlar, Altay dillerinin dördünde bulunmaktadır. 
Çoklukta ise, ortakık aynı derecede açık değildir. 

Alt. 1. ş.t. *bi *men + : : ETk, ben/men . bin , Çuv. epe/man. + : Mo. 
bi/mimı (genetive) : Ma. bi/min + : EJ. mı/wanu. 

v 

Alt. 2. ş. t. *sî/*sen + : : ETk. sen/sen + , sin +, Çuv. ese/san + : Mo. *ti 
çi/çinu (genetive) : Ma. si/sin + : EJ. si/söne. 

Alt. 3. ş. t. *i/*en + : : ETk. ol/an + Çuv. val/un + : Mo. i/inu (genetive) : Ma. 



26 



TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 



i/in + : EJ. a n /r +, o"/r +, onör-e. 

Alt. 1. ş. ç. *bir 2 : :. ETk. biz, Çuv. »pir/pir -t- : Mo. (inclusive) bida/bidan + : 
Ma. muse : EJ. (inclusive) wa/wan-u (exclusive) mar-ö, war-ö. 

Alt. 2. ş. ç. *sir 2 : : ETk. »İz Çuv. eslr/sir: Mo. ta/tan + : Ma. suwe/suwen 
+ : EJ. ta/tar-e. 

Alt. 3.ş.ç. *ir : : . ETk. alar, Çuv. ve+ / ve + : Mo. a/an+ (Kotvvicz, 1936, Les 
Pronoms dans les langues aitaiques, Poppe, 1965, introduction to Altalc 
linguistics, Miller, 1971, s. 157). 

Ana Altay Dilindeki sorgu zamiri *ya 'ne?' ile ilgili olarak, Eski Türkçe ne/nen 
+ (yalnız nençe'de) ile Eski Japonca nanl 'ne?' karşılaştırmıştır. (Miller, 1971, s. 
185). 

c. Ana Altay Dilindeki sayı adlarından bazıları Altay dillerinde, gruplar halinde 
izlenebiliyor. Bunlar (Miller'e göre, 1971, s. 220 - 221): 

At. *bir '1 ' : : ETk, bir: Ana Kore - Japon *pll + } +, OKo. pil + oa, EJ. p 
ito. 

Alt. *dir '2' : : Ana Mo. *clr + : Ana Tunguz cor : Ana - Kore - Japon *tur 
OKo. tul, EJ.^ttta +. 

Alt. *dör '4' : : ETk. (tört) : Ana Moğol *dör : Ana Tunguz : *du + : EJ. yö. 

Ana Altay ve Altay Dlllarinln İlgi Düzeni (Mlerarchy): 

Ana Altay Dilinin özelliklerini tesbit için yapılan çalışmalarla (çalışmalar birinci 
yönü), bu dilden doğan üye dillerin tabakalanma ve dallanış şeklini tesbit için ya- 
ı pılan çalışmalar (çalışmaların ikinci yönü) eşit hızla gelişmemiştir. Bunlardan birin- 
1 cisi, Ana Altay Dilinden indiği tasarlanan üye dillerin kendi disiplinlerindeki araştır- 
»maların sonuçlarına dayanmak zorunda idi. Bu ise, ağır ilerleyen ve özen isteyen 
bir çalışma konusuydu. 'Altay Dil Ailesi' fikri etrafında çalışanlar, bu araştırmaların 
sonuçlarını bekliyememişlerdir. Bu bakımdan, tasarlanan üye dillerin sayıları, za- 
manla genişleyip daralarak değişmiş, ancak CastrĞn'le sınırlanabilmiştir. Yalnız 
Ana Altay Dili'nin özellikleri ile, üye dillere ait özelliklerin karşılaştırılmasından elde 
edilebilecek 'ilgi düzeni şeması' bu bakımdan ister istemez daha az malzeme ile 
yetinmek durumunda idi. Gelişme hızlarındaki bu dengesizliğin sonuçları, şimdiye 
kadar yapılan şemalarda kendilerini açıkça gösterir. Bu noktayı aydınlatmak için - 
Türk, Moğol, Tunguz dilleri kesik çizgili çerçeve içine alınmış- şu beş şemayı veri- 
yoruz: 

Şemalardan birincisi (Şekil 5.) Profesör Poppe'nin verdiği, Ramstedt'in bu ko- 
nudaki düşüncelerini açıklayan bilgiye dayanır. Buna göre, Ramstedt, yalnız bir 
kere 'Türk - Moğol Dil Birliği'nden bahsetmişse de, bununla Ana Türk - Moğol'u 
mu, yoksa Ana Altay'ı mı kasdettiği belli değildir. 65 Eğer, bunlardan birincisi doğru 
ise, o zaman Vladimirtsov'un şeması (Şekil 6) Ramstedt'in fikirlerini temsil ediyor 
demektir. Üçüncü şema (Şekil 7) Profesör Poppe'ye aittir. Dördünce şema (Şekil 
8), J. Street tarafından, VergJetehende Orammatik der altaischen 



TÜRK DÜNYASI 



EL KİTABI 



UJ 
-J 

â 

z 

< 
ffl 

ÜJ 



bü 



ÜJ 
J 
•I 

û 

I 

< 



* 



"O 

* 
* 

* 



İJ 



o 

0» 

O 



x </> 



^ I 5 



</> 



•O) 



o 



û. 



o* 



< 



tt 
B 

'.a 



o 



o 

"O 



o 



O 

40 



N 
3 
t» 



42> 



o 



w 

OT 

e 
•o 



S 
o 



2 
• » 

N 
3 
O 
2 
3 



O 
O 



«I 



Uı 
«V 



•o 

N 



O 

>» 
(0. 

3 
O* 



TÜRK DİLİ 



29 



Ul 
J 

N 
:3 



Ul 
-I 

uı 

(0 



SI 



Ul 
Û 
S 

•.s 



UJ 

-J 



< 



* ■ 



* 



lc5 



> 

S- 



N 



«o» 



o» 



•W 



^00 



o 



O» 



w 



t *J 



t» 



o* 



f 



o 



< 

> 



mi 
O 

O 



<0 



W 

as 



a. 
< 



o 

O" 



o 

o 
a 

ı 

o 



î 



c 

t» 

k 

O 

o 
> 



2 

N 



O 
O 

o 



m 

E 

9 
N 



M» 

S 

a 



w 
o». 



TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 




ANA A LTAYC A 



ANA MOĞOL - TURK 



ANA MOCOL 



ANA TURK 



ANA TUNGUZ 



ANA KORE 



ANA 


ALTAYC A 




r, 


— J 


___ 








ANA 


MOĞOL -TÜRK 


















ANA MOĞOL 

- 




ANA 


TÜRK 




ANA TUNGUZ 

1 1_ 



SEKİL : 5 ( RAUSTEDT ) 



9EKIL ı 6 ( VLADIMIRTSOV ) 



o 

M* 

r 



ANA AL T AYCA 

1 



ÇUVAŞ - TÜRK - MOĞOL - MANÇU - TUNGUZ BİRLİSİ 



ÇUVAŞ - TURK B. 



ANA TURK 



MOĞOL - MANÇU - TUNGUZ B 



ANA ÇUVAŞ 



TURK LEHÇELERİ 



ÇUVAŞÇA 



ANA MOĞOL ANA MANÇU-TUNGUZ 



MOĞOL LEHÇELERİ MAN.- TUNG.-LEHÇ 



ANA KORE 



KORECE 



SEKİL : 7 ( POPPE ) 



I ANA KUZEY ASYA DİLÎ 1 


■ ■ : - : 1 




ANA ALTAYCA 


?■ 




I 




| ANA BATI ALT AY C A | | ANA DOĞU ALTAYCA | 


I 


>. 1 


1 








| AMA TÜRKÇE ANA ÇUVAŞÇA 


ANA MOĞOLCA |ANA TUNGUZCA 


1 


TÜRK LEHÇELERİ ÇUVAŞÇA 


|M040L LEHÇ. TUN9UZ LEHÇ. | 


| KORECE | JAPONCA AYNUCA 



ŞEKİL : e ( STREET ) 



ANA ALT AYCA 

















1 




ANA BATI ALTAYCA (Ana Türkçe )| 




ANA D S U 


ALTAYCA | 






.1 
l 




« z , * ş 


|* r , 


M 


ANAMO&X£A| 


ANA KUZEY 


vt YARIMADA ALTAYC ASI | 














ı ı 


















ANATURGUZ|l 


ANA YARIMADA vt ADALAR DİLİ | 




















ESKİ TÜRKÇE Vb. 


ESKİ BULGARCA Vb. 


MOĞOLCA Vb. 


MANÇU, OOLOİ |! 


ORTA KORE Vb. ESKİ JAPON RYÛKYÛ Vb, 



SEKİL ı 9 (MİLLER) 



TÜRK DİLİ 



33 



Sprachvvissenschaft'in tanıtılmadı sırasında verilmiştir. 66 (Ben bu şemayı - kar- 
şılaştırmayı kolaylaştırmak amacı ile - esaslarını bozmaksızın, öbprkülerle aynı şek- 
le soktum). Sonuncu şema (Şekil 9) Miller'in Japanese and the Other Altaic 
Languages, Chicago, 1971 adlı eserindedir (s. 44). 

İlk dört şemada, bu üç dil için tasarlanan tabakalanmada (hierarchy) en önemli 
fark, ilk ikisinde Yalnız Türk ve Moğol için ortak bir 'ana devir' düşünüldüğü halde, 
üçüncüsünde (Şekil 7) Türk - Çuvaş için bir, Moğol - Tunguz için başka bir ortak . 
devre tasarlanarak, sonra bu iki ortak devre için, ikinci bir ortak devre düşünülme- 
sidir. BU şekilde, Türk - Çuvaş birliği Ön Türkçe (Pre Turkic) devresi olarak gös- 
terilmektedir. Türk, Çuvaş, Moğol, Tunguz dillerinin bu durumu, adlandırma farklı 
olmakla birlikte, dördüncü şemada (Şekil 8) değişmez. Ancak, üçüncüde, Altayca- 
dan - öbürlerinden ayrı bir şekilde - bağımsız bir kol olarak inen Korece, dördüncü 
şemada, sorgu işareti ile Japoncaya bağlanmış, sonra bu kol, öbür kolunu Ana Al- 
tayca'nın teşkil ettiği, bir başka dile iliştirilmiştir. (Ana Altayca'nın da kaynağı di- 
ye düşünülen bu dilin, şemadaki adı Proto North Asiatic 'Ana Kuzey As- 
ya'dır), Street, ikinci kola, yine sorgu işareti ile, Kore - Japon birliğinden daha 
eski bir devrede, bir de Aynu dilini eklemektedir. 

Vladimirtsov, şemasında Kore diline yer vermemiştir. Sonuncu şema, ötekilerin- 
den çok farklıdır. Bunda, Ana Türk Dili, Ana Altayca'dan, öbürleri için tasar- 
lanan bir ortak devrenin teşkil ettiği ikinci kolun yanında, ilk ayrılan dil olarak yer 
alır. Burada, Ön Türkçe yerine, Ana Türkçe (Proto Turkish) adı kullanılmış- s 
tır. bundan sonraki tabakada Ana Moğol Dili, daha sonrakinde Ana Tunguz 
Dili, daha sonrakinde ise, Kore, Japon, Ryûkyû ayrılmışlardır. Şemada, Ay- 
nu diline yer verilmemiştir. Miller'in, eserlerinde açıkça beliren ve başkalarının da 
övgüsünü kazanan, 67 Japon Dili, Kore Dili, genel dilbilgisi, ve Altay Dili alanların- 
daki sağlam- bilgi, bu. sonuncu şemaya özel bir değer vermemizi gerektirir. Miller, 
Altay Dillerinin tabakalanma ve dallanması (hierarchy) için - yalnız bilgiye dayanan' 
kanaatlerine göre değil, birtakım ölçülere (criteria) ve metodlara göre - ileri sürdü- 
ğü bu düzenin esaslarını, ayrıntılarına inmeden açıklamaktadır (s. 43 ve devamı). 
Bundan, Altay Dillerinin ses ve şekil özellikleri arasında, ayıraç niteliğinde olanların 
(distinctive features) grup halinde birleşenleri ile (cognates), bu gruplara uyma- 
yanların karşıtlığından (contrast) faydalandığı anlaşılıyor. Bugün, başka dil ailele- 
rinde hierarchy'nin tesbiti için kullanılan başlıca nrietod da budur. Böyle olmakla 
birlikte, akrabalığı bilinen dillerde, ortak devirler ve üye dillerin ayrılma sıraları (re- 
lative chronology, hierarchy ve bunlarla ilgili olarak, time depth 'zaman derinli- 
ği') önceden hazırlanmış bir 'ana kelimeler listesi'nden çıkarılır. Miller, Tunguz, Ko- 
re ve Japon dilleri için, bu şekilde düzenlenmiş bir listeden elde edilen sonuçlara 
da başvurmuş olmalıdır, (bkz. aşağıdaki madde). 

Altay Dillerinin Yaşı (Chronology); 

Kore ve Japon dillerinin.tasarlanan Ana Kore • Japon ortak tabakasından 
ayrılış tarihlerini tesbit için, Samuel E. Martin ('Lexical evidence relating Korean to 
• Japanese' Language 42, s. 185 - 251, 1966), tek başına akrabalık ispatında kul- 



34 



TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 



lanılamıyan, fakat üye dillerin birlikten ayrılış yıllarını tesbitte yararlı bulunan glot- 
tochronology (lexicostatistics te denilir) metodunu 265 kelimeden, üye dil- 
lerde korunmuş kelimelerin yüzde nisbetlerine dayanarak yaptığı hesaplarda (bu 
hesaplar için kullanılan formül standarttır), Martin, Japon ve Kore dillerinin 4632 ± 
379 yıl önce ayrıldığı sonucuna varmıştır. Aynı yolla yapılan başka hesaplarda, Ja- 
pon ve Mançu dillerinin 6195, Mançu ve Kore dillerinin 5550 yıl önce biri - birlerin- 
den ayrıldıkları tesbit edilmiştir. 68 Bunlardan ilk ilginin (Japon ve Kore) çözülmesi 
tarihine, Japonya'da bazı kazılarda ortaya çıkarılan maddelerin ait olduğu zaman-- 
lan gösteren ve karbon - 14 metodu ile bulunmuş rakamlar ( 4526 + 200, 4500 ± 
300, 5105 ± 65) uygun düşmektedir. 69 Bu, Cömon kültürünün ortalarına rastlar. 
(Roy Andrew Miller: The Japanese Language, Chicago - London, 1967, ikinci 
baskı 1970, Genetjc Relation 'Akrabalık ilgisi' bölümü, s. 82 - 83). Miller'in şema- 
sında verilen tabakalanma ve dallanmalar doğru olmak şartı ile, kelime listesinde 
olmadıkları için, hesap dışında kalan, Ana Türk ve Aha Moğol dillerinin yaşları ile, . 
Ana Altay Dili'nin çözülme tarihini, aşağıda göstereceğim şekilde, bu rakamlar ara- 
cılığı ile ortaya çıkarmak mümkündür. Bu, hiç olmazsa şimdilik bizim, sadece 'tah- 
min'den ibaret olan, bazı tarihlerin çerçevesinden çıkmamıza yardım edecektir. 

Martin ve Miller'in hesaplara dayanarak ileri sürdükleri, ve arkeolojinin destekle- 
diği bu tarihlere göre, Proto - Northern and Peninsular Altaic 'Ana Ku- 
zey ve Yarımada Altay Dili' (Tunguz, Kore, Japon Dil Birliği)'nin çözülmesi 
ile, Proto • Peninsular and Pelagic 'Ana • Yarımada ve Adalar Dili (Ko- 
re ve Japon Dil Birliği)'nin çözülmesi arasında geçen zaman (Japonca bakımın- 
dan 6195 - 4632 = 1563 yıl, Korece bakımından 6195 - 5550 = 645 yıl noksanı ile, 
5550 - 4632 = 918 yıl olup, bunların ortalaması) (1563 + 918) : 2 = 1240 yıldır. 
Başka dil ailelerinde, çözülme süresi olarak kabul edilen rakamlara göre, oldukça 
akla yakın gelen bu 1240 yıllık farkı, bir ölçü çubuğu gibi kullanarak, kaynağa doğ- 
ru (Ana Altay Dili) bütün tabakaların çözülme zamanlarını birer - birer bulabili- 
riz. Şu halde Ana Tunguz Dili 4632 + 1240 = 5872, Ana Moğol Dili 5872 + 
1240 = 7112, Ana Türk Dili 7112 + 1240 = 8352 yıl önce (hesap başlangıcı 
1966) doğmuş olmalıdırlar. Aynı şekilde, iki çözülme arasındaki fark 1240 yıl ola- 
rak bilindiğine göre, ortak devirleri temsil eden tabakaların ortalama chrono- 
logy'leri de hesaplanabilir : Proto Altaic (Ana Altay Dili) 8352 + (1240 : 2)= 
8972, Proto - Eastem Altaic 'Ana - Doğu Altay Dili' (Moğol, Tunguz, Ko- 
re, Japon Dil Birliği) 8972 - 1240 = 7732, Proto - Northern and Peninsular 
Altaic 'Ana • Kuzey ve Yarımada Altay Dili' 7732 - 1240 = 6492, Proto - 
Peninsular and Pelagic ' Ana - Yarımada ve Adalar Dili' 6492 - 1240= 
5252 yıl. Doğrudan - doğruya 1563 yıllık ortalamanın kullanılması halinde, Ana Al- 
tay Dilinin ikiye ayrıldığı 8352 yıl yerine 8676, başlangıç olarak Japon - Tunguz ilgi- 
sinin kesilmesi alındığı takdirde, 9321 yıl gibi daha büyük rakamlar elde edilmekte- 
dir (Bu hesaplarda çözülme hızının değişmediği farzedilmiştir). Varılan bu sonuç, 
özellikle Türk tarih öncesi yönünden son derece önemlidir. Bu zaman derinliği o 
kadar büyüktür ki, Ana Türk Dili için, bu rakamlardan en küçüğünü bile alsak, Mı- 
sır'da büyük priamidin kurulduğu târihte, Türk Dili'nin 3500, Ana Hind • Avrupa 
Dili'nin (Proto Indo ■ European Language) çözülmeğe başladığı târihlerde 



TÜRK DİLİ 



35 



en az 2500 - 3000 yaşında olması gerekir. Ana Altay Dili'nin bu* baş döndürücü 
eskiliği, daha başka yollardan, ve başka hesaplarla desteklenebilire, bunun, ta- 
rihi karşılaştırmalı dilbilgisi (historical comparative linguistics) ala- 
nındaki etkileri çok büyük olacaktır. Burada, hemen not etmek gerekirki, hesapla 
elde edilen bu sonuçla Profesör Poppe'nin, bugün artık çok ilerlemiş bulunan, Al- 
tay Dilbilgisi'nin bütün bilgi ve tecrübelerine sahip olarak, bu konuda açıkladığı şu 
görüş, tam bir uygunluk halindedir: "Bundan başka, eğer Altay Dil Birli- 
ği'nin varlığını kabul edersek, bu birlik, Hind - Avrupa Dil Birliği'nin 
çözülmesinden çok daha önce sona ermiştir. Böyle olmakla birlik- 
te, Altay dillerinin hâlâ, İsveç ve Modern Yunanca (Grek- 
çe)'dakinden çok daha fazla ortak özellikleri sahip olması ilgi çeki- 
cidir." (Nicholas Poppe: 'Altaic Linguistics - An Overview' (s. 177), Sciences 
of Language, The Journal of the Tokyo Institute for Advanced Studies of Langu- 
age, no: 6 Aralık 1975, s. (130 - 186). Altay dillerine, özellikle Türk Dili'ne, öteden- 
beri atfedilen ve 'yavaş değişirJik' in tanık olarak gösterildiği 'çok uzun geçmiş' id- 
diaları, başka ve daha ilerlemiş şekiller altında, bugün de karşımıza çıkmaktadır. 
Bunlardan birisi, şimdi verdiğimiz açıklamasının ikinci cümlesi ile Profesör Pop- 
pe'ye aittir. Kendileri, daha başka bir yazılarında, Türk, Moğol, Tunguz dillerinin 
ses ve şekil ayıraçlarından (distinctive features) altısını karşılaştırdıktan sonra, so- 
nucu şöyle açıklıyorlar: 'Türk dilleri {Turkic languages), basitleştirme 
yolunda, başka herhangibir Altay dilinden çok daha uzağa gitmiş- 
tir.' (Nicholas Poppe; 'A New Symposium on the Altaic Theory' (s. 48), (CAJ, c. 
XVI, n: 1, 1972 s. 37 - 58). Bu ifâde ile, daha öncekinin ikinci cümlesi birleştirilirse, 
Türk Dili'nin - geçirdiği değişiklikler öbürlerinkinden çok daha büyük olduğuna gö- 
re- Ana Altay Dili'nden de, onlardan çok daha eski bir târihte ayrılmış olması 
gerekir. Bunlara Menges'in bam-başka bir yoldan Türk Dili'ndeki 'ş' nin eskiliği 
hakkında vardığı sonuçlar eklenebilir (Kari H. Menges; The Turkic Languages 
and Peoples, VVİesbaden, 1968, s. 98-99, özellikle s. 99 ilk paragrafta, Türk Di- 
li'ndeki 'ş'nin çok uzak bir geçmişe', 'tarih öncesi devirlerine kadar* geri 
gittiğini yazıyor.). İster 1 > ş, ister ş > 1, hangi görüş noktasından bakılırsa - bakıl- 
sın, verilen örnekler 'ş'nin, dolayısı ile Türk Dili'nin eskiliğini destekler. Çünkü, Altay 
dilleri arasında aynı zamanda r ve z, I ve ş'ye sâhip olan tek dil, Türk Dili'dir; ve, 
bu seslerin hepsi, kelimede aynı dağılım (distribution) kurallarına bağlıdır. 70 Mar- 
tin, Murayama ve Miller'in çalışmaları sonucu olarak, Ana Altay *İ2/'yı, Japon Di- 
li'nde s/ 'nin karşıladığı tesbit edilmiştir. 

Kore - Japon Dil Birliği (Proto Korean - Japanese) devresi için (5252 
+ 13 = 5265 yıl önce) bu ses, *ş/ olarak kurulmuş (reconstructed) bulunuyor. 
Eğer, bu denkleşme, bu iki dilde Türk Dili'ndekine paralel, fakat bağımsız bir geliş- 
menin sonucu değilse, Menges'in iddialarına, Altay dillerinin içinden gelen bir ta- 
nık teşkil eder. 

Buraya kadar önemini belirtmeğe çalıştığım Miller'in şemasını, daha doğrusu, 
Altay dillerinin tabakalanma ve dallanması hakkındaki görüşlerini, şimdi ses (pho- 
netic) ve şekil (morphology) bakımından hangi özelliklerle doğrulayabileceğimizi 



38 



TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 



göstermek istiyorum: 

a. Türk Dili'ndeki, öbür Altay dillerinde bulunmayan, veya öbür Altay dillerinde 
ortak olup Türk Dili'nde bulunmayan özellikler, bir 'varlık: yokluk' (presence • 
absence) karşıtlığı (contrast) teşkil eder. Bunlar: 

Özel Ses Denkleşmeleri: 

Alt. * e: *e : Tk. (Yenisey, Azeri) e : e öbürlerinde yok (Miller, 1 971 , s. 306) 

, Alt. *lı/:*l 2 /:*r 1 /:*r2/ : ETk. 1/:ş/:r/:z/ dörtlü karşıtlık; Öbürlerinde yok. (Miller, 1971, 
s. 125) 

Alt. # *m: ETk. # b: Öbürlerinde # m. (Miller, 1971, s. 305, 306) 

Ait. *P/V : ETk. p/V : öbürlerinde ya yok, ya karışık (sonuncusu yalnız Tunguz- 
cada p/V), (Miller, 1971, s. 305) 

Alt. *k/V : ETk. k/V : Öbürlerinde V den önce değişir. (Miller, 1971 , s. 305) 

Alt. *bN : ETk. b/V : Öbürlerinde V den önce değişir. (Miller, 1971, s. 30Ş) 

Özel kelimeler: 

Alt. *bi 'ben' (yalın) : ETk. ben id. :Öbürlerinde *bi id. (Miller, 1971, s. 157) 

Alt. *si 'sen' (yalın) : ETk. sen id.: öbürlerinde *si id. (Miller, 1971 , s. 157) 

Alt. *dlr '2' : ETk. eki id. : Öbürlerinde *dir. (Miller, 1971, s. 221) 

(Eski Türkçe'deki 1 . ve 2. ş. teklik'teki n ile, 1 . ve 2. ş. çokluktaki z < *r (Çuv. 
epir/pir, esir/sir) karşıtlık halindedir. Bu, belki, eski bir teklik eki : çokluk 
eki karşıtlığını temsil etmektedir.) 

b. Türk ve Japon (bazan ayrıca Kore) dillerinde ortak olan, fakat öbürlerinde 
bulunmayan özellik ve kelimeler, Ana Altay Dili'nin bü iki uçta korunmuş kalıntıları 
olmak gerekir. Coğrafya bakımından en doğuda bulunan Kore ve Japon dilleri "ile 
en batıda bulunan Türk dilini, 'çevre dilleri' (peripheral Languages) saymak 
doğru olur. Kore yarımadasının ırk, kültür ve dil yönlerinden müze rolü oynayan bir 
'çıkmaz sokak' durumunda bulunduğu gerçeğini unutmamalıyız. 71 Çok eski devir- 
lerde, bu yarımadaya sıkışan Kore ve Japon dillerinin, bazı çok eski özellikleri sak- 
lamış olması beklenebilir. Bunları şu üç grupta toplayabiliriz: 

Özel Ses Denkleşmeleri: 

Alt. # *d : ETk. # y : EJ. # t, # y : Öbürleri farklı. (Miller, 1971, s. 305) 

Alt. # *c : ETk. # y : EJ. # t, # y : öbürleri farklı. (Miller, 1971, s. 305) 

Alt. # *fl : ETk. # y : EJ # n, # y : OKo. # n, # y : Öbürleri farklı. (Miller, 
1971, s. 305) 

Alt. # *g : ETk. # k : EJ. # k, : OKo. # k : Öbürleri farklı. (Miller, 1971, s. 
305) 

Alt. *gA/ : ETk. qN : EJ. g/V : Öbürleri farklı. (Miller, 1971. s. 305) a 
Alt. *l 2 / : ETk. ş/ : EJ. s / : Öbürleri farklı. (Miller, 1971, s. 305) 



TÜRK DİLİ 37 



■ Alt. # t (i) : ETk. t(i) : EJ. t{i) : Öbürleri farklı. (Miller, 1971. s. 305) 

Alt. * [ (C) VC (C) V ] : ETk. [ (C) VC (C) ] : EJ. [(C) V (C) ] + V : OKo. [ (C) VC 
[(C)] : Öbürleri [ (C) VC (C) V ]. (Rammstedt. Elnführung İn die altaische 
Sprachwissenschaft, 1957, s. 153-155; Miller, 1971, s. 160; Poppe, 'A New 
Symposium...' , 1972, s. 49) 

Özel Ekler: 

Alt - 'I- (endoactive) : ETk.-l- : EJ. -r- : öbürlerinde yok. (Miller, 1971, s. 135) 

Alt. - *İ2 (exoactive) : ETk. -ş- : EJ. -s- : öbürlerinde yok (aynı y.) 

Alt. - *ma- (olumsuzluk) :ETk. -ma- : EJ. -ma- : öbürlerinde yok. (Miller, 1971, s. 
284; Poppe; 'A New Symposium...', 1972, 49) 

Alt. -*ma-r2 (olumsuz aorist) : ETk. -ma-z : EJ. -mâ-d : öbürlerinde yok. (Miller, 
1971, s. 276) 

Özel Kelimeler: 

Alt. *ar,u 'yoksa, yahut' : ETk. azu id. : EJ. arul id. : öbürlerinde yok. (Miller, 
1971, s. 147) 

Alt *bir 2 T : ETk. bir id. : EJ.rpitö id. : Ko. pilos id. AKJ. *pll-D id. : Öbürle- 
rinde yok (Miller, 1971, s. 221) 

Alt. *bir "biz" : ETk biz id. (Çuv. epir/pir) : EJ. War-e id. (inclusive), mar-ö, 
war-ö id. (exclusive) : öbürlerinde farklı (Miller, 1971, s. 157). 

Alt. <clb 'ev' (< *deb?) : ETk. (üy, öy, ef, ev, p < eb < *yeb> yev Abi 

Vardi, ylw Karaim L., yüw Karaim T. ayrıca eb Sagay, Koybal, ejf Harezm Tk., 
iv) id.: EJ. i^l e id. : OKo. tsip id. : Öbürlerinde yok. (Miller, 1971, 67). 

Alt. *durg '100' : ETk. yüz id. (Volga Bulgar cur id. <*dur) : E J. turu id. : 

Öbürlerinde yok (Martin, 1966, s. 243, # 246, Miller, 1971, s. 215). 

Alt. *er- 'olmak' var : ETk. er-id. : EJ. ar-u-id. : Öbürlerinde yok. (Miller, 1971, 
s. 37) 

Alt. *kıd- 'kesmek' : ETk. kıd- id. : EJ. kir- id. : Öbürlerinde yok. (Miller, 1971, 
s. 72'de, bu kelimeyi, Mogolcada 'kırkmak' anlamındaki kira- ile birleştiriyor. Ben- 
ce, hem Türk hem de Japon dillerindeki 'kesmek' anlamı, ve Alt. *d/: ETk. d/: EJ. r/ 
: OKo. i/: AKJ. *r/ ses denkleşmeleri, Ana Altay Dili'ndeki şeklin, başka bir kök 
olan *kır (a)- dan farklı *kıd- kuruluşunu gerektirir.) 

[ Alt. "nıml^k 'yumuşak'] : ETk. yımşak id. : EJ. yavvaraka: Öbürlerinde 
yok. (Miller, 1971, s. 114). 

Alt. *sir 2 'siz': ETk. siz id. (Çuv. esir/sir id.) : EJ. tar-e id. : Öbürleri çok fark-* 
h (Miller, 1971, s. 157). 

Alt. *tag 'dağ' : ETk. tag id. : EJ. taL« id. : OKo. th ...k id. : Öbürlerinde yok. 
(Miller, 1971, s. 67). 

Alt. *tor 2 'toz' : ETk. toz id. (krş. Çuv. fargas 'kir, pislik, çöp): Eo. doro (tiri) 



38 



TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 



id. : Öbürlerinde yok. (Miller, 1970, s. 72). 

[ Alt. *ya (sorgu zamiri) '] : ETk. nen + (yalnız nençe'de id. : EJ. nani id. : 

Öbürlerinde yok. (Miller, 1971, s. 194). 

Sanıyorum ki, verdiğim bu örnekler, Miller'in şemasını desteklemek için yeter 
sayı ve güçtedir. O halde, Âna Altay Dili, ve ondan ayrılan Türk ve Moğol dil- 
lerinin yaşları için, hesaplara dayanarak ileri sürdüğüm büyük rakamların, gerçek 
değilse bile, ona çok yakın târihleri ifâde ettiğini kabul etmek gerekir. 

Altay Dili'nin Ana Yurdu: 

Genellikle, bu dilin -adından da anlaşılacağı üzer- Sibirya'nın güney kısımların- 
da, Altaylar bölgesinde konuşulduğu düşünülmekte ise de, bu, ispatlanmış bir 
gerçekten çok, Altay dillerinin tarihi ile ilgili ve gelenekleşmiş bir görüştür. Mesele- 
nin çözümü için, Altay dillerinin ortak kelimelerini, genel dilbilgisi, folklor, antropo- 
loji, etnografya, arkeoloji, sanat tarihi, klimataoloji, bitkiler coğrafyası, hayvanlar 
coğrafyası vb. gibi ilim alanlarının yardımına başvurarak incelemek zorundayız. 
Ancak bundan sonra varılan sonuçlara dayanarak, olasılığı en yüksek bulunan bir 
yer, Ana Altay Dili'ni konuşanların ana yurdu olarak gösterebilir. Bugün, son dere- 
ce ilerlemiş olan metod ve çalışmalara rağmen, daha Hind - Avrupa Dili'ne bile 
ana yurt bulunmadığını göz önüne alırsak, bu sorunun cevaplanacağı zaman he- 
nüz gelmemiştir demek yanlış olmaz. 

Altay Dillerinin İç ve Dış İlgileri: 

Altay Dillerini konuşan kavimler, yüksek hareket kabiliyetleri, kültürlerinin kendi- 
lerine verdiği disiplin, çok kısa bir sürede en geniş ölçülere varabilen örgütlenme 
ve örgütleme özellikleri dolayısı ile fâtih kavimlerin başında yer alarak, tarihte gel- 
miş - geçmiş en büyük devletlerin kurucuları olmuşlardır. Bunların arasında yalnız 
Türkler'in üç kıta üzerinde kurduğu devletlerin sayısı yüzden fazladır. Altaylılar XVI. 
yy.'ın sonlarında Eski Dünya'nın üç kıtasında da hakimiyetlerinin doruğunda idiler. 
Bu genişleme ve yayılmaların sebepleri ne olursa olsun, doğudan batıya bütün ta- 
rihi kaynakların bü geniş yayılma alanı hakkında biri - birini bütünleyici bilgileri top- 
ladığı bir gerçektir. Bu yayılmaların sonucu olarak, Altay dilleri başka birçok diller- 
le temasa gelmiş, onlarla değişik ölçülerde kelime, şekil, hatta kavram 
alışverişinde bulunmuştur. Bu arada, birçok dilleri benzeştirerek söndürdüğü gibi, 
bazı Altay dillerinin de başka diller taraından söndürüldüğü olmuştur. 72 Altay dille- 
rinin, gerek kendi aralarında, gerek başka dillerle, akrabalık dışında kalan ilgileri 
önemli bir çalışma konusudür. Aynı şekilde, Ana Altay Dilinin başka dil aileleri ile, 
veya Altay dillerinin başka diller, yahut dil aileleri ile akrabalfk bakımından ilgileri 
hakkında oldukça büyük sayıda araştırmalar bulunmaktadır. Hiç şüphesiz bu araş- 
tırmalar, aynı güç ve değerde değildir. Bunlardan bazıları faraziye halinde, bazıları 
amatörce olsalar bile, yine de görüş açımızı etkilemeleri .yönünden en azından ilgi 
çekicidirler. Bu çalışmaları şu gruplarda toplayabiliriz. 

Altay Dillerinin Akrabalık İlgileri: 

Artık tarihe malolmuş Yafes Dilleri Teorisi bir yana bırakılırsa, Nostratik 

Diller Hipotezi şu sıralarda en geniş diller topluluğunu ele almaktadır. Buna gö- 



TÜRK DİLİ 



39 



re, Altay, Dravid, Hind Avrupa, Kartvel, Sami ■ Hami, Ural (ana) dilleri 
Nostratic adı verilen daha eski bir kaynaktan gelmektedirler. 73 

Ana Altay Dili ile şu diller arasında da akrabalık ilgisi bulunduğu ileri sürülmüş 
veya sürülmektedir : Aynu, Dravid, Elam, Etrüsk, Hind - Avrupa, Kızıl • 
derili (Amerindian), Sami, Sümer. 74 Bazı araştırmalar Altay dili yerine, ayrı - 
ayrı Altay dillerinin akrabalık ilgileri üzerinedir. 

Japon - Austro - Asiatic, Japon - Aynu, Japon - Fin, Japon - Kızıl - 
derili, Japon - Malaya - Polinezya, Japon - Ryûkyû, Japon - Tibeto - 
Burman 75 > Kore - Dravid, Kore - Hind - Avrupa 76 > Tunguz - Keçua, 
Tunguz - Samoyed 77 , Türk - Arap, Türk - Elam, Türk - Etrüsk, Türk - 
Guti, Türk ■ Hind • avrupa (ayrıca, Türk - Hitit, Türk • Lidya, Türk - 
Likya , Türk - Sansckrit), Türk - Hurri, Türk - Sümer.™ 

Altay Dillerinin Akrabalık Dışı İlgileri 

a. Altay Dilleri Arasında Ödünçlemeler: 

Henüz yeteri kadar incelenmemiş son derece önemli bir araştırma konusudur. 
Bunlar ya tek yönden veya karşılıklı olmak üzere şöyle toplanabilirler : Japon - 
Kore, Japon - Ryûkyû, Japon - Türk 79 ; Moğol - Kore, Moğol - Tunguz 
8 °î Tunguz - Kore 81 , Türk - Çuvaş, Türk - Kore, Türk - Moğol, Türk - 
Tunguz.82 

b. Altay Dilleri ile Başka Diller Arasında Ödünçlemeler: 

Şimdiye kadar yapılan araştırmalara göre varlığı tesbit edilen, ileri sürülen, ve- 
ya varlığı bilinmekle birlikte henüz çalışılmayan (msl. bazı Avrupa dilleri, Hind dille- 
ri, Dravid dilleri, Kafkas dillerinin çoğu) ödünçleme ilgileri alfabe sırasına göre ve 
' gruplar halinde şöylece listelenebilir: 

Japon - Aynu, Japon - Çin, Japon - (Hind - Avrupa): (Avrupa) : 
(Cermen): Alman, Felemenk, İngiliz,: (İskandinav): İsveç, :Latin, : 
(Roman) : Fransız, Portekiz, : Yunan (Grek), : (Hind) : Pali, Sanskrit, 
: (İran): Fars, Japon - Khmer, Japon - Kızıl - Derili 83 ; Kore - Çin, Ko- 
re • (Hind- Avrupa) : İngiliz, Roman, Kore - Kızıl • Derili 84 ; Moğol - 
Arap, Moğol - Çin, Moğol - (Hind - Avrupa) : (Avrupa) : Ermeni, Rus, 
(Hind) : Hindustani, Sankskrit, (İran) : Fars, Paştu, Tacik, Moğol: 
(Kafkas) : Dargvva, Gürcü, Moğol - Tibet, Moğol - (Ural) : Macar, Sa- 
moyed 85 . Tunguz - Çin, Tunguz - Eski Sibir, Tunguz - Kızıl • derili- 
Tunguz - (Ural) : Samoyed vb. 86 

Türk • Bask, Türk - Buruşaski, Türk - Çin, Türk - Dravid, Türk - Es- 
kimo, Türk - Eski Sibir, Türk - (Hind - Avrupa): (Avrupa) : Arnavut, 
(Balto - Slav) : (Baltık) : Let, Lituan, Slav : Beyaz Rus, Bulgar, Çek, 
Hırvat, Leh, Makedon, Rus, Sırp, Slovak, Sloven, Ukrayna, Cermen : 
Alman, An, Felemenk, Flaman, İngiliz, İsveç, Norveç, Ermeni, Hitit, 
Latin, Roman : Fransız, İtalyan (Cenova, Korsika, Pulya, Sicilya, Ve- 
nedik vb.), İspanyol, Katalan, Portekiz, Provans, Rumen, Sardinya, 



40 



TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 



Yunan (Grek), (Hind) : Bengali, Gücerati, Hindi (Hindustanl), Kaşmi- 
ri, Pali, Pencabİ, Prakrlt, Sanskrit, Sindi, İran : Beluc, Fars, Hanem, 
Hotan • Saka, Kusan, Oset, Part, Paştu, Pohlevi, Sogd, Tacik, Türk - 
(Kafkas) : Abaza • Çerkeş : Abaza, Adfge, Güreli (Acara, Imer), 
Mingrel, Laz, Svanet, Türk - Kızıl -derili : Aigonkin, Allentiak, Ata- 
başka, Aymara, Huron, Kecua, Kwakiırti, Maya, Navaho, Türk • 
Munda, Türk • Nubia, Türk • (Sami - Hami) : Akad, Arap, Asur, Babil, 
İbrani, Süryani, Berber, Türk • Sümer, Türk - Tibet, Türk • (tfral) : 
(Fin) : Çeremis (Mari) Mordva, Votyak (Udmurt), Züryen (Komi), (Samo- 
yed) : Ostiyak Samoyed (Enets), Yurak Samoyed (Selkup), Yenisey Sa- 
moyed (Nenets), (Uğur) : Macar, Ostiyak (Khanti), Vogui (Mansi). 87 
Altay Dillerinin akrabalık dışı ilgileri şöyle bir şema ile gösterilebilir. 




fcrh .■ 10 



TÜRK DİLİ 



41 



DİPNOTLAR 



1 Bu haritanın yapılmasında başlıca kaynak olarak The Times Atlas of China, A New York Ti- 
mes Book. New York. 1974'ün XVII - XIX. sayfalarındaki azınlık haritası, ayrıca ttollungfclang. 
(s. 10. 11, 22, 23), Krln (s. 14-15). Uaontaıg (s. 18 - 19), Inner Mongolla' İç Moğolistan (s. 

- 26 • 27), Nlngsla Hul (s. 114 - 115), Kansu (s. 98 - 99), Sinklanfl 'Doğu Türk Eli' (s. 102 - 
103), Tslnghal (s. 106 - 107), Şonsl (s. 62 - 63), Şansi (s. 38 - 39). ve National Oaograp- 
hic, Vol. 119 no. 2, February 1976 sayısına ek olarak verilen iki taraflı Supplement map: Tha 
Sovlyet tlnlon and tts Peoples, 1 : 12.000.000 ölçekli etnik harita kullanılmıştır. Bundan 
başka çeşitli kitap ve makalelerde bir gurup (msl. Tunguz, Moğol vb. gibi) halkı gösteren ayrıntılı 
bölge haritaları Ne yayımlanmış coğrafi sınırlarla ilgili bilgilerden faydalanılmıştır. 

2 Bu istatistikler için esas olan rakamlardan Türk Dili'ne ait bulunanı, on yıldan fazla bir süredenberi 
derslerimde kullandığım tasnif şemasında her Türk lehçe ve şivesinin adı üstüne "yazılıp, her yıl 
yeni bilgilere göre düze iniğim rakamların toplamından 3.5 milyon kadar fazladır. Bununla birlikte, 
bir düziyelik sağlamak amacı ile, hesaplarda Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü yayımlarında yer 
alan bu ikincisini kullandım. Yabancı yayımlarda Türk halkları için veriten rakamlar çoktan eskimiş 
kaynaklara dayanmaktadır ve gülünç derecede küçüktür. Dil alanlarını, bir haritacı olarak kendim 
hesapladım. Bütün yüzde hesapları da bana aittir. Dünya dillerinin büyüklük sırası Mario Pei (Co- 
lumbia Ühiversitesi)'nin listesi ('languages of the world'. Bu listede 67 dil verilir.) kontrol edilmek 
ve başka listelerle karşılaştırılmak sureti ile bu çalışma İçin tarafımdan yeniden düzenlenmiştir. 
(M. Pei'nin listesi Information Ploass Almanac, 32. edition, New York 1978, s. 434) Bundan 
başka, aynı almanağın 'Countries, Territories. Dependencies' (s. 122 - 266). 'Area and Population 
by Country' (s. 103 - 104), The 149 Members of the United Nations' (s. 341) bölümlerinden, tha 
CBS Nows Almanac, Hammond Almanac Inc., New Jersey 'Majör VVorld Languages', The 
Wortd Almanac, Published for the Philiadelphia lnquirer'in son on yıllık baskıları ve National 
Geographic Atlas of the Word, 4 th edition, Washington D.C., 1975'teki rakamlardan fayda- 
lanılmıştır. 

3 Sovyetler Birliğinde son nüfus sayımı 1969 da yapılmıştı. Bu nüfus sayımında, Rus olmayan halk- 
ların nüfusu - resmî rakamlara göre - yüzde 47'den fazla idi. Demografi uzmanları daha o zaman, 
Sovyetler Birliği'ndeki toplam azınlık nüfusunun ilk defa Rus nüfusu geçtiğini yaptıkları hesaplara 
dayanarak ileri sürmüşlerdi. Bunun başlıca sebebi olarak azınlıklardaki doğum nisbetlerinin hızla 
artmasına karşılık, Ruslar'a ait doğum nisbetlerindeki büyük gerileme gösteriliyordu. 1979 sayı- 
mında - bu defa resmî rakamlarla da - Sovyetler Birliği nüfus kompozisyonundaki bu önemli deği- 
şikliğin, alınacak sonuçlarda ortaya çıkacağı baklenmektedir. 

_ 4 Çin'deki Altay halklarının toplu olarak veya adalar halinde yaşadıkları başlıca yerlerin yaklaşık yüz 
ölçümü,, rakamlar eyalet içindeki yüzdeyi göstermek üzere, Doğu Türk Eli (91), İç Moğolistan 
(89), Heilungkiang (doğu ve batı) (38), Liaoning (23), Ningsia Hui (70), Kansu (47), Tsinghaİ (28), 
Şensi (?), Şansi (?) eyaletleridir. Bunun dışında, Tibet'te de sayıları bilinmeyen Türk ve Moğol 
halkları bulunmaktadır. En son bilgimize göre< Çin Halk Cumhuriyeti, Sovyetler Birliği sınırındaki 3 
- 4 yüz bin Türk'ü, emniyet tedbir olarak, bulundukları yerlerden uzaklaştırmıştır. 

5 Aşağı - yukarı 39° 30' kuzey enlemi üzerinde, Biga yarım adasındaki Bozburun ile Ağrı dağının 
güney doğusundaki şeridin ucunda, Aras'ın Türk sınırından ayrıldığı nokta arasındaki uzaklık Al- 
tay ve Türk Dünyasının boyutları için yaptığım başka karşılaştırmaları kısalık amacı ile çıkardım. 

6 Phllipp- J (ohann) von Strahienberg (Tabbert); Das Nord - und Ostllsche Thell von Euro- 
pa und Asla, lnsoweit das gantza Russischa Reich mit Slbirlen und grossen Ta- 
terel İn »leh beg re iffet..., Stockholm, 1730. 

7 Avrupada Türkoloji çalışmalarının başlangıcı olarak J. Schiltberger'in Relsebuch 1396 (yayım- 
lanışı 1460) adlı eseri gösterilir. Arada Filippo Argentini, Pietro Ferrugato adlı iki İtalyan'ın yayım- 
lanmamış çalışmaları varsa da, ilk basılan gramer Hieronymus Megiser; Instltutlonum Lingu- 
ae Turcicae Uber Prlmus sou Sagages Orammatlca Turclcae, Leipzig 1612'dir. 
Bununla birlikta analitik veya deskriptiv nitelikte eserlerin ortaya çıkması ancak XIX. yy. da müm- 
kün olmuştur. Karşılaştırmalı ditbilgisinin kullanılması ilk olarak bu yüzyılda, zayıf bir şekilde baş- 



42 



TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 



lar ve malzeme birikmesi dolayısı ile XIX. yy.'ın sonları ile XX. yy. 'in ilk çeyreğinde hızla gelişerek, 
özellikle Bang ve Radloff'un çalışmaları sırasında bulunup uygulanan metodlarla Türkoloji sistemli 
bir disiplin haline gelir. Klaproth'un Kaşgarlı'dan 750 yıl sonra d/:y/ için ilk örnekleri vermesi ile 
Bang ve Radolff'a kadar geçen sürede Castren'in Versuch einer koiballschen und kara- 
gasslschen Spraclehre nebat Wörterverzeichnlssen aus den tatarischen Mun- 
darten des Minusslıischen Krelses, St. Petersburg, 1857 ve Böhtlingk'in Über dle 
Spraehe der Jakuten, St. Petersburg, 1851, bu yolda en önemli başarılardır. Moğolcanın ilk 
grameri Melchisedech Thevenot'nun EssalS de la Grammaire Mongole'ü olup 1672 de ba- 
sılmıştır. İlk Mançu gramerini Ferdinand Verbiest 1668 de yazmış olup. Thevenot tarafından ta- 
mamlanarak 1681 - 1692 yıllarında Elemente Linguae Tartarica adı ile yayımlanmıştır. 
Castren'in Versuch einer burjatischen Sparachlehre nebst kurzem W6rterverze- 
ichnis St. Petersburg, 1857 Moğol Dilbilgisi alanında nitelik bakımından ancak elli yıll sonra eşit- 
lenebilmişti. Böyle olmakla birlikte, Mongolistik'in gerçek kurucusu Über die Konjugation 
des Khalkha - Mongollschen, MSFOu. 19, 1902 ve 'Das Schriftmongolische und die Urga- 
mundart phonetisch verglichen', JSFOu 21 , 2, 1903 vb. ile Ramstedt'tir. Tunguzoloji'nin ilk önemli 
-eseri Castren'in Grundzuge einer tungusischen Sprachlehre nebst kurzem Wörter- 
verzeichnis, St. Petersburg, 1856 dir. Tunguz (Evenki)'ye ait olan bu eserden sonra, Poppe'nin 
aynı nitelikteki Materialı diya issledovaniya tungusskogo yazıka, Nareçie barguzinskih 
tungusov, Leningrad 1927 ve Materilalı po solonskomu yazıktı, Leningrad, 1931 adlı ça- 
lışmalarına kadar uzun bir süre beklemek gerekmişti. Tunguz Dilbilgisinin bütün karşılaştırma 
• esasları Vera Ivanovna Tsintsius'un çalışmaları ile kuruldu. 

8 Ramstedt, G.J.; Über die Konjugation des Khalkha - Mongollschen, MSFOu 19, 1902, 
Zur Verbstammbildungslehre der mongolisch - türkischen Sprachen, JSFOu XXVIII, 2, 1912, 90 
s., 'Zur mongolisch - türkischen Lautgeschichte' I. c, II. X, KSz XV, 1914, s. 134 - 150, III. j, KSz 
XVI, s. 66 - 84; 'Ein anlautender stimmloser Labial in aer mongolisch - türkischen Ursprache' 
JSFOu XXXII, 2, 1916, 10s. 'Zur Frage nach der Stellung des Tschuvvassischen' JSFOu. XXXVIII. 
1922, 34 s., 'A comparison of the Altaic Languages with Japanese', Transactions of ttıe Asi- 
atlc Society of Japan, 1924, s. 41 - 54 (bu çalışma 1951'de yeniden basılmıştır: JSFOu LV, 
2,-s. 7 - 24, 'Remarks on the Korean Language', MSFOu LVIII, 1928, s. 441 -453. 

Gombocz, Z. 'Az altaji nyelvek, hangtört enetehez', Nyelvtudoma'nyi Közlemenyek XXXV, 1905, s. 
241 - 282, 'Die bulgarisch - türkischen Lehnvvörter in den ungarischen Spraehe', MSFOu XXX, s. 
549 - 576, 'Zur Lautgeschichte der altaischen Sprachen', KSz XIII, 1912, 37 s. 

Vladimirtsov, B. Ya., Poppe, N.N. 'iz oblasti vokalizma mongolo - tureskogo prayazıka', DAN, 
1924, s. 33-35. 

Poppe, N.N. 'Çuvaşskiy yazık i ego otnoşeniye k mongol'skomu i turetskim yazıkam' I : IV, Izv. 
Ak. Nauk SSSR, 18, 19, s. 23 - 43, Leningrad, 1924/1925, 'K konsonantizmu altayskih yazıkah', 
DAN, 1925, s. 43 - 44, 'Sistem gluhıh smıçnıh v altayskih yazıkah', DAN, 1925, s. 11 - 13, 'Alta- 
iseh und Urtürkisch' UJb. VI, 1926, s. 94 - 121. 

Polivanov, E.D. 'K voprosu o rodsvennıh otnoşeniyah koreysko - altayskih yazıkov', IAK, 1927, s. 
1105-1204. 

Vladimirtsov, B. Ya. Sravnltel'naya grammatika mongol'skogo pis'mennogo yazıka I 

halkaskogo nareçiya, Vvedenie i fonetika, Leningrad, 1929. 

9 Râsânen, Marttı; Materiialien zur Loutgeschiete der türkischen Sprachen, StOF XV. 
Helsinki, 1949, 249 s., Materialien zur Morphologie der türkischen Sprachen, StOF 
XXI, Helsinki, 1957, 256 s. 

Poppe, N: Introductlon to Mongolian Comparative Studies, MSFOu LX, Helsinki, 1955, 
300 s. 

Tsintsius, VI; Sravnltel'naya fonetika tunguso ■ mançjurskih yazıkov, Leningrad, 
1949, 342 S. • 

■ Kore dili üzerindeki deskriptiv çalışmalar çok yenidir. Bu bakımdan en önemli eserler şunlardır: 

Ramstedt, G.J.; A Korean Grammar, MSFOu LXXXII, 1939, IV + 199 s. Martin, S. E. "Korean 
Phonemics', Language, 27, 4, 1951, s. 519 - 533, Korean Morphophonemics VVİlliam 



TÜRK DİLİ 



43 



Dvvitght Witney Lingûistic Series, Lingûistic Society pf America, Baltimore, 1954, Haguenauer, 
C.A. le Coreen Las languages du monde, Nouvelle edltion, Paris, 1952, s. 443 - 446, Jun- 
ker, H.F., 'Koreanische Studien', ABAW, Berlin, 1953, no 5, 127 s. 

Japonca uzun bir süredenberi incelenmektedir. Yakın zamanlara kadar büyük bir kısmı 'klasik gö- 
rüş açısı'ndan yapılmış araştırmalara konu olmakla birlikte, bu dil bugün en ayrıntılı bir şekilde 
çalışılan Altay dilidir. Levvin, Bruno; Abriss der Japanlschen Grammatlk, Wiesbaden, 
1959, 269 s. Miller, Roy Andrevv; The japanese Language, Chicago and London, ikinci baskı 
1970 (birinci baskı 1967), XIX + 428 s + 25 levha şimdiye kadar yayımlanan en iyi eserlerdir. Bun- 
lardan ikincisi diyalektoloji dahil, Japoncanın bütün cephelerini inceler. . 

10 Ramstedt, G.J. :'Das deverbale Nomen auf - i in den altaischen Sprachen' StOF XI, 6, 1945, 8 s., 
Studies in Korean Etymology, MSFOu. XCV, 1949, 292 s.,~ 'Das deverbafe Nomen auf - m 
in den altaischen Sprachen MSFOU, XCV1II, 1950, s. 255 - 264, Über die Stellung des Koreanisc- 
hen' JSFOu LV, s. 1951 , s. 47-48. EinfOhrung İn the altalsche Sprachvvissenschaft II. 

forrfıenlehre (ölümünden sonra P. Aalto tarafından), MSFOu, CIV., 2. 1952, 262 s. I. Lautlehre 
(ölümünden sonra P. Aalto tarafından), MSFÖu, CIV, 1, 1957, 192 s. . 

Poppe, N.N., 'Plural - suffixes in the Altaic languages' UAJb. XXIV, 1952, s. 65 - 83, 'Bemerkun- 
gen zu G.J. Ramstedt's 'Einführung in the altaische Sprachwissenschaft', StOF XIX, 5, Helsinki, 
1953, 22 s., 'Einige; Laütgesetze und ihre Bedeutung zur Frage der mongolisch - türkischen 
Sprachbeziehungen', UAJb. XXX, 1958, s. 93 - 97, Verglelehende Grammatlk der alta- 
ischen Sprachen I. Vergleischende Lautlehre, Wıesbaden.1960, 188 s. Introduction to> Al- 
taic UnguisHcs, Ural-Altaische Bibliothek, VIV, VVİesbaden, 1965, XIII + 212 s. 

' Pritsak, O.: 'Stammesnamen und Titulaturen der altaischen Völker' ÜAJb XXIV, 1952, s. 49-104. 
'Die Oberstufen-zâhlung im Tungusischen und Jakutischen', ZDMG. ÇV, 1955, s. 184-191 . t 

Sinor, D.ı 'D'un morpheme particulierement rependu dans les langues ouralo-altaiques', T'P' 
XXXVII. 1943, s. 135-152. 'On some Ural Altaic plural-suffixes', Asia Majör. II, 1952, s. 203-230 
(bu konuda bk. Poppe, N.N. FUF XXXI, 1953/1954. s. 26-31, 'A Ural-Altaic ordinal-suffiix'. UAJb 
ş. 417-425, 'Un suffixe de lieu ouralo-altaı'que'. AOH. XII. 1960. s. 169-178. 

Boller, Anton; 'Nachweis, dass das Japanische zum ural-altatschen Stamme gehört, "Sitzungsbe- 
richte per philos histor. Klaşse der kais. Akademie der Wissenschaften, Wien 33, 1857, s. 393- 
481 : VVinkler, H.: Ural-altaische Völker und Sprachen, Berlin, 1884; Das Uraraltaische 
und Seine Gruppen, Berlin, 1886; Japaner und Altaiter, Berlin, 1894. Der Ulaltaische 
Sprachstam: das Finnische und das Japanische, Berlin, 1909. Die altalsche Vol- 
keY-und Sprachwelt. Berlin, 1921; Grunzel; Entwurf einer vergleichenden Gramma- 
tlk des altaischen Sprachen, Leipzig, 1895; Kanazavva Shözaburo, The Common Ori- 
gin of the Japanese and Korean languages, 1910; Öner die Kuttur Japans und 
Koreas in alten Zeiten vom Standpunkt der Spraehverglelchung aus betrach- 
tet, Tokyo, 1913; Nissen ddsoron, 1929; Pröhle, W.; 'Studien zür Vergleichung des japanisc- 
hen mit der uralischen und altaischen Sprachen', KSz XVII, 1916; Ramstedt. G.J. ; A Comparison 
of the Altaic languages with Japanese', Transactions of the Asiatlc Society of Japan, 2 
nd ser. 1 , 1924, s. 41-54 (JSFOu I.V. 2, 1951 , s. 7-24'te yeniden basılmıştır). "Über die Geschich- 
te des Japanischen" Suomalainen Tiedeakatemia, Esitelmâl ja pöytekirjat. Helsinki 1942, s. 108- 
113; "Zur Geschichte der japanischen Sprache' Sitzungsberichte der Finnischen Akademie der 
VVİssensçhaften, Helsinki, 1942, s. 135-152; Shinmura Izuru; Kokugo keitöron, 1935 (Kokugo 
kagaku koza vol. 4), Shiratori Kurakichi, 'The Japanese Numerals', Memoires of the Research De- 
partment of the Toyo Bunko (The Oriental Library). 9, 1937, s. 1-78, Hattori Shiro, 'The Relations- 
hip of Japanese to the Ryûkyû, Korean and Altaic Languages' TASJ, 3 rd series 1.; 1948, s. 101- 
133 'Gengo nendaigaku' sunavvachi' 'goi tûkeigaku' no koho ni tsuite-Nihon sogo no nendai 
('Glottochronoloğy' veya 'Lexicostatiştics' metodu üzerine... Ana Japonca'nın yaşının tesbiti), 
Gengo kenkyû 26727, 1954, s. 29-77. Nihongo no kelto, 1959;; Ono Susumu; 'Nihongo to 
Chösengö to no goi no hikaku ni tsuite no shöken' KGtKBG 29, 5, 1952, s. 46-57, 'Nihongo no 
döshi no katsuyokei no kigen ni .tsuite'. KGtKBG 30.5.1953, s. 47-56, 'Nihongo: VII, rekishi, VIII, 
keito', Sakal gengo gaisetsu, 1955, s. 262-300; Nihongo no kigen, 1957; Dien, Albert E.; 
'A possible early occurence of Altaic idUTah' CAJ 2, 1956, s. 12-30; Murayama Shichiro; 'Vergle- 



44 



TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 



3 

ichende Betractung der Kasus - Suffixe im Altjapanischen', UAJb XXIX (Poppe Festschrift), 1957, S 

s. 126-131, 'Etymologie des altjapanischen Wortes Irö .'Farbe, Geşichtsfarbe, Gesicht' UAJb | 

XXXIV, 1962, 1962, s. 107. 112, 'Über einige japonische Kulturvvörter altaischen Ursprungs' As- | 

pects of Altaic Civllization, Ural-Altaic Series vo. 23, Bloomingtoıvlndiana, 1963, s. 227- I 

233. 'Mongolisch und Japanisch-ein Versuch zum lexicalischen Vergleich', Collectanea Mon- i 

golica, Festschrift/Professor Dr. Rintchen zum 60. Geburtstag, Asiatische Forschungen, Bd. 17. I 

VViesbaden 1966, s. 153-156. (Ozawa Shigeo'nun eserin tenkidi, 1968) Gengo kenkyû, 1969, i 

1., s. 78-93, Kwon, Hyogmyon, Das Koreanische Verbum vergllechen mit dem alta- i 

Ischen und japanischen Verbum, Zur Typoiogy des Koreanischen, Münich, 1962; Lee, Kİ- | 

moon: A genetic view on Japanese', Schösen gakuho 27, 1963, s. 94-105; Martin, Samuel E.; j 

lexical evidence relating Korean to Japanese' Language 42, 1966, s. 185-251: Ozawa Shigeo, 1 

Kodal Nihongo to ehûsel Mongorugon-sono jakham no tango no hlkaku kenkyû, 1 

Tokyo, 1968; Miller, Roy Andrevv; 'Old Japanese phonology and the Korean-Japanese relations- 1 

hip', Language 43, 1967, s. 278-302; The Japanese Language (ilk baskı 1967), Chicago | 

and London, ikinci baskı, 1971, XIX + 428 s. + 25 levha; The japanese reflexes of Proto-Altaic | 

*d-, V- and *c-' JAOŞ 88, 1968, s. 753-765; 'The Altaic numerals and Japanese' JNATJ 6, 2, | 

1969; s. 14-29; "The. Old Japanese reflexes of Proto-Altaic *1 2 'UAJb 42, 1970, s. 127-147; Japa- 1 

nese and the Other Altaic Languages, Chicago and London, 1971, (N. Pöppe'nin önsözü f 

ile s. IX-XI, XVIII + 331 s., Tanitma ve Tenkidler: Murayama; Monumenta Nipponica XXVII, 4, I 

1972, s. 463-467; Kari H. Menges 'Japanese and the Altaic Languages', CAJ XVIII, 1974, s. 193 I 

vd.; Poppe, N.; 'Altaic Linguıstics-An Overview Sciences of Language 6, The Journal of the j 

Tokyo Institute for Advanced Studies öf Language, december 1975, s. 130-186 (Miller ve eseri f 

• hk. s. 172, 4.5. s. 180-184); 'A new symposium on the.Altaic Theory 1 , CAJ XVI, 1, 1975, s. 37-58 | 

(Miller ve eseri hk. s. 48, ayrıca dip not 52'de; 'On Some Cases of Fusion in the Altaic Langua- I 

ges', CAJ XIX, 4, 1975, s. 307-322 (Miller ve eseri hk. s. 320); Doerfer, G. 'İst das Japanische mit J 

den altaischen Sprachen verwandit?' (Bu sonuncusundan başka hepsi Japoncanın bir Altay dili 1 

olduğunu kabul ediyor), Menges, Kari H.; Altajische Studien II. Japanlsch und Altajlsch, Wi- j 

esbaden 1975. • - 1 

■ 1 

12 Rasânen, Marttı; Materialen zur Lautgeschichte der türkischen Sprachen, StOF XV, i 

Helsinki, 1949, 249 s; Issledovaniya po sravnitel' noy grammatike tyurksklh yazı- | 

kov.l Fohetika AN SSSR, Moskova, 1955, 336 s., IV. Leksika, Moskova, 1962,' 128 s. (ed. Dmitri- | 

ev, N.K., Baskakov, N.A.): Phllologiae turcicae Fundamenta, Tomus Primüs; VViesbaden, J 

1959, XXIII + 810 + 3+1 harita; Handbuch der Orientalistik, Erste Abteilung, Der na- I 

he und der mittlere Osten, Fünfter Band, Altaistik; Erster Abschnitt :Türkologie j 
(b.ed. spuler, B.), Leiden-Köln, 1963; Poppe, N.; Introduction to Altaic Linguistlcs, Wies- . \ 
baden, 1965, XIII + 212 S., Menges, Kari H.; The Turkic Languages and Peoples, An Int- 
roduction to Turkic Studies, VViesbaden, 1968, XIV + 248 s. + 5 harita ve şema.; Şçerbak, A.M.: 
Sravnltel'naya fonetlka tyurksklh yazıkov, Leningrad, 1970. 

13 Tüekta Kurganından çıkarılan koşum takımlarına ait parçalardan bazılarında runik yazılar bulun- 
duğu görülmektedir. Altay kurganlarından daha önce çıkarılan altın tokalar vb. üstünde de aynı 
türden yazılar bulunmuştur. En önemli keşif Kazakistan'daki Esik Tas Kurganı'dır. Bu kurgandaki 
eşyadan bir gümüş tas veya çanaktaki 26 karakterden oluşan, yazı şimdiye kadar ele geçirilen 
en uzun parçadır. Arkeoloji bakımından nisbi kronolojileri bilinen bütün bu yazılar arasında tarihi 
en iyi tesbit edileni de bu sonuncusudur (M.ö. V-VI yy.) Şimdiye kadar yapılan okuma denemeleri 
arasında Olcas Suleymanov'unki en iyisi intibaını veriyor. (Suleymanov'un 'Ceti suvdın köne caz- 
baları' Kazak Edebiyatı, 25. X. 1970 adlı makalesini fotokopisinden okudum), içindeki cok 'yok' ke- 
limesine, bazı işaretlerin alışılmış olanlardan farklı bir şekilde değerlendirilmesine rağmen, bu 
okuma kolayda reddedilemez. Bununla birlikte, kabulü için en büyük güçlük yazıtın kısalığından i 
doğmaktadır. Bu, denemede başarılı olma ihtimalini artıran bir matematik faktördür. Kısa. bile ol- 
sa, aynı tipte işaretlere sahip başka birkaç yazıt daha bulunabilirse ve bu yazıtlar Suleymanov'un j 
kullanmış olduğu değerleri doğrularsa (aynı metod Nagy Szent Miklos yazıtları için başarı ile kul- î 
lanılmıştır.), o zaman bu, Türkoloji alanında yapılmış en büyük keşif olacaktır. Bu konuda toplu | 
bibliyografya için bkz. Diyarbekirli, Nejat: 'Kazakistan'da bulunan esik kurganı', Cumhuriyetin ! 
50. Yılına Armağan, İstanbul, 1973, s. 291-304 + XIV levha. 



TÜRK DİLİ 



45 



14 Bu okumayı Louis Bazin'e borçluyuz. 

15 Osman Nedim Tuna 'On the phonetic values of the symbols ,® , used in some of the texts 
in kök-turkish script', CAJ XI, no. 4, 1966, s. 241-243, ünsüz uyumu örnekleri için bkz. s. 246-248 
dip not no: 27, and Addenda (s. 263). 

16 Türk dilinin lehçe ve şiveleri ile, bunların tasnifi konusu Türk Dünyası El Kitabı'nda ele alındı- 
ğından burada ayrıca verilmemiştir. 

17 Bunların en eski örnekleri için bkz. Poppe, NicholaS 'On Some Altaic Loanwords jn Hungarian', 
American Studies İn Uralic Llnguistlea, s. 139-147 (özellikle s. 143). Kaşgari d/ nin Bul- 
gar, Suvar, Yemek, Kıpçak boylarında z/ olduğunu kaydeder, (s. 27. st. 4-14, trc. DLT, I, s. 32, st. 
3-22) ve adak : azak 'ayak', tod- : toz- 'doymak' örneklerini verir. Bunlardan başka Divanda 
kâzın (DLT I, s. 403) < Kadın 'kayın', közeç (DLT I, s. 360) 'küçük küp'. < ködeç, özle (DLT I, 
114) 'öğle' < ödle, yazğuk (DLT III, s. 28) 'kısrağın meme uçları' yadguk > yayguk vb gibi 
birkaç örnek daha bulunmaktadır. (Bu konuda ayrıca bkz, Pritsak, Omeljan; 'Kasgari's Angaben 
über die Sprache der Bolgaren', ZDMG 109, 1. VViesbaden, 1959, s. 92-116, özellikle s. 113 ve 
devamı). ' 

18 Doerfer, Gerhard; 'Das Chaladsch - eine archaische Turksprache in Zentralpersien', ZDMG 118, 
1, VViesbaden, 1968, s. 79-112; KhalaJ Materials, Uralic and Altaic Series no. 115, Blooming- 
ton, Indiana, 1971. 

19 bkz. N. 18. 

20 Kaşgari # y'nin Oğuzlarda # c olduğunu kaydeder ve (s. 26, st. 1-6. trc. DLT, I, s. 31, st. 3-9) cin- 
cü: ylncü 'inci', cuğdu : yuğdu 'devenin uzun tüyleri' örneklerini verir. 

21 Bang, W., Rachmati, G.R., Die Leğende von Oghuz Qaghan, SBAW, 1932, s. 683-724. 

22 bkz. N. 18. 

23 Eski Türkçe'de kök, ve eklerde ünlü uzunluklarının sistematik varlığı ilk olarak bu satırların yazarı ■ 
tarafından ortaya konulmuştur. Bkz. Tuna, Osman Nedim, 'Köktürk' Yazılı Belgelerinde ve Uygur- 
ca'da Uzun Vokaller', TDAY Belleten 1960, Ankara, 1960, s. 213-282 (I. kök hecesindeki vokal 
uzunlukları: s. 260-263; II. kelime sonu vokal uzunluları: s. 265-266; III. kapalı son hece vokat 
uzunları: s. 265-266; IV. eklerdeki vokal uzunlukları: s. 206-273. Bu sonuncu kısımda 44 ek veril- 
miş ve bunlar sonraki çalışmalarda tekrar edilmiştir. 

24 bkz: N. 18. 

25 Benim henüz yayımlanmamış notlarım. 

26 Rassadin, V.I.; Fonetika i leksika tofalarskogo yazıka, Ülan Ude, 1971. 

27 Pritsak, Omeljan; Die bulgarische Fürştenliste und die Sprache der Protobulgaren, 

Ural Altaische Bibliothek, I, VViesbaden, 1955; 'Bolgaro Tschtıwaschica', UAJb 31, 1959, 274 : 
314; Poppe, Nicholas 'On Some Altaic Loânwords in Hungarian', American Studies in Ura- 
lic Linguistics. Uralic and Altaic Series vol. 1, Bloomington, Indiana, 1960, s. 140-147; Rona 
Tas, A. Fodor, S. Epigrafica Bulgarica, A Volgai bolgar-török feliratok, Szeged, 1973; Bunlardan 
başka Ural Dillerine Batı Türkçe'sinden geçen kelimeler için bkz. N. 88. Ayrıca verdiği toplu bilgi 
bakımından, Dilaçar, A. 'Batı Türkçesi', TDAY Belleten 1953-, Ankara 1953, s. 73-92. " 

28 Poppe, Nicholas, Grammar of VVritten Mongolian VViesbaden, 1954, XII + 195 s. Intro- 
duction to Mongalian Comparative Studies, MSFOu 110, Helsinki, 1955, 300 s. (Ünsüz- 
lere ait bütün kurallar bu eserin 96-171 sayfalarındaki bilgiye dayanmaktadır). Introduction tö 
Altaic Linguistics, VViesbaden, 1965, XIII + 212 s. (özellikle s. 7, 15, 16, 18), Handbuch der 
Örientalistik (Herausgegeben von B. Spuler), Erste Abteilung, Der nahe und der mittlere Osten, 
Fünfter Band: Altaistik, VVzeiter Abschnitt: Mongolistik, Leiden-Köln, 1964, 297 s. 

29 Nicholas, Peoppe, Introduction to Mongolian Comparative Studies, s. 15. 

30 bkz. yk. s. 16. 

31 bkz. yk. s. 14-24. 



46 



TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 



32 Hattori Shiro. "The Length of Vowels in Proto-Mongol', Studia Mongolica, I. fasc. 1 2, Ulaanbaatar, 
1959, s. 3-6 (aynı yazı Mongolian Studies, Budapest-Amsterdam, 1970'te yayımlanmıştır, s. 
181 vd.), 'Initial Plosiveş of Proto-Mongolian and Their Later Developments with Two Additignal 
Remarks', Sciences of Language 3, Tokyo, 1972; Poppe, Nicholaş. 'On the Velar Stops in Inter- 
vocalic Position in Mongolian', UAJb. 31, 1959, s. 271; The Primary Long Vovvels in Mongolian', 
JSFOu .63, Helsinki, 1962, 19 S.; 'On The Long Vovvels in Common Mongolian', JSFOu 68, Helsin- 
ki, 1967, 31 s., Murayama, S., 'Die Entvvicklung der Theorie von den primâren langen Vokalen im 
Mongolischen', Mongolian Studies, Budapest-Amsterdam, 1970 (Burada, Monguordaki 
uzunlukların Ana Moğolca'dan geldiğini ilk olarak Masayoshi Nomura'nın ileri sürdüğü, birinci ça- 

, lışmasında ispat edemediği bu iddiayı ikincisinde ispatladığı Murayama tarafından açıklanır. 
s.360), Doerfer, Gerhard, 'Langvokaİe im Urmongolischen?', JSFOu 65, 4, Helsinki, 1964, II. 70, 
1, 1969. Bununla ilgili olarak bkz. Poppe 'Altaic Linguistics-An Overiew', s. 163-164. 

33 Poppe. Nicholaş; Introductlon to Altaic Llngulstlcs (özellikle s. 25-28, 179-180, 184-186, 
197, 199, 202); Handbuch der Orjentalistik (Herausgegeben von B. Spuler) Erste Abteilung Der 
nahe und der mittlere Osten, Fünfter Band Altaistik, Dritter Abschnitt Tungusologle, Leiden- 
Köln, 1968, 286 s. (ünlü ve ünsüzler hakkında verdiğim kuralların önemli bir kısmı bu esere daya- 
nır.) 

34 Ramstedt.' G.J.: A Korean Grammar, Studies İn Korean Etymology, Elnführung İn 

dle altaische Sprachvvissanschaft, I. Lautlehre (özellikle s. 80, 85, 137, 153 - 156): Poppe, 
Nicholaş; Introductlon to Altaic Llngulstlcs (özellikle s. 75 - 77, 137. 139. 146, 148, 181, 
184 - 185, 189-190) 

35 Miller, Roy'Andrevv: THe Japanese Language; Japanese and the Other Altaic Langua- 
ges. 

36 bkz. N. 35. ikinci eser (s. 3 - 5) 

37 bkz. N. 35. ilk eser, Chapter I (özellikie s. 7 - 55) 

38 bkz. N. 35. ilk eser, Chapter IV (özellikle s. 150-156) 

39 bkz. aynı eser. s. 192- 194 

40 bkz. aynı eser. s. 194 ' 

41 bkz. aynı yer s. 180. 

42 bkz, aynı yer s. 190- 191, 198. 

43 bkz. aynı yer ş. 170 - 175. Bu hüküm Miller'e aittir. 

44 bkz.*aynı eser s. 196- 198. bkz. aşağıda N. 64. 

45 bkz. aynı yer s. 197. bkz. aşağıda N. 64 

46 bkz. aynı yer s. 177. 196 - 198'de verilen kelimelere dayanarak 

47 Coilinder, Bjorn: La prante linguistique et le calcul des probabilitiees'. Uppsala UniversiteL Arss- 
krift, no. 13. Sprakretenskapliga Saliskapets forhandlingar. 1948. s. 1 - 24; Cowan. H. K. J. 'Statis- 
cial determination öf linguistic relationships, Studia Linguistica 16, 1962. s. 57 - 96: Dolgopolsky, 
A.B.: 'Gipoteza dreveisego rodstava yazıkoviç semei Svernoi Evrazil s veroyatnostnoi toçki zreni- 
ye, Voprosı Yazıkoznaniya 2. ,1964. s. 53 - 63; Hymes. Dell: 'Comment on: New mathematics for 
glottochoronology, by Nikolass J. van der Mervve'. Current Anthropology, no. 7 1966, s 492 - 493: 
Bender, Marvin L... 'Chance CVC correspondences in unre lated languages'. Language 45. 

' 1969. s. 519-531. 

48 Bu konulardaki bibliyografya oldukça zengindir. Bunlara örnek olmak üzere iki symposiumun so- 
nuçlarını toplayan şu eserler ve Poppe'nin bir kaç araştırması verilebilir: Problema obscnflstl- 
altysklh yazıkov, Leningrad 1971: Oçerki sravnitel'noy leksikologu altâysklh yazı- 
kov, Leningrad, 1972: Poppe, N.: 'On Some VVords for 'Guest' in the Altaic Languages', Jean 
Deny Armağanı Melanges Jean Deny, Ankara, 1958, s. 197 - 201: 'On Some Altaic Names of 
Dvvellings', StOF XXVIII. 3. 1964: 'On Some Cases of Fusion and Vowel Alternation in the Altaic 
Languages'. CAJ XIX. 4, 1975. s. 307 - 321. 

49 Ramstedt, G. ,J., 'Ein anlautender stimmloser Labial in der mongolisch türkischen Ursprache', 



TÜRKDÎLÎ 



47 



JŞFOu XXXII. 2, Helsinki, 1916 /1920, s. 238 - 251 bu konuda yazılmış ilk makaledir. İlgili alanlar- 
da yapılan çalışmaların sonucu olarak bilgi birikmesi yolu ile Alt. # *p nin izlerinin hangi lehçe, şive 
ve ağızlarda saklandığı tesbit edilerek bunlar yavaş yavaş öncekilere eklendi (msl. Potanin'in mal- 
zemesi arasında Şirongol, San Ç'uan'a ait olanlar. Ppppe'nin Dagur, de Smedt ve Mostaert'jn 
Monguor vb. Bunlardan Todaeva. B.H.'nin Mongol'skie Yazıki i Dialekti Kitaya. Moskova. 
1960. 135 ş. nisbeten az bilinen bir alana ait bulunması bakımından önemlidir.) Pelliot, P., 'Les 
mots a H intiale aujoürd'hui amuie dans le mongol des XII l-e et XIV-e siecles'. JA 206, 1925. s. 
193 - 263 (bununla ilgili olarak Poppe. N. 'ZKV 3. 1928. s. 564 , 580), Râsânen, Marttı, Materiali- 
•n zur Lautgeschichte der türkischen Sprachen, StOF XV, Helsinki, 1949, 249 s. Poppe 
N., (tanıtma ve tenkid): G.J. Ramstedt Einführung İn di* altaische Sprachvvissenchaft. 
II. Formenlehre. MSFÖu 104. 2. Helsinki. 1952 (ed. Pentti Aalto), Language, vol. 30. no. 1. Oct. 
Dec. 1954. s. 570 - 578. (Poppe burada Ramstedt'in *p için verdiği 42 örnekten 20 sini kusursuz 
bulur, bunlara 20 örnek daha ekler). Aalto, P 'On tha Altaic initial *p-, CAJ. I. 1955. s. 8 - 16 
Resenen. M., Türkische anlautendes h- als Überbleibsel des alten p-', UAJb. XXXIII, 1962. s. 146 
- 148, Poppe, No., 'On the initial h in the Yiteri - chao pi-shih', The Bull. of the Ins. of Hist. and 
Philology, Acadarheia sinica, Vol. XXXIV. in honor of Dr. Li Fang - Kuei on his 65th btrthday, part 
2. Taipei, Tai-wan, China. October 1969, Doerfer, G. 'Das Châladasch - eine archaische Türks- 
prache in Zentralpersian' ZDMG. Band 118. Heft 1. VVİesbaden. 1968, s. 105 - 106. Khalaj Ma- 
terials, Btoomington, Indiana, 1971 (Halaççada Ana Altay 'p'nin h olarak saklandığını gösterir.) 
Kore ve Japonca için bkz. Martin, S.E. ve Miller'in çalışmaları N. 50 son satırlar (1966, 1971). Buna 
göre Alt. *p : Ko. p: EJ. O 

50 Tk. zl: Çuv. r/. Tk. r/: Çuv. r/ ilk olarak Schott tarafından tesbit edilmiştir (Versuch über tata- 
rischen Sprachen, Berlin, 1836) Ramstedt. Tk. zl: Mo.r/. Tk. r/: Mo. r/ olduğunu keşfetti 
Über di* Konjugatlon des Khalkha Mongolischen, Helsinki. 1902). Gombocz, Z. 'Az al- 
taji nyelvek hangtörtene tehez", NyK. XXXV. 1905, s. 241 - 282 ve daha sonra 'Zur Lautgeschichte 
der altaischen Sprachen'. KSz XII. 1912, 36 s. de bu denkleşmelerin Tunguzca için de doğru ol- 
duğunu gösterdi. Ramstedt. 'Zur mongolisch - türkischen Lautgeschicte'. KSz XV. XVI. 1912 de 
Tk. zl :. Mo. r/ : Ma. r/yi örnekleri ile işledi. Samoyloviç. A. Nekotorie dopolnenya k klasifi- 
katsli turetskih yazıkov, Petrograd. 1922 deki tasnifinde Tk. -zl : Çuv. r/ yi bir ayıraç olarak 
kullandı. İki yıl sonra. Ramstedt ve Poppe Çuvaşça'nın özelliklerini yeniden gözden geçirerek Al- 
tay dilleri arasındaki yerini tesbite çalıştılar! Polinavov. E.D. 'K voprosu o rodsvennıh otnoşeniyah 
koreysko altayskih yazıkov'. IAK 1927. s. 1 105 - 1204 (özellikle 1201 - 1202) Tk. zl: Çuv. Mo.. Ma. 
r/ : Ko. l/r Tk. r/ : Çuv., Mo.. Ma. r/ : Ko. l/r. ilgisini buldu, 1962 de Murayama Shichiro. 'Etymologie 
des altjapanischen Wortes irö 'Farbe, Gesichts - farbe, Gesicht' UAJb XXXIV." 1962. s. 107 - 1 12'yi 
yayımladı. Bu araştırma Tk. zl : Mo. r/ : Ja. r/ denkleşmesi konusunda ilk örnek oldu. 1966'da Mar- 
tin, Samuel E.. 'Lexical evidence relating Korean to Japanese'. Language 42. s. 185 - 251 Ja- 
poncanın bir Altay dili olarak ele alınışında dönüm noktası teşkil eden bu makalesinde Alt. *r/ : Ja. 
r/yi ayrıntılı bir şekilde inceledi. Miller bunları sistemleştirerek Japanese and the Other Alta- 
ic Languages'inde kullandı. (1971) 

51 Tk. ş/ : Çuv. I/, tk. I/: Çuv. I/ Schott tarafından keşedildi. Bu denkleşmenin öbür halkalarının bulunu- 
şu No. 50 de verilen eserler ve sırayı takibeder. Miller'in çalışmaları Kore ve Japon dillerindeki kar- 
şılıklarda daha önceki araştırmalardan gelen fonetik değer hatalarını da düzeltmiştir. 

52 Schott'un ve daha sonra Anton Boller'in Altay dilleri konusundaki çalışmaları Tk, # y'nin karşılığı 
oiarak Moğol ve Mançu dillerinde # c, # d, # n =rY, y bulunduğuna dair bazı özlemleri kapsamak- 
ta idi. Gombocz, 1905 yılında NyK'te yayımladığı Macarca bir araştırmasında bunları sistemli bir 
şekilde denkleşmeler halinde verdi. 1912 de bu çalışmasını düzeltme ve genişletme sureti ile yeni- 
den yayımladı. Onun KSz XH'de çıkan bu yazısı. Ramstedt'in aynı konudaki iki makalesi tarafından 
aynı dergide takib edildi (bkz. N. 50). Türkoloji çalışmalarının getirdiği bilgierin birikmesi ile, Türk 
Dilinde kelime başı y sesinin Çuvaş ve Yakutçada (Bu Böhtlingk'tenberi biliniyordu) s ile karşılan- 
dığı ve bu sesin başka birçok karşılıkları bulunduğu tesbit edildi. Samoybviç'in tasnifinde kullanıl- 
mayan bu önemli özellik Poppe'nin 'Altaisch und Urtürkisch' adlı makalasinde (1926) ATk. # y yal- 
nız AAlt. ve Mo. ile karşılaştırılarak bir şema halinde verildi, (s. 1 19). Buna göre AAlt. #£ ,c ,y ,n, n, 
Mo # d, c. y, n, ana Türkçede ise yalnız # y idi. Sonraları bu şema bazı değişiklikler geçirdi. Sırası 
ile Vladimirtsov, Ramstedt, Kanazavva, öno Susumu, Murayama, Martin ve Miller'in çalışmaları ile 
bunlara Kore ve Japon dillerindeki karşılıklar bulundu. (Bu çalışmalar için bkz. N. 11), 



48 



TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 



53 Uygurca d/ : Osmanlı, Çağatay. Tatar y/ daha Klaproth'un Asla Polyglotta (1823)'sından beri 
biliniyordu. Böhtlingk, Ober die Sprache der Jakuten (1851) de Uygur d/ : Yakut t/ : Tatar y/ 
denkleşmelerini örnekleri ile verir (s. 176). Castren'in ölümünden sonra yayımlanan Karagas - Koy- 
balpa üzerindeki çalışması ile biraz daha genişleyen bu denkleşme malzemesi Gombocz tarafın- 
dan başarılı bir şekilde formüllendi (1905. 1912). Ramstedt, Martin, Miller öbür dillerdeki karşılıkları 
tesbit ettiler. 

54 Sırası ile Ramstedt, Elnführung... I. s. 86, Poppe, 'The Mongolian Affricates *c and V, s. 205 - 
207, Introduction to Mongolian Comparative Studies, s. 102 - 105. Benzing^lohannes. 
Die tunguslchen Sprachen, Ver such einer vergleichenden Grammatik, Abhandlungen der 
Geistes - und Sozial-wissenschafflischen Klasse. Jahrgang 1955. Nr. 11, Akademie der VVissens- 
chaften und der Literatür, VViesbaden. 1956. s. 31: Miller Japanese and the Othor Altaic 
Languages. 

55 bkz. N. 54'te gösterilen eserler. Ramstedt, s. 89. 92. Poppe s. 211 - 212 ;107 - 1 10; Benzing s. 32. 
Martin, Miller'in yukarıda verilen çalışmaları, 

56 bkz. N. 54'te gösterilen eserler. Ramstedt s. 1 14 - 1 15. Benzing, s. 40 (yalnız h7 için), Poppe. 'Alta- 
isch und Urtürkisch'. s. 104. Ramstedt, Elnführung. I, s. 73 - 77, Poppe, Introduction to 
Mongolian Comparative Studies, s. 162 - 164. Benzing. s. 38 - 40 (yalnız # fi için). 

57 Şekil 2, 3, 4'te, beş Altay dilinin ünsüz ve ünlülerini Ana Altaycadakilerle karşılaştırmak sureti ile ilk 
defa bir tablo halinde vermeyi denedim . Bunlara kaynak olarak Ramstedt, Poppe ve Miller'in da- 
ha önce adları yazılan araştırmalarında^ denkleşme kurallarını kullanmakla birlikte, Korece ve Ja- 
ponca için bu ana eserlerde geçen bütün karşılaştırma örneklerini kontrol ettikten sonra, buldu- 
ğum farkları da , dikkate alarak evvelce yapılmış (ve tabii bütün Altay dillerini kapsamıyan) şu 

' şemalardan da - bazılarından biraz ayrılmakla birlikte - faydalandım: Ramstedt, G.J., Studies in 
Korean Etymoiogy (s. 10). Elnführung I (s. 80, 85, 137), Poppe, N., Introduction to Al- 
taic Linguistics (s. 197, 199, 203), Posch, Udo, 'Die altaische Sprachvervvandtschaft - Theorie 
öder Hypothese?", Handbuch der Orientalistik, Fünfter Band Altaistik, Zvveiter Abschnitt Mongo- 
listlk (s. 32, 33, 34), Menges, Kari H., 'Die Tungusichen Sprachen', Handbuch der Orientalistik, 
Fünfter Band Altaistik, Dritter Abschnitt Tungusologic (Tsintsius'un gramerindeki 93, 109, 250 - 
251 nci sayfalardan alınan s. 34, 36, 37, ve 44 - 45'teki şekiller), Miller, Roy Andrew, Japanese 
and the Othor Altaic Languages. Beş dile ait ses denkleşmelerini özetleyen s. 305 - 
306'daki liste ayrıca ve kontrol için kullanıldı. 

58 Bu özellikler Ramstedt, Poppe, Miller'e ait ana eserlerde ve Altay dillerini başka dillerle karşılaştır- 
mak için yapılan araştırmalarda yer almaktadır. Bunlar arasında toplayıcı bilgi VViedemann, F., 
Über die frflheren Sitze der tschudlschen Völker und ihre Şprachverwandst- 
schaft mit den Völkern Mlttelhochasiens, 1838. Poppe, N., ıntroduction to Altaic 
Linguistics, 1965 (7. Characteristic structural features of the Altaic Languages, s. 177 - 196), 
Aalto, Pentti; 'Uralisch und Altaisch', UAJb 41 . 1969, s. 323 - 334'te bulunmaktadır. 

59 Ramstedt, G.J., Einführung... II. 

60 Poppe, Nicholâs, (tanıtma ve tenkid) 'Einführung in die altaische Saprachvvis- 
senschaft. II. Formenlahre, 1952'. Language, vol: 30. no. 4 October Decem- 

, ber. 1954. s. 576. 

61 Miller, Roy Andrevv, Japanese and the Other Altaic Languages, 1971. s. 263. 

62 bkz. N. 58. 

63 Bu bakımdan Aİtay Dili Teorisine en şiddetli bir şekilde karşı çıkan Doerfer ve Sir Clau- 
son'un çok sayıda yazıları vardır. Bunlardan ikincisinin şu yazısını, yayımlandığı yer do- 
layısı ile veriyorum: Gerard Clauson, London, England, 23. VII. 1971. 'On the Idea Of 
Sumerian Ural Altaic Âffinties'. Current Anthropology. Vol. XIV. no. 4. October 1973. s. 
493-495 

64 MiHer Japanese and..., s. 160 - 161'de ikinci hecenin sonunda olup 'Öbür Altay dille- 
rinde bulunmayan' ünlüleri 'epenthetic' veya 'echeovvel' (yankı ünlüsü) olarak adlandın- 



TÜRK DİLİ 



49 



yor ve bunların sonradan meydana geldiğini açıklıyor. Bununla birlikte 'öbür Altay' dille- 
rinin bu konuda birbirlerinden ayrıldıklarını unutmuş görünüyor. The Japanese Lan- ' 
guage, s. 196 da bu çeşit ünlülerden bahseder, s. 208 de yine ünlü uyumu dolayısı ile 
tek heceli ve ünsüzle kapalı ödünç kelimelerin sonuna getirilen ünlülerden yalnız i ve u 
için 'gerçek bir uyum' sayılabilecek bir sıralama kuralının varlığını gösterir. 

65 'Ein anlautender stimmloser Labial in der mongollsch - tûrklschen Ursprache'. JSFOu 32. 
2. Helsinki. 1916. 

I 

66 Street, J.C. (tanıtma ve tenkid *Poppe, N., Verğielehende Grammatik der altalschen 

Sprachen, Teil T. Vergleichende Lautlehre, VViesbaden, 1960, XI + 188'. Language Vol. 38. 
1962. s. 92 - 98 (şema s. 95'te). 

67 özellikle Murayama, Miller'in eserinin tanıtma ve tenkidine ait yazısının (bkz. N. 1 1) sonunda: 'İn- 
san, onun (Miller'in) bu derece komplike dilbilgisi malzemesini sistemleştirmedeki yüksek kabiliye- 
tine sadece, hayranlık duyabilir.' demektedir. 

68 Bunlardan biri Hattori Shiro'ya ait olup 1952 de tamamlanmıştır, (bkz. N. 11) 

69 Miller. The Japanese Language, s. 167 de arkeoloji ile Japoncanın kronolojisini tayin konu- 
sunda başka önemli aydınlatıcı bir çeşidini konuşuyorlardı. 

70 Bu önemli özellik Miller'in dikkatinden kaçmamıştır, bkz. The Japanese Language, s. 125. ilk 
paragraf. 

71 Vakti ile W. Eberhard'in TTK tarafından yayımlanan Uzak Doğu Tarihl'nde buna benzer bir ifa- 
de ile karşılaştığımı hatırlıyorum. , ' 

72 Bunlar arasında Hind - Avrupa dillerinden Tohar, Sogd, Hotari - Saka, Hârezm, Turfan - Pehlevi, 
Kuşan - Saka, Part, Alan ağızlarından bazıları, Kırım (daha sonra Ukrayna ve Polonya), Ermeni, 
Güney Slavcaya dahil bazı ağız ve lehçeler, Kırım Gotçasi vb., Eski Sibir dillerinden Kot, Ara, 
Asan, Ural dillerinden bazı Samoyed dilleri, Altay dillerinden Altın Ordu, İlhanlı ve Çağatay alanla- 
rına dahil olan bazı Moğol guruplarının dilleri Türk Dili tarafından assimile edilmiştir. Buna karşı, 
Avrupa'da siyasi veya askerî felâketlerden sonra birçok Batı Hun, Avar, Bulgar Türk gurupları İtal- 
ya Kuzeyi, Güney Almanya, Çekoslovakya'ya kadar yayılan bir alanda dillerini tamamen kaybet- 
mişlerdir. Aynı şekilde Peçenek, Kuman, Kıpçak (bunlar arasında Zaparoşti Kazak), Tuna'yı- güne- 
ye doğru aşan Uz (bunlardan bir kısmı Mora yarımadasına sığınarak) Avrupa dilleri tarafından 
assimile edilmiştir. Hindistan, iran, Suriye, Irak, Arap Yarımadası vb. (bu son üçünde özellikle 
Oğuz Türkleri ve bazı Kıpçak gurupları) fâtih olarak girdikleri yerlerde yavaş - yavaş dillerini kay- 
bederek erimişlerdir. Uzak Doğu'da Çin, sürekli olarak Altay halklarının nüfusu ile beslenmiştir. 
Bunlar arasında Kidan, Cuçen, Toba, Mançu ve daha yeni olarak bazı Tunguz gurupları Çinlileşe- 
rek dillerini kaybetmişlerdir. Bunlar başlı - başına büyük bir araştırma konusu teşkil edecek kadar 
önemli sayıdadır. 

73 Svitıç. V. M. Illiç. Opıt sravneniya nosratiçeskih yazıkov, Vvedenle Sravnitel'nıy Sot- 
var', b-K. Moskva, 1971. Poppe, N. (tanıtma) 'Ein vergleichendes VVörterbuch der nostratischen 
Sprachen', FUF 39. 1972. 

74 Ramstedt, G.J., The Relation of the Altaic Languages to Other Language Groups', JSFOu Llll, 
1946 - 1947, s. 15-26; Hagenauer, 'Ainu and Altaic Languages', Journal of Languages. Hollanda, 
Koppelmann, D.H. Di e Verwandtshatt des Koreanischen und der Ainu-Sprache mit 
den. indogermanichen Sprachen, Wien, 1928, Ftahder,, J., Etymologlcal Vocabulary 
of Chinese, Japanese, Korean and Ainu, I. Tokyo, 1956. Il-lll New Haven. Conecticut, 
1959. IV. 1960, V, 1962.; Andronov, M., Materials for a Blbliography of Dravidlan Lingu- 
istics, Dept. of Iridian Studies, University of Malaya, Kuala Lumpur, 1966, madde no; 376 (alta- 
ic), und Uralaltaisch', UAJb XXV, 1953, s. 161-173, Menges, Kari H„ 'Altaisch und Dravidisch', Or- 
bis, XIII. no: 1. 66-103. Louvain, 1964. Bu makalenin kısa bir özeti The Dravido- Altaic 
Relationships'. Journal of Tamil Studies I., 1969, s. 1 vd., Schoebel. C, Affinltes des Langues 
Dravldiennes et des Langues Ouralo - altalques, Paris. 187Ş. Webb. Rev. Edward. 'Evi- 
dences of the Scythian Affinity of the Dravidian Languages Condensed and Arranged From Rev. 



TÜRK DÜNYASİ EL KİTABI 



r. Caldvvell's Comparative Dravidian Grammar.'. JAOS 7. s. 271 vd., 1862; VVinkler, H., Dle 
Sprache dar 2. Kolumna der draisprachlgen Inachriften und das Attaieche, Bres- 
lau, 1896; Koppers. W., 'Halk bilgisi ve Cihânşümul tarih tetkiki karşısında öz Türklük ve Öz Indo - 
Cermenlik', İkinci TOrk Tarih Kongresi, İstanbul, 1943 (Etrüsk, Lidya ve Altay isim çekimleri 
ilgili gösteriliyor); Cahun, L., Origlne Toüranlenne da lidlome Qul a Precede an Fra ri- 
ca Laa Languas Aryennes, Paris. 1877. Felden, Fr. von.der, 'der Ursprung der nichtgemein - 
indogermanischen Bestandteile de gremanischen Sprachen', Anthropoa 14/15, 1919 - 1920, s. 
788 - 792. Jensen. M., 'Ingogermanisch und Altaisch', FaatachrHt Hermann Hirt II. 1935. 
12Ş - 131, Koppers, W. yk. göstr. Der (burada Altay isim tasrifleri Lidya ve Erüsketekilerle karşılaş- 
tırılıyor. Ayrıca . A. Nehring'den naklen Eti, Lidya, Likya ve Ural Altay zamir karşılaştırmaları verili- 
yor.) Şinor, D., 'Ouralo - altaique - indoeuropeen', Toung P'ao XXXVII. 1944; Andrada. M.J., 'Po- 
sibles relaciones extrenas del grupo linguıstico maya', Mayan Studles, 1966, Ferario, B., 'Della 
possible parentela fralde lingua 'altaiche' ed alcune Americane', XIX. Congres Internationa- 
le de* Orlantallata, Roma, 1938, 210 - 223, Porto - Seguro, Vicomte de, L'origlne toüranl- 
enne daa Americalns Tupi Carlbes at des anelene Egyptlens, Leipzig - Berlin, 1876; 
Hommel, Fritz, Dle Sumero - akkader ein altaisches Volk, Ausland. 1884. 'Die Sumero - 
akkadisehe Sprache und ihre Verwandtschaftsverhâltnisse', Zeitschrift für Keilschriftforschung I, 
1884; Hommel, Fritz. yk. göst. iki çalışmadan başka 'The Sumerian language and its affinities', 
JRAS XVIII. 1886. 'Die Verwandtschatsvehâltnisse des Sumerischen'. Festschrlft P. W. 
Schmidt, Wien. 1928. s. 67 - 74. Lenormant. Fr.. La magle ehez laa chaldeens at laa orl- 
glnaa accadlannea, Paris. 1874. La langua primltive da la Chaldee et laa Idiomes 
touraniens. Parla, Paris, 1875. ayrıca Christian, Viktor. Dle aprachllche Stellung daa Su- 
merischen, Parla 1932. 126 s. (Die Beziechungen des Sumeriches zum Ural - Altaischen' s. 
52 - 63). Zakar, Andreas. 'Sumerian - Ural - altaic Affinities', Current Anthropology, Vol. 12, ho.2, 
April 1971. s. 215 - .225 (metodoloji bakımından önemli), Clauson, Gerard (bu makalenin tenkidi) 
'On the Idea of Sumerian - Ural - Altaic Affinities'. London. England. 23. VII. 71 . Current Anthropo- 
logy, Vol.. 14. no. 4. October 1973. s. 493 - 495. 

75 Matsumoto, N. , La japonale at laa langues auatro - aslatlques, Paris, 1928; Rahder. J. 
'Comprative Treatment of the Japanese Language', Moriumenta Nipponica, VII, 1951, s. 198 - 
206; VIII, 1952, s. 239 - 288; IX, 1953, s. 109 - 257, X, 1954, s. 127 - 168; Etymologlcal Vo- 
cabtılary of Japanese, Korean and Ainu F., Monumenta Nipponica, Monographs, no. 16, 
Tokyo, 1956, 73 s. II. New Hâven, Connecticut, 1959, 78 s., III, 1959, 66. s., IV. 1960. 38 s.. V, 
1962; VVinkler, H., Der Uralaltaiache Sprachstamm, daa Finnleche und daa Japa- 
nisehe, Berlin, 1909, 316 s.: Charencey, H.G. de. De la parente de la langua japonalse 
avec laa Idiomes tartares et amerlealnes, Paris, 1858; Miller, R.A., The Japaneaa 
Language, Chicago, 1970, s. 61 ; Hattorı. J. 'The relationship of Japanese to the Ryû - Kyû Kore- 
an and Altaic Languages', Tranaactiona of the Aslatlc Soclety of Japan Yokohama, 
ser. 3. v.1. Tokyo, 1948. s. 101 -133; Miller, R. A., göst. y. 

76 Andronov, M., Materials for a blbllography of Dravidian Linguisties, Dept. of Indian 
Studies, University of Malaya, Kuala Lumpur, 1966, madde: 316, 317, 318, 319, 682TKoppel- 
rhann, D.H., Dle euraslsche Sprachfamllle Indogermanlsch, Koreanlsch und Ver- 
vvandtes, Heidelberg, 1933. 

77 Bouda, K., 'Tungusisch und Ketchua', ZGMG CX, 1960, s. 99-113. Kets chua II.' ZDMG CXIII, 
1964, s. 602 - 623; VVinkler. H., 'Tungus und Finnîsch - Ugrisch' L.üSFOu XXX.. s. 1 - 9, II. JSFOu 
XXXIX. s. I - 34. 

78 Decourdemanche, J.A.. Etudes sur laa raelnes arabas, sanserites at turauea, Paris. 

1898; Koşay, Hamit Zübeyr, Elamca - Türkçe Dil Akrabalığı (Elamish - Türkische Sprach- 
vervvandtschaft). Ankara, 1937. 7 s. 'Elam and Central Asian Relations', Cultura Turclca Vol. 
III. nu. 2. Ankara. 1966. s. 190 - 195 (17 kelime, 6 ek ve kural): Brandenstein. W. 'Etrüsk Meselesi- 
nin Şimdiki Durumu', ikinci Türk Tarih Kongresi, 1937, İstanbul 1943. s. 21 1 - 219, Veau. 
Baron Carra de, La langua etrusaue, sa place parml laa langues, Paris. 1911, 'Mots 
etrusgues expliques par le turc', Etrusca I. II Muşeon. 16 + 11 s., Etrusca II 'Mes communicati- 



TÜRK DİLİ 



51 



ons de l'annee 1904'. Paris. 1 -21: Landsberger. B (enno), 'Ön Asya Tarihinin Esas Meseleleri', 
, İkinci tOrk Tarih Kongresi, İstanbul 1937, ayrıbasım 12 s.; Edlinger. A.v.. AKo Bezto- 
h un gen dsr tOrklschen Sprachsn su den Indogermanischen, 2 vols.; Bamberg - Forc- 

hheim, 1912-1913, Danişmend. İsmail Hami, Antropoloji ve Lengüistik Vesikalarına göre 
Türklerle Hlnd • Avrupalıların Mense Birliği, c. I. İstanbul, 1935, 374 s. + 5 tablo. C. II. 
Hind-Avrupa Grubunda Türk Dili, İstanbul, 1935, 255 s., Emre, Ahmet Cevat, Memolre sur les 
Relatlons Oenealogiques des Langues Turgues et Indo - Europeennes, Prepare 
ppur etre communique au Congres des Orientalistes, Sept. 1951. 48 s., Le probleme de la 
pars nte des langues Turgues et Indo . Europeennes, Ankara. 1930. 31 s., I-VIM Table 
Comparative (Morphologie); Ar, Mustafa Selçuk. 'Çivi yazılı kaynaklarına göre Türkçe, Etice, Huni- 
ce arasındaki bağlar III. TOrk Tarih Kongresi, Ankara, 15-20 Kasım 1943 (TTK Belleten XXXI- 

1, 1944, s. 515 - 568, Dekien, Toung. De Toriğine dep Amerlcalns pre columblen, 
Memoire presenle au XX eme Congres International des Americanistes, reuni â Rio de Janeiro 
1922. s. 21 - 47, Dumezil, G., 'Remarques sur les six premiers ooms de nombres du turc'. Studia 
Linguistica VIII. Lund. 1954, s. 1 - 15, 'Remarques cömplementaires sur les six prerriiers noms de 
nobres du turc et du quetchua', Journal de la Societe des Americanistes, nouv, ser t. XLIV. 1956. 
s. 208. Ferrario. B., 'Della possible parentela fra de. lingue 'altaiche' ed alcune Americane', Actes 
du Congres Rome, 1 938, s. 210 - 223 (yalnız Keçua ve Türkçe karşılaştırmıştır). Ömer (Mayate- 
pek). Tahsin. 'Meksika'da müstamel Maya dilindeki Türkçe kelimeler hakkında izahat'. Türk Dili. I. 
seri. sayı 12. Haziran 1935. s. 88 - 94: Decourdemanche, J. A., Etudes sur les raelnes ara- 
bam, sanscrites et turques, Paris. 1898; Emre, Ahmet Cevat, 'Sümerlilerin Konuşuğu Lisan 
ve Türkçe' - Yeni Türk Mecmuası, İstanbul Halkevi, Teşrinievvel 1932. s. 48 - 58. Birinci TÜrk 
Dili Kurultayı, İstanbul. 1933. s. 81 - 94. Eski TOrk Yansının Menseğl (L'Origlne de 
l'Alphabet Vleux Turc). 1938: 54 s., Hommel. Fritz, vorlâufige Mitteilung'im Ausland 1884. nr. 

2. 'Die Sumero - Akkader ein altaischer Volk' (Corresp Bl.'d. ges f. Anthropologie. 15 yg. no. 8. 
1884. s. 63 - 64), 'Die Sumera akkadische Sprache und ihre Verwandtschafts verhâltnisse'. Ze- 
itschriftfür Keilschriftforschung I. s. 161 - 178, 195 - 221, 323 - 342, Leipzig. 1884, The Sumerian 
language and its affinities' JRAS XVIII, part 3. London, 1886. Sumerische Lesestücke, Münc- 
hen, 1894, Zareihundert sumero - tOrklsche Wortverglelchungen als grundlage zu ei- 
nen neuen kapitel der Sprach - wissenschâft. der hem F. W. K. Müller und A. v. Le Coq dankbar 
zugeeigent, München, April 1915. 16 s., 'Nachtrag', Mai 1915. s. 17-24. 'Zvveiter Nachtrag'weitere 
Wortvergleichungens, Juli 1915, s. 25 - 32. 'Appendix' (James B. Nies, Ur Dynasty Tablets, 
Leipzig, 1920, 195 s. with an appendix by Prof. D. Dr. Fritz Hommel) (s. 195 - 220 + index: 221 - 
224). Grundrlss der Geographle und Geschlehte des Alten Orlent, erste hâlfte, ethno- 
logie des aften orients babylonica und chaldea. München 1904. XII + VI + (1. Geographie. Vorde- 
rasiens und Nord - ostafrikas) 400 s., zvveite hafte, München 1926, s. (401 - 1108) (özellikle s. 21 
- 24, 32, 36, 44, 65 - 66, 86, 95 - 96, 124, 179, 213 - 214, 224 - 228, 232 - 233, 301, 303, 305, 478 
vd.). 'Die Vervvandtschaft verhâltnisse des Sumerischen', Festschrift P. W. Schmidt, Wien, 
1928, s. 67 - 74, Landsberger, Benno, 'Die Şumerer', Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Cografya 
Fakültesi Dergisi, sayı => 5. Ankara 1943, s. 97-102 (trc. 'Sümerler', Mebrure Osman Tosun, s. 89 - 
96). Martayan (Dilaçar), Agop, Türk - Sümer ve Hint Avrupa Dilleri Arasında Rabıtalar', Birinci 
Türk Dili Kurultayı, İstanbul, 1933, s. 94 - 104. Munkacsi, Bernhard, 'Zur Bildung der Zehner 
Zahlvvörter im Türkischen', KCsA, I. IV. bölüm. 1924, s. 314. ayrıca KSz V. 343 - 351, Prince, John 
Dyneley, Materials for a Sumerian Lexlcon with a grammatical introduction, Leipzig, 1908 
(Introduction VII - XXIV, özellikle s. VIII). Togan, Zeki Velidi, Umumi TOrk Tarihine Giriş, II. 
baskı. İstanbul. 1970, 537 s., s. 10-11 ve notlar. Tosun, Mebrure Osman, 'Sümer Dili ile Türk Dili 
Arasında Karşılaştırma', s. 147 - 168 (İbrahim Kafesoğlu, TOrk MIHI Kültürü, s. 33, not 50'ye 
dayanarak), Wittek, P., 'Surrrerisch undTürkisch', Türkische Post (ayrı basım). Bu konu ile genel il- 
gisi bakımından Koşay, Hamit Zübeyr 'Türkçenin Dünya Dilleri Arasındaki Mevkii' (Die Stellung der 
Türkischen unter den VVeltsprachen). TTK Belleten c. III. sayı 10. Ankara. 1 nisan 1939, s. 363 - 
376. 

79 Arakavva Söbei, Galraigo Jlten 'ödünçlemeler sözlüğü'. Tokyo, 1941, Miller, Roy Andrew. The 



52 



TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 



Japanese Language, 1970 (Chapter VI. 'Loan VVords'. ş. 238, 263). Ueda Kazutoshi, Takaku- 
su Junjiro, Shiratori Kurakichi, Kanazavva Shözaburo, Nihon Gairaigo Jiten 'Japoncadaki 
ödünçlemeler sözlüğü', 1915; Groot, Gerard, Besonderheiten der Ryûkyû .sprache/ MN 3. 1940. 
s. 300 - 313, Hattori Shiro, 'The Relationship of Japanese to the Ryûkyû, Korean and Altaic Langu- 
ages', TASJ, 3 rd series, 1., 1948, s. 101 - 133; Miller, Roy Andrew, The Japanese Langua- 
ge, 1970, s. 81. 

80 Lee, Ki - Moon, 'Mongolian Loan - VVords in Middle Korean', UAJb 35, fasc. B. 1964, s. 188 - 197; 
Ligeti, L, 'Les anciens elernents mongols dans le mandschou', AOH X, 3, 1960, s. 231 vd., Pop- 
pe, Nicholas, Introduction to Altaic Llnguistics, Leipzig-. 1965 (4. Mutual influences vvithin 
the Altaic Group, s. 157 - 163), s. 160, 'On some ancient mongolian loan - wprds in Tungus', CAJ, 
Vol. XI, no. 3,.Wİesbaden, Sept. 1966, s. 187 - 198, 'on Sörrte Mongolian Loan VVords in Ewenki', 
CAJ, Vol XVI, no. 2, VVİesbaden, 1972, s. 95 - 103, Sanceev, G. D., 'Mançcuro - mongol skie ya- 
zıkovie parallell', Izvestiya Akademii Nauk SSSR, otdelenie gümanitarnıh nauk 1930, s. 601 - 626, 
673 - 708. 

81 Poppe, Nicholas, Introduction to Altaic Llnguistics, s. 163 

82 Poppe, Nicholas, 'Die türkischen Lehnwörter ım Tschuwassischen' UJb 7. 1927, s. 151 - 167: Ko- 
şay, H. ZvKore Dilinde Türkçe İle Müşterek Unsurlar, İstanbul, 1952; Caferoğlu, Ahmet, 
'Azeri Lehçesinde Bazı Moğol Unsurlar', Azerbaycan Yurt Bilgisi, sayı 6 - 7, İstanbul, 1932. I. s. 
215 - 226, sayı 25, İstanbul, 1934. II, s. 3 - 8. 'Der ursprung der VVörter tongal, kürâkân und 
namfir im aserbaidschanischen Dialekt', Die Welt des Islams, 1941. s. 53 - 60. 'Azerbaycan ve 
Anadolu ağızlarındaki Moğolca unsurlar', TDAY Belleten II. 1945. 'Türk dilinde nöker ve nöker- 
zadeler müessesesi', IV. Tarih Kongresi, Ankara, 1952, s. 251 - 262. 'Azeri şivesinde nohur 
ve lap kelimeleri', Roczink Orientalistyczny XVII, Krakow, 1953, s. 180 - 183, 'Azerbaycan ve Ana- 
dolu ağızlarındaki Moğolca unsurlar' TDAY Belleten, Ankara 1954, s. 1 - 10, 'Tarla Kültürü ve Ef- 
noğrafyasına Göre 'kotan', TDED. XIX, s. 43 - 50, eren, Hasan, 'Caucasian Turkic Elernents in the 
Anatolian Dialects. Studia Caucasica, I, 1963, s. 93 - 126 (Anadolu'ya yerleşen Kafkas Türk 
boyları yolu ile Mogolcadan gelen bazı kelimeleri de kapsar), 'Anadolu'da Kafkasya Türkleri', 
TDAY belleten, 1961, Ankara 1962. s. 319 - 357, 'Sibirya Türk Dillerinde Moğol Unsurları', Türk Dili 
- Belleten, Seri III. sayı XIV ,XV, Ankara, 1951 , Kaluzynski, St., Mongolische Elemente in der 
jakutischen Sprache, Warszawa, 1962, Mandoky, Istvaan, 'Macaristandaki Koman dilinin Mo- 
ğolca unsurları', Daimi Milletlerarası Altayistik Konferansı. XVI. Toplantı, Ankara. 24 Ekim 1973. 
Oğuz, Mehmet, Türk Moğol Ortak Sözleri, Kasgar, 1942, Poppe, N., 'Jakutische Etymologi- 
en, UAZb 33, 1 - 2. 1961 . s. 136 - 141 , 'Die Mongolischen Lehnwörter im Komanischen', N4meth 
Armağanı, Ankara, 1962, s. 331 - 340, Introduction to Altaic Llnguistics, s. 159, Turkic 
Loan VVords in Middle Mongolian', CAJ. I. 1955, s. 36 - 42, Ramstedt, G. J., Kalmücklsche 
VVörterbuch, Helsinki, 1935 (Türk Dilinden Kalmuk ve oyrat Dillerine geçen kelimeler işaretlen- 
miştir), Temir, Ahmet, 'Türkçe ile Moğolca arasındaki ilgiler'. DTCFD XIII, 1 - 2, Ankara, 1955, Tu- 
na, Osman Nedim, 'Mongolian Loan VVords in Anatolian Dialects', Inner Asia Colloquium, session, 
November 21. 1963. Seattle, 'Mongolian Loan VVords in Ancient and Middle Ottoman', Inner Asia 
Colloquium, session, March 1, 1965, 'Osmanlıcada Moğolca ödünç Kelimeler', TM XVII, İstanbul, 
1972, s. 209 - 250, 'Osmanlıcada Moğolca Kelimeler', TM XVIII, İstanbul, 1976, s. 281 - 314, Vladi- 
mirtsov, B. Ya., 'Turetskie elementi v mongolskom yazike', ZVO 20, 1911, s. 153 - 184. Buraya 
Nemeth, J. 'Die türkisch - mongolische Hypothese , ZDMG 66, 1912, s. 549 - 576 ilgisi bakımın- 
dan ekliyorum.. Bang. W. 'Türkisches Lehngut im Mandschufischen', UJb IV., 1924, s. 15:19- Kot- 
wicz, W. , 'Les elernents turcs dans la langue mandchou' RO XIV, 1 938. 

83 Poppe, N., Introduction to Altaic Llnguistics, 1965 (bkz. Contacts of Altaic Languâges 
with other languâges. 165 - 172, Altaic influences upon other languâges. 172 - 173). 

Arakawa Söbei. Gairaigo Jiten, 1941. bkz. N. 79 Ueda Kazutoshi. Takaküsu Junjiro, Shiratori 
Kurakichi, Kanazawa Shözaburo, Nihon Gairaigo Jltaa, 1915. bkz. N. 79 

Haitori Shiro, Alnugo högen Jiten 'Aynu, Japonca ve İngilizce İndekslerle Aynu Sözlüğü', 
1964. Miller, The Japanese Language (Chapter VI. Loanvvords. s. 239)', bkz. Arakavva Söbei 



TÜRK DİLİ 



53 



yk., Ueda Kazutoshi yk. Miller, yk. s. 237 - 247, Kamei Takashi 'Chinese borrowings in prehisto- 
ric Japanese', 1954, Karlgren, Bernhard, Grammata seriea recensa, Stockholm, 1957 
(Museum of Far Fastern Antiquities Bulletin 29) ayrıca Etudes sur la phonologies chinoise, 
Stockholm Leyden, 1915 -\1926. Analytie Dictioıiary of Chinese and Sino • Japanese, 

Paris, 1923, Saneto Eshu, 'Chûgoku nihaitta Nihongo' (Çincede Japonca Unsurlar), s. 1039 - 
1041. Chûgoku gogaku kenkyûkai, ed., Chûgoku gogaku Jiten, 1958, Yamada Yashio, 
Kokugo no naka nl okeru kango no kenkyû (Japoncadaki çince unsurlar üzerinde ça- 
lışmalar), 1940; Arakavva, Miller, yk. göst. y., 241 - 242, Ueda yk. göst. y., Arakwa, Miller yk. 
göst. y. s. 241 , Ueda yk. göst, y., Vos. Fritz 'Dutch influences on the Japanese Language', Lln- 
gua 12, 4. s. 341; 388; Arakavva bkz. yk., Gatenby, E. V., The influence of Japanese on Eng- 
lish; Eibungaku kenkyû 11 4. 1931. s. 508 - 520, 'Additions to Japanese VVords in English', 
ibid, 14. 4. 1931, s. 595 - 609, lchikawa Sanki, 'The pronunciation of English loan - vvords in Ja- 
panese'. A Grammatical misceltany offered to Otto Jespersen, Copenhagen. 1930, s. 179 - 190, 
Miller, bkz. yk. s. 241 - 256. Norman. Arthur M. .2., 'Bamboo English, the Japenes influence upon 
American speech in Japan', AS. 30. 1955, s. 44-48; Miller, a., y. s. 242: Miller, a.y.s. 256: Konvv- 
Iton, Edvvard Colby Jr.. VVords of Chinese, Japanese and Korean origln in the Ro- 
manca Languages, Stanford University (yayımlanmamış doktora tezi). 1959. Miller, a.y., s, 
240; Miller, a. •y . s. 242 - 244; Miller., a. y.. s: 240; Miller, a, ,y, s. 256; Miller, a. y., s. 247 - 248; 
miller, a, ,y, s. 247; Miller, a. y., s. 256; Svvadesh, Morris, 'Linguistic Overview', Prehistoric 
Man in the New World, Chicago - London 1971, 5 th edition (first edition 1964). s. 536.table 
2. 

84 Karlgren^ bernhard, bkz. N. 83. ayrıca 'A Compendium of Rhonetics in.Ancient and Archaic Chi- 
nese', BMFEA 26, 1954, Koreiskiy Yazık, Sbornik Statey. Moskova. 1961. Samuel E. Martin, 
Yang Ha Lee. Sung - Un Chang. New Korean - Engiish Dictlonary, Minjugseogvvan, Seoul, 
Korea. 1967. Xtll + 1902 s., Poppe, N., bkz. N. 83, s. 166. Voprosı koreyskogo i kitaysko- 

go yazıkoznaniya, Leningrad. İ958: VVebster, Grant, 'Korean bamboo English once more'. AS 
35, 1960, s. 261 - 265; Knowllton. Edvvard Colby Jr., bkz. N. 83: Svvadesh, Morris. 'Linguistic 
Overvievv', bkz. N. 83. a. y . 

85 Vladimirtsoy, 'Arabskie slova v mongol 'skom' ZKV 5. 1930. s. 73 - 82; Lessing. Ferdinand D. 
(ed ). Moıigoliari - Enlish Distlonary, by Mattâi Haltod, John Gombojab Hongin, Serge Kas- 
satkin, F. Lessing. Los Angeles. 1960. 1217 s., Menges. Kari H , The Turkic Languages and 

Peoples, s. 167. Poppe. N., N. 83., s. 166; Vladimirtsov, B. Ya., 'Mongolica I'. Ob otnoşenil mon- 
gol 'skogo yazıka k indo - europeyskim yazıkam Sredney Azii' ZKV 1 , 1 925, s. 301 - 341 ; Sanjian, 
Avedis K. (ed.) Colophons of Armenian Manusçripts 1301 - 1480, Harvvard University 
Press, Cambridge, Massachusets, 1969, XV +.459 s. ; Poppe, N., a.y.., s. 17.17 Lessing. Ferdi- 
nand D., a. y., Menges, Kari H., a. y., s. 166, Pritsak, Omeljan, Two names of steppe plants', In- 
ternational Journal of Slavic Linguistics and Poetry VIII. 1964, s. 37 vd., : Tuna, Osman Nedim, 
"Turkic and Mongolian Loan - VVords in Hindustani', American Oriental Society. 182 nd meetihg, 
Duke University, Chapel Mili, North Carolina, 19. 4. 1972; Poppe, N., a. y., s. 169 - 170; Doerfer, 
Gerhard, Türkische und Mongolische Elemente im Neupersischen. Band I. Mongolische Ele- 
mente im Neupersischen, 1963, XLVIII + 557 s. (1 - 409) 'Prologomena zu einer Untersuc- 
hungen der altaischen Lehn - VVörter im Neupersischen', CAJ V. s. 1 - 26, Poppe, N., a., y., s. 167 
■ " - 168, 170; Poppe, N., a., y., s. 175; Ronatas, Andrâs: Tibeto - Mongolica. The Tibetan loan- 
vvords of Monguor and the developmerit of the Archaic Tibetan dialects, The Hague, 1966, 232 s., 
Ligeti. L, 'Mongolos jövevenyszavaink kerdes6, NyK, X<IX, 1935. Nemeth. Gy., 'Mongol elemek a 
magyar nyelvben', MNyr XII. 1913. 

86 Schmidt. P., 'Chinesische Elemente im Mandschu', Asia Majör 7. 1931. s. 573 - 628: Bouda. K.. 
'Tungusische und Ketchua', ZDMG CX. 1960, s. 99 - 113, 'Ketchua II. '. ZDMG CXIII. 19641. s. 2 
623. Svvadesh. M., bkz. N. 83.. a. y., s. 536. table 2. 

87 Koşay, Hamit Zübeyr. 'Dil Mukayeselerine göre Basklarla Türklerin Temasları. Göç Yolları ve za- 
manı Hakkında'. TTK Belleten CXXJ. sayı 84. Ankara./1957. s. 521-560 - 1 harita (bu konuda aynı 
dergide daha sonra bir makale daha yayımlanmıştır): Togan. Zeki Velidi, Umumi Türk Tarihi- 



54 



TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 



ne Glrls. 2. baskı. İstanbul. 1970, 537 s. s. 23 - 24: Rahimov. T. R. Kltayskle elementi v 
sovremennum uygurskom yazıke (tanıtma Menges, Kari H., UAJb. 46. 1974. s. 181). Pop- 
pe. N., Introductlon to altaic Llngulstlcs, s. 165. Menges. Kari H., The Turfclc Langua- 

ges and Peoples, s. 166, 167. Jacobson, R., The Paleosibirian Languages', American Anthro- 
polgy XLIV. 1942. Languages Paleosİblrlennes, (Les Langues du Monde), 2. baskı, 1952: 
Miller. R - A., The «lapanese Language, s. 80, 81, 203, Munkacsi, Bernhard, 'Ösi török arja 
uyelverates', Nyk XXIV. 1894 'Arische Sprachdenkmaler in türkischen Lehnwörter' KSz I. 1900- 
Beitrâge zu den alten arischen Letınvvörter im Türkischen', KSz VI. 1905. Nemeth, Gy.. Türklüğün , 
Eski Çağı', Ülkü XV, sayı 90. Ankara. 1940. s. 299 - 306, s. 509 - 518 'Probleme d^r türkischen Ur- 
zeif, Analecta orientalia. Budapest. 53 1942 - 1947, s. 57 - 102; Fischer, A.. Die Vokalharmo- 
- nie der Endungen an den Fremdwörtem des TOrklschen, Morgenlândische Texte und 
Forschungen. L.'Fâsc. 2. 1926. 26 s.. Hamdi. A.. Lugat-i Ecneblyye, 1911. Korsch. T. Türkisc- 
he Etymologien'. Festscrift V. Tohmsen. 1912. s. 198 - 201. Kowalski. T.. 'Türk Dilinin Komşu Millet 
dilleri üzerindeki Tesiri'. Ülkü XX. 1934. Kraelitz. Fr. V.. Greifenhorst. Corollarien zu Miklosic 'Die 
Tûrkische Elemente'. 1884 - 1889, SWAW 166 . 191 1 , no. 4. 65 s.. Lokotsch, Kari. Etymologisc- : 
hes Wörterbuch der europaischen (germanlschen, romanlschen und slaylsehen) 
VVÖrter orientalischen Ursprungs. Heidelberg. 1927. XIX. 243 s., Miklosich. Die türkisc- 
hen Elemente İn den südost und osteuropftlschen Sprachen (griechisch, albanisch, 
rumunisch, bulgarisch, serbisch, kelinrussich, grossrussich, polnisch). Denkschrift der kaiserlisc- 
hen Akademie der Wissenschaften in Wien, phil, hist. Klas. I. Band XXXIV. 1884, s. 239 - 338. II. 
Band XXXV. 1885. s. 105 - 190 Machtrag I. XXXVII. Nachtrag II. XXXVIII Wien 1888 - 1890. 194 s.. 
Ober Einvvirkun des TOrklschen a uf dle Grammatik der sfldost europSischen 
Sprachen, Sonderhefte der Akademie Wissenschaften in Wien, CXX. 1889. özdem. Ragıp Hulu- 
si. Dilimizde yerleşmiş yabancı unsurlar'. TDED I. sa. 2. 1946 (başka dil gruplarından olan kelimele- 
ri de içine alır), özön. Mustafa Nihat. Türkçe • Yabancı Kelimeler Sözlüğü, 1961 (başka dil 
gruplarından kelimeleri de içine alır) Taner, Ali Haydar. Yabancı kelimeler Lügati. 1941 . Tiet- ' 
ze, Andreas. 'Die formalen Verânderuhgen an neuren europâischen Lehnwörtern im Türkischen'. [ 
Oriens V. 1952. Tolun. Haydar. Yabancı Kelimeler Lügati. 1939. Wasmer. M., Osmanskiya 
etimologii. 1909. 2 - 3; Kaleşi. Hasan. 'Arnavut Edebiyatında Türk Etkileri X. Türk Dil Kurutta- | 
yında Okunan Bilimsel Bildiriler, 1963. Ankara. 1964. s. 61 - 74, Meyer. G., Etymologisc- 1 
hes Vtförterbuche der albanlschen Sprache, Miklosich. Franz. Dle türkischen Ele- 
mente— bkz. yk.. Nemeth. J.. 'Taraces of the Turkish Language in Albania' AOH XIII. 1961 s. 9 - ] 
29; Eren, Hasan. 'Anadolu Ağızlarında Rumca, Islavca ve Arapça Kelimeler', TDAY Belleten 1960. i 
Ankara. 1960. (Islavca kelimeler, s. 320 - 347), Eren, İsmail, 'Güney İslav Dillerinde Kullanılan Türk- j 
çe Ekler' XI. Türk Dil Kurultayında Okunan Bilimsel Bildiriler, 1966, Ankara, 1968, s. 
239 - 246, Hazai, G.. 'Remarques sur les rapports des, langues slaves des balkans avec le turc - j 
osmanli', Studia Slavica.Academiae Scientiorum Hungaricae. VII. 1 - 3. 1961. Janko Josef Listy j 
Fllologiçke XLIII. 1916. s. 20 - 27, 107 - 112, 214 - 223. Menges, Kari H.. 'Altaic Loanwords in j 
Slavonic'. Language 20. 1944. s. 66 - 72. 'Altaische Lehnvvörter im Slawischen' ZSPh 23, 1955. i 
s. 327 - 334, 'Influences altaique on slave', Bull. Acad. R. Belge des Sciences et Belles Leftres, | 
Bruxelles, 1985. s. 518 - 541. 'Altajische Kutturvvörter im Slavvischen', UAJb XXXIII (von Gabain j 
Festschrift), 1960. s. 107 - 116. Miklosişch, Franz Etymologisches W6rterbuch der sla- 
wlschen Sprachen, VVİen, 1886. Peisker, J., Die âlteren Bezlechungen der Slawen zu 
Türkotataren und Germanen und Ihre Sozlalgeschichtliche Bedeutung, Berlin- 
Stuttgart Leipzig. 1905. Tietze. Andreas, 'Slavische Lehnvvörter in der türkischen Volkssprache', | 
Oriens X. 1957. s. 1 - 47; Cengiz. Atila. 'Bulgaristan'da Türk Dili'. Türk Kültürü c. V. sayı 59. s. 
849 - 852. Menges, Karll H.. 'Altaic Elements in the Proto Butgarian Inscriptions'. Byzantion XXI, j 
Bruxelles 1951, s. 85-118. 'Bulgarische Substratfragen'. UAJb XXXII. 1960. s. 104 - 121. Miyatev. j 
Petir. 'Bugünkü Türk Bulgar Dil Münasebetleri XI. Türk Dil Kurultayında Okunan Bilimsel | 
Bildiriler 1966, Ankara 1968. s. 119 - 126. Mladenov. S., 'vestiges de la langue des Protobulga- | 
res touraniens d 'Asparüch en Bulgare'. RES 1. 1921. Veryatnii mnimi ostatâtsi ot ezika na Asparu- j 
hovite Balgari v novobalyarskata reç.' Ezika na Asparuhovite Balgari. Godişnik Sofiyskiya Universi- j 
tet, 1921. Bılgarskl narodnı pesnl. Zagreb, 1961 (bu daha çok bir folklor araştırmasıdır), j 



TÜRK DİLİ 



55 



Tsonev. B., 'Turski dumi v balgarski ezik'. Godişnik na Sofiyskiya Universitet XXV. !929. Yakın. Aziz. 
'Bulgar Dilinde Türkçe Kelimeler'. Türk Kültürü c. VII. sayı 79. s.' 477 - 480: Blaskovics. J., 'Çek 
dilinde Türkçe kelimeler'. VIII. Türk dil Kurultayında Okunan Bilimsel bildiriler 1957 An- 
kara 1960. s. 87 - 1 12 bkz. Blaşkoviç Josef ve Blaşkoviç (Kumanoğlu). Yusuf. 'Çekoslovakya tap- 
raklarında eski Türklerin izleri'. Resld Rahmeti Arat için, Ankara 1966. TKAE yayınları: 19. Seri 
I. sayı A 2, s. 341 - 351 (yer ve kişi adları). Holub, Josef Kopeçny, Frantişek, Etlmologlceskıy 
slovnık yazyka eecheko, Praha, 1952. Ayrıca çoğu folklor ve edebiyatla ilgili şu eserlerde: 
Bartos. Narodnl plsne moravsko, Praha, 1b89. Blaskovic, Josef, Çek Folklorunda Türkler', XI. 
Türk Dil Kurultayında Okunan Bilimsel Bildiriler, 1966, Ankara, 1868, s. 1.89 - 207, Cik- 
ker. Beg Bajazld, Praha, 1963. Freincik. Mikulâs. 'Pestunka, povest z Pohronia zvolenskeho', 
Sokal. 1867 (VI. Turciasky Sv. Martin). Holuby. J. L. 'Stopy tureckeho hospodarenia v XVI. a XVII 
st.'. Slovenske Dohlâdy XIV. s. 559. 688. 698. Kalman, Mikzâth. A trencsenl vâr kûtja, Buda- 
pest, 1890, Klımova, Dagmar, 'Turecke vâlky pameti nasich lidovych vypravecu a zpevaku', Novy 
Orient, Nr. 1. Praha, 1964. s. 18 - 20. KramoliS, CenĞk. Rychtar Soman, 1935, H.-vyd. Olomouc, 
1941, Pekarek, K., Starozlınske povestl, Zhn,. 1942, Prochazkova, 'A török a cseh - morva 
nepköltöszetben', Fllologlal közlöny, Budapest, 1955, s. 509 - 520, Rychonova, D.,Tureckı 
Vâlky v lidovempodanı ve ye hodni Narodopisny vestnik ceskoslovansky XXXIII, Praha 1956, s. 36 - 
93, Smilauer, Vladimır, Prınos Asie do evropskeho kultürnıho slovniku, Praha 1949, s. 14 -15; Dju- 
kanovic. Marija, 'Les Vestiges de la Langue Turque dans I 'Actuelle Langue Serbo - Çroate', X. 
Türk Dil Kurultayında Okunan Bilimsel Bildiriler, 1963, Ankara! 1964, s. 31 - 36, Kne- 
zevic, A., Die Turzlsmen İn der Sprache der Kroaten und Şerben Slavvisch - Baltisches 
Seminar der Vestfâlischeh Wilhelms - Universitât, Münster, Veröffentlichungen Np. 3 Meisenheim 
am Glan, 1962, 506 s. (tanıtma : Menges, K. R, UAJb XXXIX), Skaljic, Abdulah. Turclzml u na- 
rodnom gavoru i narodnoy knjlzevnostı Bosna I Hercegovlna, Sarajevo, 1957 (bu aşa- 
ğıdaki eserin ilk adı olup 6500 kelime vermektedir), Turclzml u srpskohrvatskom Jezlku 
'Svjetlost', Sarajevo, 1962, 622 s. (8472 türkçe kelime), Veljacic. Snjezana, Sırp - Hırvat Dili- 
ne Girmiş olan Türk Maddi Kültür Unsurları, İstanbul Ü. Ed. Fak. Doktora Tezi 23 s., İs- 
tanbul, 1966: Bruchner, Al, Slownlk etymologiezny Jezyka poisklego, Krakau. 1927. 806 s. 
Grzegorzevski, I., Eln türk - tatarlscher Dialekt İn Galizien Vokalharmoni İn den entlehn- 
ten VVörtern der karaitischen Sprache in Halicz, mit Einletiung. Texten und Erklaerungen zu den 
Texten. SWAW 146, 1903- No. 1. 80 s., Karlovvicz, Jan, 'Memoire sur l'influence des langues orien- 
tals sur la langue polonaise', Actes du VI. e Congres Internationale des Orientallstes, 
Leyde 1883, Leiden 1885. II. sekt. 1, s. 409 - 441, Kovvalski, T., 'W sprawie zapozyczen turec- 
kich w jezyku polskim', Symbolae grammatleae İn honorem Rözwadowski, Krakau, 
1928, vol. 2. s. 347 - 353 Muçhlinski Ant. Zrodlostownlk wyrazw klore przcszly, wprost 
ezy pesrednio, do naszej movy Jezikow «rsehodnlch, z dolaczenlem z blorku 
wyrazow przeniesanyeh z Polski do Jezyka tureckiego, St. Petersburg. 1858, 158 s., 
Reychman, Jan, 'Polonya'nın bir güney lehçesinde kullanılan bir sözcüğün menşei hakkında', Re- 
şid Rahmeti Arat İçin, Ankara, 1966, s. 388 -389 Zajaczkovvski, A., Elementy tureckie na 
zlemlach polsklch, 1935, 'Zwlazkl Jezkowe polovvlecho - slowlanskle, 1949; Erd- 
man, F., 'Izyasnenie neskol'kih vostoçnıh slov perasedsıh iz vostoçn.ık yazıkov russiyskiy', Kazans- 
kiy Vestnik, 1828. c. 9. s. 33 - 35, Trudy i letop. Obşç. istorii i drevnosti rus. s. 1. 1830. s. 215 - 245 
Katanoy. N., 'Die aus dem Ru'ssischen Ent lehnten Fremdwörter des Sagai Dialektes'. Melange Asi- 
atique 9. 1880 - 1888, s. 272 - 312. Kazembeg. A.. 'Zapiska o slovah russkih zaimstvovannık iz 
vostoçnık yazıkov', İAN po otd. russk. yaz. slov.. 1852. s. 125 - 128. Korş. F.E.. 'Turetskie elementi 
v yazıke 'Slova o polku Igoreve', Izvestiya Imperatorskoy Akademii Nauk. VIII. 1904, Malov. S. E.. 
'Tyurkizmi v yazıke 'Slovö o polku Igoreve', Izvestiya Akademii Nauk SSSR. V 1946. Melioranskiy, 
P. M., 'Turetskie elementi v yazıka Slovo o polku Igoreve', Izvestiya Imperatorskoy Akademii Nauk. 
VII. 1902. 'Zaimstvaniya vostoçniya slova v pamyatnikah russkoy pis' mennosti do mongol 'skogo 
vremeni', Izv. otd. russk. yaz. AN, c. 4. 1906. .'O turetskih elementah v pamyatnikah russkoy pis- 
mennosti do mongol 'skogo perioda'. Zap. Vost. Otd. R. Arch. Obşç. 17. 1907. Menges. Kari H.. 
The Oriental Elements in the Vocabulary of the Oldest Ruşsian Epos, 'The Igor' Tale', Supple- 
ment to Word Monograph no. 1. New York 1951. 98 s.. 'On some loanvvords from or via Turkic in 



56 



TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 



Old - Russian' Fuad Köprülü Armağanı, İstanbul, 1953. s. 369 - 390. Nikitine. 'Not e sur quel- 
ques emprunts russo -turcs', JA. 1952. s. 75 - 77 Poppe. Nicholas Jr. Studles of Turkic Loan 
Words İn Russian, Wiesbaden'l97t. Asiatische Forschungen. Bd. 34. Pritsak. Omeljan. 'Two 
names of tseppe plants', Intern, Journ, of Slav. Ling. and Poet.. VIII. 1964. s. 37 vd. t Şipova. E (liza- 
beta) N (ikelaevna), Slovar 'Tyurklzmov v Russkom Yazıke, Ak. Nauka Kazahskoy SSSR, 
1976, 444 s. (2000'e yakın madde başı): Dimitriev, N.. 'Etyudı poserbsko - turetskomu yazıkovomu 
vzaimodeystviyu', DAN 1928. s. 17 - 22, 268 - 275, 1929, s. 89 - 95,103 - 104. Djukanovic, Marija. 
bkz. yk., Knezevic A., bkz. yk., Marinkovitch, Louka, 'Vocabulaire des mots persans, ara bes et 
turcs introduits dans la langue serbe ayec un expose de la litterature serbe', Verhandlungen des 
5. Intern. Oriental. Kongr. Berlin 1881 c. 2. 2. Berlin 1882. s. 299 - 332. Popoyic, Gy., Turske i.dru- 
ge istoçanskereçi u naşem yeziku, Glasnik Srpskog Uçenog Drustva 59. Belgrad 1889. Raykovic, 
Ljubinka. 'Les Traductions Turques Chez les Yougoslaves' X. Türk Dil Kurultayında Okunan 
Bilimsel Bildiriler. 1963. Ankara 1964 s 99 - 104, Sköld, Hannes. Die Türklschen Lehn- 
vvörter im Serbobroatisehen, LUA 18. no. 3. 1922. 110 s., Veljacic, Snjezana, bkz. yk., Yu- 
suf, Süreyya, bkz. yk.: Lokotch. bkz. yk.. ayrıca folklor ve edebiyatla ilgili şu eserler: Antonovic. 
Dragonov Istrolçeskie pesni malorusskogo naroda, Kiyev 1874. Gebauer, Jan. Z pısnll 
Junâckych, Ukradene Marie, Lumjr 1863, Lukasevskij. Malorusklje I çervenoruskije 
duml i pesni 1848. Vaclavjk, A. Lukaçovlcke Zalesi: Littman, E. Morgenlandische 
Wörter İm Deutschen, 1924, XII + 163 s., önen, Yaşar, Deutsche* İm Türklschen, 1955; 
Acaryan, H.. Thurk erene p' ohareal barer hayerenl mec, 1902 (4200 türkçe kelime), 
Menges, Kari H., The Turkic Languages and Peoples, VViesbaden. 1968 (VI. Lexical com- 
position of the Turkic languages, s. 165 - 179), Munkacsi, B., 'Über die' uralten armenischen Lehn- 
vvörter'im Türkischen', KSz 5. 1904, s. 352 - 357. Pedersen, H., 'Armenisch und die Nachbarsprac- 
hen'. Kuhn's Zeitschrift XXXIX. 1904, Sköld, H., 'The suppoşed Armenien ınfluence on the Turkish 
Language' Lmguistic Gleanlngs, 1923 (bir öncekinin tenkidi), Sluszkievvicz. E.. 'Remarques 
sur la langue turque des Armeniens et sur les emprunts turcs de r armenien, I, RO XIV, 1938: Bay- 
dur, Suat Y., Dilimiz ve Yunan - Latin Asılllı kelimeler', TDAY Belleten 1953, Ankara, 1953, s. 93 - 
121,-Harfany, J. Nagy de. 'Cölloquia familiari turcico - latina', 1672; Eşenkova, Enver, Türk Dilinde 
Fransız Tesiri, 1959; Bonelli, 'Elementi italiani nel Turco ed elementi turchi nell' Italiano', L'Oriente, 
I, 1894, s. 178 - 196, Tietz, Andreas, XVI. Asırda Türk Gemici dili; Armistead, S. G., Silverman, J. 
H.. 'Exclamaciones turcas y otros rasgos orientales en el romancero judeo - espanol; Sefarad XXX, 
Madrid, 1970, s. 177 - 193, 'Arabic Refrains. in a Judeo - Spanisch Romance', Iberoromania, 21 
1970, Madrid, s. 91 - 95, Danon, A., 'Essai sur les vocables tursc . dans le judeo -espagnol'. KSz IV, 
1903, V, 1904; Altınkurt, Orhan 'Türkçenin Romen Dili Üzerindeki Tesirleri', Türk Kültürü, c. V, sayı 
60, s. 903 - 904; Buesku, Victor, Etymologies roumano - turques, 1962, Giurescu, C. C, Türkçenin 
Rumenler üzerindeki tesirleri', TD Belleten, seri II, sayı 1 - 3, 1945, Guboğlu, M., Rumanya Türkolo- 
jisi ve Rumen dilinde Türkçe Sözler', XI. Türk Dil Kurultayında Okunan bilimsel Bildiri- 
ler, 1966, Ankara, 1968, s< 265 - 272, Leobel, Theoph., Elemente turçestı, arabestı sl 
persane İn llmba Româna, İstanbul, 1894, 24 + 104 s., Contributiuni i observatiuni relative la 
opera 'infuenta orientala' de L. Saineanu, Analele, 1909, c. 30, s. 225 - 264, Meyer, Gustav, Tür- 
kische Studien I. Die Griechischen und Rumaenischen Bestandtl^eile im VVortschatz des Osma- 
nisch Türkischen, Sitzungsberichte d. K. akad. Wiss. in Wien, CXXVIII, 1893; Palenkovic, H„ Turski 
elementi u arumunskom dijalekta, 1939. Saineanu, L, Elemente turçestl in Llmba românA, 
1885, Des existence d'elements prö - ostanlis en oumain', Bull. Soc. Ling., Paris, 1901, s. X vd., 
Influenta orientala asupra limbei şi culturei roma ne I. Introducerea, II. Vocabularul: 1. Vorbe 
populâre 2. Vorbe istorica. Bukres. 1900 (bun'un fransızcası: L'lnfluence orientale sur la langueet la 
rivilization roumaines. I. La langue: Les elements orientaux en roumain) Romania 30, Paris 1901, s. 
539 - 566, 31, 1902, s. 82-99, 537-589, Tagliauni, C, A proposto delle voci turche nel rumeno, 
L'Europa Orientale, 1913, Tamer, Mefkure, Tükçenin Romenceye Tesiri', Türk Kültürü, c. IV. sayı 
38, 259-261, VVendin, Heinz F., Die Türklschen Elemente im Rumanischen, Berlin, 1960, 
IX + 188 s.; bkz. Baydur, Eren, Lokotch, Meyer, Miklosich vb. yk., Nevvton, Brian, The Grammatical 
Intrepretation of Italian and Turkisch Substantives into Modern Greek', Word XIX, 1963, s. 20 - 30, 
Ronzevalle, L., 'Les emprunts turcs dans le grec vulgaire de Roumelie et specialement 



TÜRK DlLÎ 



57 



d'Adrianople', JA, Seri X, XVIII, Paris, 191 1 , s. 69 -106, 257 - 336, 405 - 462 krş. Melange de la fa- 
culte orentale 5. no. 2. s. 517 - 588, Tietze, Andreas, 'Graiectıische Lehnwörter im Anatolischen 
Türkisch', Oriens VIII, 1955, 204 - 257, 'Eingie Weltere Griechische Lehnvvörter im Anatolischen 
Türkisch', Nemeth Armağanı,- Ankara, 1962, s. 373-388; Platts, John T., A Dictionary of Ur- 
du, Ciassical Hindi and English, Oxford University Press, 1960, VIII + 1254 s. Tuna, Osman 
Nedim, Turkic and Mongolian Loan VVords in Hindustani'; American Oriental Society, Society, 182 
nd meeting, duke University, Chapel Hill, 19. 4. 1972, 31 s.; Menges, Kari H.. The Turkich Lan- 
guages and Peoples, VVİesbaden 1963, (VI. The lexical composition of the Turkich languages) 
s. 168; Menges, K.H., a. y., s. 165, Arat, R. Rahmeti, Uygurlarda Istılahlara Dair', TM VII - VIII, 1. İs- 
tanbul, 1942, s. 56-81, Menges, K.H.. a. y., s. 168-172, Poppe, Nicholas, Introduction to Alta- 
ic Lingulstics, VVİesbaden, 1965, (5. 31. Sanskrit, Tokharian, Saka, and Sogdian Elements in 
Turkic. s. 167 - 168 ve 5.34. Ancient Indo European Loan - words in Mongolian, s. 169 - 170): Bat- 
tersby, Harold R., 'Arabic and Persian Elements in Ottoman Turkish (Osmanlıca', Reşid Rahme- 
ti Arat için, Ankara, 1966, s. 94 - 141 , Bittner, M., 'Der Einfluss des Arabischen und Persischen 
auf der Türkische', ŞWAW, CXLII, Wien, 1900, Bouvat, L, 'Les emprunts arabes et persans en 
turch psmanly', KSz IV, 1903, s. 316 - 334, Deny, Jean, Grammaire de la langue turque, Pa- 
ris, 1921, Devellioğlu, Ferit, Osmanlıca - Türkçe Ansiklopdik Lügat, Ankara, 1970 (ikinci 
baskı), X + 1438 + 118 s., Doerfer, Gerhard, Tûkische und Morigolische Elemente im Ne- 
uepersischen. Band II. Türkische Elemente im Neupersischen (ba bis kaf): (3 + 671) (410 - 
1015 maddeler), VVİesbaden, 1965 (tanıtma Poppe, N CAJ X, 1965, 75-79), 'Prologomena zu einer 
Unterzuchung der altaischen Lenhvvörter im Neupersischen', CAJ V, s. 1 - 26. Göyünç, Nejat, 
Türkçenin Farsça Üzerindeki Tesirleri'Türk Kültürü, c. V, sayı 51, s. 171 - 173, Köprülü, M. Fuad, 
'Yeni Farside Türk Unsurları', TM VII - VIII, c. 1 , İstanbul 1942. s. 1 -16, Olgun, İbrahim, 'Farsça ve 
Türkçe Ata Sözleri ve Deyimler üzerine, TDAY Belleten 1971, Ankara, 1973, s. 152 - 172 (63 atasö- 
zü ve 294 ortak deyim), Poppe, Nicholas, Introduction to Altaic Linguistics, VVİesbaden, 
1965, 5, 32. Iranien Elements in Modern Turkic Languages, s. 168-169; Dilaçar, A., " Orta-lranca 
Türkçe İlişkileri; XI. Türk Dil Kurultayında okunan Bilimsel Bildiriler, 1966, Ankara, 
1968, s. 153-158, s. 157, Menges, Kari H., The Turkic Languages and Peoples, VVİesba- 
den, 1963. VI. The iexical composition of the'Turkic languages, s. 165 - 179 (Iran dilleri: s. 165. 
169*171, 173); Dilaçar, A., yk., göst. y, s. 156, Menges,. Poppe, göst. y. Poppe, Nicholas, yk. göst. 
y. 5, 31. Sanskrit, Tokharian, Saka ve Sogdian Elements in Turkic, s. 167-168; bk. Dilaçar. Menges, 
Poppe, göst. y.; Abaev, V. I., 'Obşçie elementi v yazıke osetin balkartsev i karaçaevtsev', JâM 1, 
1933, S. 71 - 89, Schmidt, Gustav, 'Über die ossetischen Lehnvvörter im Karatschajischen', AAF 27, 
1932, s. 364 - 395; Dilaçar, yk. göst.y.s. 157, Menges, yk. göst. y. Poppe, yk. göst. y., Telegdi, Zs., 
Un emprunt sogdien turc', KCsA. I, Ergânzungsband 5, 1939; Doerfer, G., Türkische Lehnvvör- 
ter im Tadschikischen, VVİesbaden, 1967; Menges, K.H., Poppe Festschrift, s. 100 vd.; 
Menges. K.H., The Turkic Languages and Peoples, yk. göst. ys. 176: Menges, K.H., a y.,; 
Menges, K. H„ a.y.; Farquhar, D. M. (bkz. Poppe, N., göst. y., s. 175); Svvadesh, Morris, 'Linguistic 
overvievv' (s. 527 - 556; özellikle 535 - 538) Prehistoric Man in the New World, ed. Jesse 
D.Jennigns, Edward Norbeck, Chicago London. 1971 (beşinci baskı) (burara Aymara, Quechu- 
a, Kwakiutl, Mapuche, Navaho için birkaç örnek var), Togan, Zeki Velidi, Umumi Türk Ta- 
rihine Giriş, 2. baskı, İstanbul, 1970 (s. 16. 6 Türk - Orta Amerika, Algonkin, Atapaska, Hu- 
ron'da birkaç kelime), Türkkan, Reha Oğuz, 'On the turkish presence in the Americas before 
Cofumbus', CulturaTurcica, Völ. VIII - X, 1971 - 1973, (s. 157-173'te Algonkin, Allentiak, Av- 
mara Maya, Navaho'dan birkaç kelime), bkz. ayrıca yk. N. 84; Koşay, Hamit Zübeyr, 'Munda 
Dillerindeki Türkçe Unsurlar' (Türkische Elemente in den Munda - Sprachen), TTK Belleten, c. III, 
sayı 9 Ankara, 2 kânun 1939, s. 107 - 126; Czermak, (Mengen, Osvvald'in 'Die jungpaâoltische 
Knochenkultur und ihre «eltgeschichtliche Bedeutung', Mitteilungen der VVİener Anthrppologisc- 
hen Geselschaft LXIII, 1928, s. 8 - 11'den naklen); Menges, K.H., 'Zwei alt-mesopotamisçhe Lehn- 
vvörter im Altajischen' UAjb. XXV, VVİesbaden, 1953, s. 299 - 304 (aynı konuda Joki ve Poppe'nin 
de çalışmaları var); Ateş, Ahmet, 'Arapça yazı Dilinde Türkçe Kelimeler', Reşid Rahmeti Arat 
İçin, TKAE yayınları: 19, Seri I, Sayı 82, Ankara 1966, s. 26-31; II. TKA.. Y. 1, II, sayı 1-2, Ankara 
1965, s. 5-25 (530 türkçe kelime), Battersby, R.H. yk. göst. y., Bittner, M. yk. göst y„ Bouvat, L. yk. 



58 



TÜRK DÜNYASI EL KİTABI 



göst. y„ Cheneb, Mohammed Ben, 'Mots turks et persans conserves dans le parler alge'rien', Air 
ger, 1922, bunun tercümesi: Ateş. Ahmet, 'Cezayir konuşma dilinde muhafaza edilen türkçe ve 
(türkçe aracilğı ile gelen) farsça kelimeler', TDAY, Belleten, 1966, Ankara, 1967, s. 157 - 213 (634 
kelime), Devellioğlu, Ferit. yk. göst. y., Gordlevskiy, 'K vöprosu o vliyanii turetskogo yazika na 
arabskiy', Zapiski Kollegii Vostokovedov pri Azitaskom Müzee, V. 1930, Mahfuz, Husayn Ali, 'al-AI 
faz al-turkıya fi'l-lahcat al-'irakıya al-Turaş al-şa'bi, nu, 6, Bağdad 1964, s. 1-24 (500 kadar türkçe 
kelime), Onat, Naim Hazım, Arapçanın Türk Diliyle Kurulusu, I. İstanbul, 1944, II. 1 . fasikül, 
1951 (özellikle Suriye, Irak arapçası). Tietze, Andreas, 'Direkte arabische Enthlenungen im anato- 
lischen Türkisch, Jean Deny Armağanı, Ankara, 1958, s. 255 - 339; bkz. menges K.H. yk. göst. 
y.s. 168, 170, 172, Laufer B. Loan vvords in Tibetan', Toung Pao XVII, 1916; Joki, Aulis J., 'Altaisc- 
he staatliche und soziale Termini in den uralischen Sprachen', Daimi Melletlerarası Altayistler Kon- 
feransı, XVI. toplantı, Ankara, 23 ekim 1973; Beke. O., 'Zur Lautgeschicte der tschuwassischen 
Lehnwörter im Tscheremissischen Sprache', FUF XXIII, 1935, zs. 66 - 84, 'Zu den tschuvvassischen 
Lehnwörten der tscheremissischen Sprache', MSFOu LVII, 1933. s. 42-50, Râsânen, M., Die tschu- 
vvassische Lehnwörter im Tscheremissischen, MSFou XLVIII, 1920. XVII + 276 s Di» tatarisehe 
Lehnvvörter İm Tscheremissischen, MSFOu L, 1923.99 s., Trükische Lehnvvörter in den 
permischen Sparchen und im Tscheremissischen', FUF XXIII. 1935, s. 103 - 107, VVİchmann, Y., 
Di* tschuvvassischen Lehnvvörter in dan permischen Sprachen und im Tschere- 
missischen, MSFOu XXI. 1903, 28 + 170 s.; Paasonen, H., 'Die türkischen Lehnwörter im Mord- 
winischen', JSFOu. XV, 2, 1897, 64 s.; Munkacsi, B., Votjâk nyelvtanulmânyok I. Idegen elemek a 
votjak nyelvben - Török elemek a votjâk szokincsben', NyK XVIII. 1884; Râsânen M., VVİchman, Y„ 
yk. göst. y.; Castren, M.A., Versuch elner koibalischen und karağassischen Sprach- 
lehre, 1857, Donner, K., 'Altaische Lehnvvörter İm Samojedischen', Vortrag İn der Finnisch - Ug- 
riechen Gesellschaft, 1911, 'Zu den âltesten Berührungen zvvischen Samojeden und Türken', 
JSFOu XL, 1, 1924, 42 s., Ramstedt, G.J., 'zu den samojedisch altaischen Berührungen', FUF XII, 
1912; Castren, A.M., Versuch einer jenissei -ostjakischen und kottischen Sprachlehre, 1858, 264 
s; Joki, A.J., Die Lehnvvörter des Sajansamojediehen, MSFOu CİN, Helsinki 1952, 393 s.; 
Donner, K., bkz. yk. göst, y.; Benzing, J., 'Die angeblichen bolgarisch - türkischer Lehnvvöter im 
Ungarischen', ZDMG LCVIII, 1944, Gombocz, Z., Honfoglalaselötti török Jö- 
vevenyzavaink, Budapest, 1908, IV + 108 s. Die Bulgarisch - Türkischen Lenvvörter in 
der ungarischen Sprache, MSFOu XXX, 1912, VIII + 251 s., 'A pannoniai avarok nyelveöl', 
MNy XII, 1916, Observation sur le consoriastisme des mots d'emprunt turcs en 
Hongoris, Paris, 1929, 80 s., Kakuk, N. Zsuzsa, 'Osmanlıcadan Macarcaya Geçmiş Olan Kelime- 
ler', TDAY Belleten 1968. Ankara, 1969,s. 65 - 80, Kihalt oszman -török jövevenyszavak', MNY LIJI, 
1957, Kunos, I., 'Spuren-der Türkenherrschaft in der ungarischen VVortscahtz', KSz.1l. 1900, Ligetti, 
L., 'A propos des 6lements *altaiques' de la langue hongroise', ALH 1 1, 1 -2, 1961 , s. 15-42, 'A tö- 
rök hosszu moganhangzök '(Die türkischen langen Vokale) MNy 34, 1938, s. 65 - 76, Mandoky, 
TEtymologie Turque de Deux Mots Hongrois', AOH XXV, fasc. 1 - 3, 1972, s. 391 - 403, Miklosich, 
F., Die slavlcshen, magyarischen und rumunlschen Elemente in türkischen 
Sprachaatze, Sitzungsbericte der kaiserHchen Akademie der VVİssenschaften in Wien. CXVIII, 
1889, Munkacsi, B., 'Adalekok a magyar nyelv regi török elemeihez', Nyk XVIII, 1884, 'Ujâbb 
adalekok a magyar nyelv török elemeihez', Nyk XX, 1886-1887, XXI, 1890 'Hunnishe Sprachdenk- 
mâler im Ungarischen; Ksz II, 1901 ; Nemeth, Gyula, 'Nyelvünk rögi török jöveyönyszavai; Nyr, XVI, 
1912, 'A hunok nyelve (Atilla âs Hunjai), 1940, Török jövevenszök', Melich Emlekkönyv, 1942, Pal- 
to', M. K., 'Hungaro - Tschuvvaschica', UAJb XXX, 1959, s. 239 - 258, Poppe, Nicholas, On Some 
Altaic Loan VVords in Hungarian', American Studies in Uralic Linguistics, Uralic and Altaic 
Series 1., Bloomington, Indiana, 1960, s. 139 - 147, Râsânen, M., 'Über die langen Vokale der tür- 
kischer Lehnvvörter im Ungarischen', FUF XXIV, 1937, s. 246 - 255; Paasonen, H., 'Über die tür- 
kischen Lehnvvörter im Ostjakischen', FUF II, 1902, s. 81 - 137; GombocZ, Z., 'Adalekok a vogul. 
hyel török elemeihez', NyK XXXI, 1901, Kannisto, A., Die tatariseha Lehnvvörter im Vogu- 
llshen, FUF XVII, 1925, 264 s.